Kayseri Sohbet Odalari

Eylül 7, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Kayseri Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   

 
 

KAYSERI HAKKINDA
Bu madde Kayseri il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Kayseri (anlam ayrımı) sayfasına gidiniz.

Kayseri ili

İdarî Teşkilat

Vali: Mevlüt Bilici
İstatistikler
Nüfus 1.165.088[1]
― Şehir nüfusu 895.253[1]
― Köy nüfusu 269.835[1]
Yüzölçümü 16.917 km²
Nüfus yoğunluğu 68.53 kişi/km²
Genel bilgiler
Bölge İç Anadolu Bölgesi
Alan kodu 0352
Valilik Web sitesi kayseri.gov.tr

Kayseri ili, İç Anadolu Bölgesi’nde bir ildir. Dünya’nın en eski şehirlerinden biri olan Kayseri, klasik çağlarda Kapadokya adı verilen bölgededir. Kızılırmak’ın güneyinde bulunan bu bölge, Tuz Gölü’nden Fırat nehrine kadar uzanır. İpek Yolu buradan geçer.
7 Dış bağlantılar

Etimoloji
Kayseri kentinin adı Latince Caesarea, Yunanca καισαρία (kaysaria) adı Arapça biçiminden Türkçeleştirilmiştir. Eski isimleri Mazaka ve Kaisareia (Fransızca Césarée)’dır..

Kayser veya kaysar (Arapça ve Osmanlıca: قيصر), Roma ve Doğu Roma (Bizans) imparatorlarına verilen Caesar (Yunanca: καισαρ, kaisar) ünvanının İslam ülkelerinde kullanılan biçimidir. Osmanlı sultanları II. Mehmed’ten başlayarak resmi sıfatları arasında Kayser-i Rum ünvanını da kullanmışlardır.

Caesar asıl olarak Roma’lı devlet adamı Caius Julius Caesar’ın (MÖ 100-44) lakabıdır (cognomen). Caesar’ın manevi oğlu olan ilk Roma imparatoru Octavianus Augustus, onursal bir ünvan olarak Caesar lakabını benimsemiştir. Daha sonraki Roma imparatorları da Caesar ve Augustus ünvanlarını bir arada kullanmışlardır.

Rus hükümdarları, Caesar adının Rusça biçimi olan tsar (Rusça: цар, çar) ünvanını 1453′te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden kısa bir süre sonra benimsemişlerdir. Adlandırmanın amacı, Osmanlı sultanlarının Rum kayserliğine varis olma iddiasına karşı koymak ve Bizans tahtının mirasında hak iddia etmektir

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu (961-1804), Avusturya İmparatorluğu (1806-1918) ve Alman İmparatorluğu (1871-1918) da Latince Caesar ve Almanca Kaiser ünvanlarını kullanmıştır. Özellikle son Alman imparatoru II. Wilhelm (1888-1918), Kaiser ünvanını ön plana çıkarmıştır. Türkçe kullanımda Alman imparatorunun lakabı çoğu zaman kayzer, eski Rum ve Osmanlı hükümdarlarının lakabı ise kayser imlasıyla yazılır. Ayrıca Yılanlıdağın zirvesinde dönemin en büyük Kapadokya Kralına ait olan mezar kabri keşfedilmiş, çevresinde çok eski tarihi bir kale ve kale ortasında bir darphane de bulunmuştur. Kale içindeki kazılarda ele geçen bir tablete göre bu dağ üzerinde gizli bir yerde yeraltı şehri ve hazineler bulunmakta olduğu iddia edilmektedir

KAYSERİ
Yıl Kent Nüfusu Köy Nüfusu Toplam Nüfus
1927 60.379 190.111 250.490
1935 71.344 239.114 310.458
1940 80.189 262.780 342.969
1945 86.474 283.615 370.089
1950 101.990 301.871 403.861
1955 128.262 293.748 422.010
1960 161.340 319.047 480.387
1965 191.221 344.985 536.206
1970 236.824 361.869 598.693
1975 295.582 381.227 676.809
1980 380.352 398.031 778.383
1985 495.457 368.603 864.060
1990 604.072 339.412 943.484
1997 679.906 299.021 978.927
2000 732.354 328.078 1.060.432
2002 775.545 342.031 1.117.576
2004 794.472 289.756 1.084.228
2007 895.253 269.835 1.165.088
2008 1.001.449(*) 182.937 1.184.386
2009 1.027.279 178.593 1.205.872
2010(?) 1.120.158 139.721 1.259.879

Özellikler
Türkiye’nin önemli volkanik dağlarından olan 3917 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağı, Kayseride bulunmaktadır. Erciyes Dağı’ndaki Erciyes Kayak Merkezi Türkiye’nin önemli kayak merkezlerindendir.
Şehir ayrıca 1978′de açılan Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri olan Erciyes Üniversitesi’ne ve 2008 yılında açılan Melikşah Üniversitesine ev sahipliği yapmaktadır.
Bazı ünlü iş adamları, Kadir Has,Tuncay Aydoğdu,Hüsnü Özyeğin,Hacı Boydak, Asım Kibar, Mustafa Köseoğlu, Saffet Aslan, Kemal Dedeman ve Tuncay Özilhan gibileri Kayserilidir. Sabancıların kökeni de Kayseridir. Ayrıca ünlü mimar Mimar Sinan, Aşık Seyrani ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Kayserilidir.

Sahabiye Medresesi (Kayseri Cumhuriyet Meydanı)Kayseri şehri yollarının genişliği ile dikkat çeker.
Kayseri sanayi açısından epey yol katetmiştir ve Türkiye’nin önde gelen sanayi şehirlerinden birisidir. Pek çok ünlü marka Kayseri’den gelir.
Kayseri; pastırma ve mantısıyla meşhurdur.
Türkiye’nin ilk 32864 kişilik üstü kapalı futbol stadyumu Kayseri’de bulunmaktadır.
M.Ö. 2800′lü yıllarda önemli bir merkez olan Kaniş Höyüğü, Kayseri’nin 20 km kuzey doğusunda bulunmaktadır.
Kayseri, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’da kurulan Anadolu Selçuklu beyliklerinden en güçlüsü olan, Danişment Gazi’nin kurduğu Danişmentliler Beyliği’nin en önemli kentlerinden biri olmuştur.
M.S. 260 yıllarında nüsufu 400.000′i aşıyordu.
Sektörler itibarı ile Kayseri
Medya

Kayseri il merkezinde, 7 günlük siyasi gazete, 4 yerel televizyon ve RTÜK’e kayıtlı 16 radyo ve 1 tane yerel internet sitesi bulunmaktadır. Günlük gazetelerinden Erciyes Gazetesi web ofset, diğerleri ise tabaka ofset sistemi ile basılmakta olup, Basın İlan Kurumu’nun Kayseri’de şubesi bulunmaktadır. Erciyes tv, Kayseri TV Elif Tv,KAY Tv,Kanal 38 ve Erciyes Üniversitesi tarafından yayınlanmakta olan Kampüs tv ile Kayseri medyası oldukça gelişme göstermiştir.Ayrıca kayseri tv de uydudan yayın yapmaktadır.
Sosyo-Ekonomik gelişmişlik endeksi
İllerin Sosyo ekonomik gelişmişliklerinin takip edildiği indekse göre Kayseri 1996 yılında 15′i sıradayken, en son 2003 yılında hazırlanan ve 2004 Mayıs’ında yayınlanan indekste ise 19.’dur. Sıra değişimi -4′dür. Her iki indeks çalışmasında da Kayseri, 2. derece gelişmiş iller arasında yer almıştır.

Tarım
Tarım, Kayseri ekonomisinde sanayi, ticaret, ulaştırma sektörlerinden sonra gelmektedir. 671.000 hektar arazi tarımda kullanılmaktadır. Bu miktar il topraklarının %40′ına karşılık gelmektedir. İl sanayisinin %13′ü tarım dışı, %6’sı çayır-mera, %41′i orman fundalıktır. Tarım arazisinin %48′i tahıl ekimine ayrılmakta %42’si ise nadasa bırakılmaktadır. Kalanı baklagillere, endüstriyel bitkilere, yağlı tohumlara, yumru bitkilere, sebzelere ve meyveciliğe ayrılmıştır. 607.000 hektar sulanabilir arazinin 150.000 hektarı ekonomik olarak sulanabilmektedir. Sulama kapasitesi artarken sulu tarımda verim 5-6 kat artacağından sulama projeleri inşaatları sürdürülmektedir.

Hayvancılık

Kayseri’de küçük ve büyükbaş hayvancılık Türkiye ortalamasına yakın olup, küçükbaş potansiyeli büyükbaş potansiyeline göre daha fazla gelişmiş durumdadır. Kanatlı hayvan varlığı Türkiye ortalamasının iki katı seviyesindedir. Kayseri’de üretilen hayvansal ürünler içerisinde parasal değer olarak ilk sırayı et, ikinci sırayı süt, yumurta da üçüncü sırayı almaktadır. Beyaz et 4. ana üründür. Kayseri’de tatlısu balıkçılığı da sürekli gelişmektedir.

Ormancılık
Kayseri orman potansiyeli bakımından zengin değildir. Türkiye orman varlığının %0,5′i Kayseri’dedir. Kayseri’de 22000 hektar normal ve 85000 hektar bozuk olmak üzere 107000 hektar orman arazisi bulunmaktadır. Orman yapısının zayıflığı orman ürünleri üretimini de sınırlamaktadır.

Sanayi
Küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri sanayi sektörünün altyapısı olarak değerlendirilebilir. Kayseri’de KSS kapsamında 3500′e yakın işyeri yapılmıştır. İlde 8 KSS faaliyet göstermektedir. Kayseri’de 6 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 1. Organize Sanayi Bölgesi dışındaki Mimarsinan Organize Sanayi ve İncesu Organize Sanayi bölgeleri 2005 yılında faaliyete başlamıştır ve henüz sanayiye katkıda bulunmamaktadırlar. Sanayi altyapısı çerçevesinde Kayseri Serbest Bölgesi de önemli görülmektedir. Kayseri Serbest Bölgesi Türkiye’nin en büyük serbest bölgesi alanına sahiptir.Kayseri Serbest Bölgesinde 2007 yılı verilerine göre 43 tesis faaliyet göstermektedir. Kayseri 1. organize sanayi bölgesinde 2006 yılı itibariyle 711 sanayi tesisi bulunmaktadır.

Ticaret
Ticaret sektörü, gerek sanayileşme ve kentleşme olgularıyla olan iki yönlü bağlantısı ve gerekse yarattığı gelir ve istihdam açısından Kayseri için çok önemlidir. Sanayi yapısı ile tarım ve hayvancılık potansiyeli Kayseri’deki mevcut ticari hayatın gelişmesinde önemli bir yer tutmaktadır.

Kayseri’nin sanayi üretim kapasitesi ve çeşitliliği dış ticareti de geliştirmiştir. takribi bir buçuk milyar dolar ihracat gerçekleştirilmektedir. İlde 20000′i aşkın ticaretle uğraşan işyeri vardır. Kayseri’de bankacılık da gelişmiştir.

Yatırım ortamı

Gelişim bileşenleri açısından Kayseri yeterli bir ildir.

Sanayinin gelişimini sürdürmesi açısından Kayseri’nin avantajlı olduğu ve olmadığı durumlar irdelendiğinde, dezavantajlı durum görülmemektedir.

Kocaeli Sohbet Odalari

Eylül 7, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Kocaeli Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   


 
 

KOCAELI HAKKINDA

Kocaeli ili, Türkiye Cumhuriyeti’nin Marmara Bölgesi’nin Anadolu yakasında yer alan bir ildir. İlin merkezi İzmit’tir. Adını, 1320 senesinde İzmit ve havalisini fetheden Akça Koca’dan alır.
Coğrafi Konumu [değiştir]
Kocaeli ili, Marmara Bölgesi’nin Çatalca-Kocaeli Bölümü’nde, 29°22′—30°21′ doğu boylamı, 40°31 ‘—41°13′ kuzey enlemi arasında yer alır. Doğu ve güneydoğuda Sakarya, güneyde Bursa illeri, batıda Yalova ili, İzmit Körfezi, Marmara Denizi ve İstanbul ili, kuzeyde de Karadeniz’le çevrilidir. İl merkezi İzmit’in doğusundan geçen 30° doğu boylamı Türkiye saati için esas kabul edilir. Kocaeli ilinin yüzölçümü 3.505 km 2 ‘dir. Asya ile Avrupa’yı birleştiren önemli bir yol kavşağında bulunmakta­dır. Doğal bir liman olan İzmit Körfezi işlek bir denizyoludur. İlin kuzeybatı yüzündeki İstanbul il sınırı, Gebze ile İstanbul arasında akan Kemiklidere’ nin doğusundan geçer. Güneybatıda İstanbul-Kocaeli sınırı İzmit Körfezi’nin karşı kıyısında Yalova topraklarıyla son bulur. Bursa sınırını Samanlı Dağları’nın tepelerinden geçen hat oluşturur. Güney­doğuda bu sınır Maşukiye’ nin hemen yanındaki Sapanca Gölü kıyısında Sakarya iline dayanır.

Ovalar ve Platolar
İlde çok sayıda küçük dere vadisi vardır. Ovalar genellikle akarsuların yığıntılarıyla oluşmuş küçük alüvyal düzlükler niteliğindedir. Karadeniz’e dökülen akarsuların oluşturduğu vadiler, Kocaeli Yarımadası’nın yeni bir biçim almasına yol açan tektonik hareketlerin öncesinde ortaya çıkmış, buna karşılık Marmara Denizi’ne dökülen akarsu vadileri bu hareketlerin sonrasındadır.

Kocaeli Yarımadası’nın bugünkü biçimi, İzmit Körfezi ve Sapanca Gölü gibi tektonik çöküntüler, Karadeniz gibi çanaklaşmalar ve deniz yüzeyindeki değişmelerle belirlenmiş yarımadanın kıyı kesimlerinde denize taraçalar oluşmuştur. Bu arada akarsuların aşağı çığırlarında da genişleyen alüvyal dolgu tabakalar ve kıyı birikim kuşakları oluşmuştur. Daha önce de belirtildiği gibi yarımadadaki su bölümü çizgisi, İzmit Körfezi’ne çok yakın bir kesimden geçmektedir.

Coğrafi yapı
İl topraklarından kaynaklanan suların bir bölümü Ka­radeniz’e, bir bölümü de Marmara Denizi’ne ulaşır. Kocaeli Yarımadasında uzanan dağların sırtı İzmit Körfezi ve Mar­mara’ya daha yakın olduğundan Karadeniz’e dökülen akar­sular daha uzundur. Gebze’nin Tepecik köyü yakınlarından doğan 71 km uzunluğundaki Riva (Çayağzı) Deresi İstanbul Boğazı giri­şinin doğusunda Karadeniz’e dökülür. Ağva Deresi de denen Göksu Deresi Karayakuplu köyü yakınlarından çıkar ve Ağva’da Karadeniz’e ulaşır. Yine Karadeniz’e dökülen Yulaflı Deresi’nin uzunluğu 43 km’dir. Üzerinde İstanbul kentine su sağlayan Darlık Barajı bulunan Darlık Deresi de il toprak larından doğar. Denizli köyünden doğup Karadeniz’e dö­külen Kocadere’nin uzunluğu 50 km’dir. İl topraklarından doğup, il sınırları içinde Karadeniz’e dökülen başlıca akarsu Kandıra ilçesindeki Sansu’dur. Sakarya Nehri’ne Karadeniz’e dökülmeden önce katılan son akarsu olan Kaynarca Deresi de Kandıra ilçesinden doğar. Samanlı Dağları’ndan doğan Kirazdere İzmit kentinde körfeze dökülür. Bu dere üzerindeki Kirazdere Barajı’nın yapımı 1997′de tamamlanmıştır. Gebze ilçesindeki Dilovası Deresi’nin uzunluğu 12 km’dir. Pelitli kö­yünün güneyinden ve Tavşanlı köyünün kuzeyinden geçerek İzmit Körfezi’ne dökülür.542kmburhan dereside vardır

Göller
Batı bölümündeki 7km’si Kocaeli sınırları içerisinde kalan Sapanca Gölü’nün yüzölçümü 47 km²’dir. Uzuntarla, Maşukiye ve Eşme Beldelerine sınırdır.. İzmit kentine su sağlayan Kirazdere Barajı’nın ardında yer alan yapay göl ise 1,74 km²’lik bir alanı kaplar. Bir başka yapay göl de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin su ihtiyacını karşıla­mak için yaptırılan barajın ardında su toplanması sonucu oluşan Yuvacık Baraj Gölü’dür.

İklim
Körfez kıyılarıyla Karadeniz kıyısında ılıman, dağlık kesimlerde daha sert bir iklim hüküm sürer. Kocaeli ikliminin, Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş oluştur­duğu söylenebilir. İl merkezinde yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı, zaman zaman karlı ve soğuk geçer. Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan kıyıları ile İzmit Körfezi’ne bakan kıyılarının iklimi arasında bazı farklılıklar göze çarpar. Yazın körfez kıyılarında bazen bunaltıcı sıcaklar yaşanırken Karadeniz kıyıları daha serindir- İl merkezinde ölçülen en yüksek hava sıcaklığı 44,1 °C (13 Temmuz 2000), en düşük hava sıcaklığı -8,3 °C (23 Şubat 1985), yıllık ortalama sıcaklık ise 14,8 °C’dir. Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1.000 mm’yi aşar. Bu miktarı güneye doğru gidildikçe azalır, İzmit’te 800 mm’nin de altına düşer (784,6 mm). Samanlı Dağlan’nın kör­feze bakan yamaçlarında iklim Karadeniz kıyılarına benzer. Yağış miktarı da bu kesimde farklıdır. Rüzgârlar kışın kuzey ve kuzeydoğudan, yazları ise kuzeydoğudan eser.

Bitki Örtüsü
Kocaeli’nde bitki örtüsü, genelde Marmara Bölgesi özelliğini taşımakla birlikte, kıyısıyla dağlık alanlar arasında önemli farklılıklar görülür. Ayrıca kuzeyden güneye doğru gidildikçe Karadeniz kıyısına özgü bitki topluluklarının yerini Akdeniz bitkileri almaya başlar. Samanlı Dağları ile Karadeniz kıyısı ardındaki alanlar sık ve nemcil ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar daha çok kayından oluşur; bazı kesimlerde kayına gürgen, kestane ve meşe de karışır. Samanlı Dağlan’nın yüksek kesimleri iğneyapraklılarla örtülüdür. İzmit Körfezi’nin kuzey ve doğu­sunda Akdeniz iklimine özgü makilere rastlanır. Eskiden kör­fezin kuzey kıyılarında yaygın olan zeytinlikler kent ve sanayi alanı elde edilmesi amacıyla yok edilmiş durumdadır. Tahrip edilen ormanlık alanlar step bitkileri ve yalancı makilerle kaplıdır. arasıra değişebilir.Bölümün Karadeniz kıyılarını bakan taraflarında ormanlar görülürken, Marmara Denizi kıyısında bitki örtüsü yerini maki ve zeytinliklere bırakır. Bölümde toprakları bulunan İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinin üçünde de kuzayde yerleşim seyrektir. Nüfus yoğunluğu daha ılıman iklime sahip olan, güneydedir. Kuzeydeki en öenmli yerleşim merkezi Şile’dir. Buna karşılık güneyde en önemli yerleşim birimleri, İzmit, Gölcük ve İstanbul’dur.

Aydin Sohbet Odalari

Eylül 7, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Aydın Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   

 
 

AYDIN HAKKINDA

Bu madde Aydın il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Aydın (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.

Aydın ili
Konum

Sol sütunun en üstünden sağa ve bir alt satırdan yine sağa doğru;
1. Karpuzlu İlçesi ve Antik Carian, Alinda Şehri Kalıntıları.
2. Aydın Şehir Merkezi.
3. “Atçalı Kel Mehmet Efe” Heykeli.
4. Bafa Gölü Manzarası.
5. Aydın Şehir Merkezi.
6. Kuşadası Limanı ve Kuşadası.
Aydın ilinin konumu.
İlçeleri ile birlikte.
Yönetim
Ülke: Türkiye
Coğrafi Bölge: Ege Bölgesi
Vali: Hüseyin Avni Coş
Genel bilgiler
Yüzölçüm: 8.007 km2 (3.092 sq mi)
Nüfus: 979.115[1]
Diğer bilgiler
Plaka kodu: 09
Alan kodu: 256
Website: T.C. Aydın Valiliği

Aydın, Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde bulunan, turizm ve tarım açısından gelişmiş bir ildir. Plaka kodu 09′dur. Aydın Türkiye’nin ilk demiryolu kurulan şehridir. Aydın’da çok sayıda tarihi eser bulunur. Türkiye’nin en uzun ikinci tüneli buradadır.Tarihi ve doğal güzellikleriyle bir turizm cennetidir.
Tarihçe
Aydın (Juliapoli), Traklar tarafından kurulmuş ve önceleri Tralles adı ile anılmıştır. Depremle yıkıldıktan sonra yeniden imar edilmiş,Traklar’dan sonra Spartalılar, Hititler, Frigler, İyonlar, Lidyalılar, Persler ve Romalılar zaman zaman yörede hakimiyetlerini kurarak kendi kültürlerini bölgeye taşımış ve yörenin gelişmesine öncü olmuşlardır.Bir çok medeniyete evsahipliğî yapmıştır.

1186 yılında Selçuklular’ın, 1300 yılında Aydınoğulları’nın eline geçen kentin adı Aydın Güzelhisar olmuştur. Bu ad Aydın şekline dönüşmüştür. 1426 da Osmanlılar’ın eline geçen Aydın bu günkü yerine kurulmuştur. 1919 yılında il olmuştur.

Bugünkü Aydın; kuzeyindeki Top Yatağı sırtında kurulan Tralles Kenti ile birlikte MÖ.2500 yılında Hititler zamanında gelişmiş, VII. yy.da Lydia zamanında da en parlak çağını yaşamıştır. Sırasıyla Neolitik, Kalkolotik, Tunç Çağları ile Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans çağlarını, 1171-1270 yılları arasında Selçuklular, 1270-1307 yılları arasında Menteşeoğulları, 1307-1390 yılları arasında Aydınoğulları, 1390-1922 yılları arasında Osmanlı dönemini yaşamıştır. Selçuklularla birlikte Türk uygarlığının kültür varlığı ve eserleriyle donatılan Aydın, sosyal hizmetler, tarım ve mimaride uygar günlere şahit olmuştur. Aydın’ın Türk egemenliğinde bir yönetim birimi statüsü kazanması 1390 yılında Yıldırım Beyazıt’ın şehzadesi Ertuğrul Bey’in Vali olarak Aydın’a atanmasıyla başlamıştır.

İsim ve İdari Tarihçe

Aydınoğulları zamanında şehrin adı Aydın Güzelhisarı olmuş, daha sonra Aydın adını almıştır. Şehir, XIV yy. da bugünkü yerine kurularak idari kademelendirme sırasıyla, 1390 yılında eyalet, 1426 yılında sancak, 1811 yılında eyalet, 1850 yılında İzmir’e bağlı sancak olmuştur.Aydın’ın 1919 yılına kadar sancak şeklinde devam eden bu yönetim şekli, 25 Mayıs 1919-7 Eylül 1922 yılları arasında 40 aya yakın süren işgalden sonra ve Kurtuluş Savaşının kazanılmasıyla birlikte 1923 yılında değişmiş, müstakil vilayet olmuştur.

Coğrafya
Coğrafi konumu

İlin orta ve batı kesiminde verimli ovalar, kuzeyinde Aydın Dağları, güneyinde Menteşe Dağları ile çevrili Büyük Menderes Havzası üzerinde 8007 km2 lik bir alan üzerine kuruludur. Doğuda Denizli, batıda Ege Denizi, kuzeyde İzmir ve Manisa, güneyde ise Muğla illeriyle komşudur. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilde yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer.

Aydın sınırları içinde büyük, küçük birçok akarsu mevcuttur. Büyük Menderes Nehri Ege Bölgesi’ nin en uzun akarsuyudur. Toplam uzunluğu 999 km. İl içindeki uzunluğu ise 500 km dir. Çine çayı, Akçay ve Dandalaş çaylarının sularını toplayarak Ege Denizi’ne dökülür.

İlin en büyük gölü Bafa olup, Büyük Menderes, deltasının güneydoğusundadır. Diğer gölleri Samson ve Azap gölüdür. Aydın; tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıklara merkez olmuş, antik çağın Afrodisias, Milet, Alinda, Didyma, Nisa, Prien, Magnesia gibi önde gelen kentlerinde sayısız bilgin ve bilge kişiler yetişmiştir.

Aydın, orta ve batı kesiminde verimli ovalar, kuzey ve güneyi dağlar ile çevrili Büyük Menderes Havzası üzerinde 8007 km2 lik bir alan üzerine kuruludur. Doğusunda Denizli, batıda Ege Denizi, kuzeyde İzmir ve Manisa, güneyde ise Muğla illeriyle komşudur.

İl, 37°-44′ ve 38°-08′ kuzey enlemleri ile 27°-23′ ve 28°-52′ doğu boylamları arasında yer alır.

İklim ve Bitki Örtüsü
Aydın’da akdeniz iklimi görülür. Maki ağaçları vardır. Yıllık sıcaklık ortalaması 28° civarındadır. Yazları sıcak ve kurak,kışları yağışlı ve ılık geçer.Senelik yağış miktarı 580-1000mm arasındadır.

Akdeniz ikliminin hakim olduğu İl’de yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Ortalama sıcaklık 17.6 °C, ortalama yağışlı gün sayısı 80.6, ortalama yağış miktarı 677,5 mm/yıl’ dır. Büyük Menderes vadisi, diğer Ege ovaları gibi batıda denize doğru açılan bir oluk biçimindedir. Bu yüzden denizin ılıtıcı etkisi ve yağış getiren rüzgarlar iç kısımlara kadar kolaylıkla girer.

Trenle veya karayolu ile İç Anadolu yönünden Büyük Menderes vadisine girenler, Denizli’den İzmir’e doğru yaz kış tüm ova ve yamaçları kaplayan yemyeşil bir örtüyle karşılaşırlar.

Ova tabanında incir, zeytin ve portakal bahçeleri büyük alanlar kaplar. Bunların dışında bağlar, bahçeler ve pamuk tarlaları geniş yer tutar.

Aynı zamanda Akdeniz yöresinin bitki örtüsü, sert yapraklı, kurağa dayanıklı bodur makiler görülür. Kocayemiş, mersin, defne, delice ve aşı zeytinler, menengeç, dere boylarında zakkumlar ve bunlar arasında kekik, nane, lavanta çiçeği gibi kokulu bitkiler de vardır.

Bunların yanı sıra dağlarda çam, kestane, çınar, dişbudak, ıhlamur gibi ağaçlar görülür. İl topraklarının % 37’si ormanlarla kaplıdır. Bunların beşte biri üretime elverişli koru ormanlarıdır.

Olumsuz Yönler ve Muhtemel Riskler

Aydın’da kırık fay hatlarına bağlı olarak bölge, miyosenden beri çok aktiftir. Bu aktiflik, Türkiye deprem alanları yönünden İlimizi 1. dereceye sokar. 1653 yılında Aydın’da büyük deprem meydana gelmiş ve bu depremde Aydın büyük hasar görmüş, şehrin ova kısmında alçalmalar olmuştur. 1653 yılında meydana gelen deprem Nazilli’nin merkez ve köylerinden başka Kuyucak, Köşk, Sultanhisar ve Tire’de büyük hasar meydana getirmiş, yer yarılmaları ve su fışkırmaları olmuştur.

1899’da Nazilli dış merkezli bir deprem meydana gelmiş, depremde büyük can ve mal kaybı olmuştur. Nazilli’de Ağa ve Çarşı Camileri yıkılmış, Aydın ve Nazilli arasındaki köyler büyük hasar görmüştür. Büyük Menderes çukurluğunun eksenine paralel toplam uzunluğu 50 km’yi bulan kırıklar oluşmuştur.

Aletsel dönemde İl Merkezinin dışında ilçe ve kasabalarda İncirliova, Kuyucak, Buharkent, Pamukören, Nazilli, İsabeyli ve Yenipazar’da 5 şiddetinde, Bozdoğan, Çine, Koçarlı, Sarıkemer, Didim, Güllübahçe, Bağarası ve Sultanhisar’da 6 şiddetinde depremler kaydedilmiştir.

Merkez üssü Aydın’da bulunan 5 şiddetinden daha küçük depremler kırsal alanlardaki konutlarda hasara yol açmaktadır.

İlimiz sınırları içinde büyük küçük birçok akarsu mevcuttur. Afyon il sınırları içerisinden doğup, il sınırlarımızdan Ege Denizine dökülen büyük Menderes Nehrinin ilimiz sınırları içinde Akçay ve Çine yan kolları bulunmaktadır. Bu iki yan kolun dışında yaz ve kış aylarında debileri değişen bir çok dere mevcuttur. Bu akarsuların yağış havzasının büyüklüğüne ve yağan yağışın şiddetine göre zaman zaman debileri yükselerek akmakta oldukları yatak dışarısına taşarak taşkın etkisi yaratmaktadırlar. Bu taşkınlar bazen meskun mahalde, bazen de tarım arazilerinde taşkın zararları meydana getirmektedirler.

Genel olarak Aydın şehir merkezi, büyük yangınlar bakımından hassas olmakla birlikte, orman yangınları bakımından çok hassastır.

Nüfus ve Demografi
Aydın İli yoğun göç alımı olan bir ildir.Gecekondulaşmadan nasibini almayan nadir illerimizden biri olup, tarım ve turizmin gelişmiş olduğu bir ilimizdir. Son yıllarda başta tarıma dayalı sanayi kolunda olmak üzere tüm sanayi sektöründe önemli mesafeler kat edilmiş ve gelişme süreci de artan bir hızla devam etmektedir.

Çalışan nüfusun yarıdan fazlası tarım kesiminden geçimini sağlamaktadır.Yöre halkının kültür seviyesi yüksek düzeydedir.

İl nüfusunun büyük bir bölümünü gençler oluşturmaktadır.

Nüfus Yoğunluğu ve Nüfus Artışı

Son 80 yılda Türkiye’nin nüfusu (71.517.100 kişi) yaklaşık beş kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, Aydın ilinin nüfusu yaklaşık 4,5 kat artış göstermiş ve 2008 yılı sonu itibarı ile açıklanan adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre İlimizin nüfusu 965.500 kişidir.İl nüfusunun ülke genelinde olduğu gibi % 50”si erkek (482.434 kişi) % 50”si kadın (483.066 kişi) dır. Aydın ilinde en düşük yıllık nüfus artış hızı %o8.8 ile 1940-1945 dönemindedir. En yüksek yıllık artış hızı ise %o42.2 ile 1950-1955 döneminde gerçekleşmiştir. 1990-2002 döneminde ise ilin nüfus artış hızı %o 14.2’dir. 1927-2002 döneminde Aydın İlinin nüfusu sürekli artış göstermiş iken 2002-2008 döneminde bu artış oranın oldukça azaldığını hatta durma noktasına geldiğini söyleyebiliriz. (2002 nüfusu 950 757 kişi, 2008 yılı ADNKS. Sonuçları 965.500 kişi). Sonuçlarına göre ülke nüfusunun % 75”i şehirlerde yaşamaktayken ilimiz nüfusunun nüfusun % 58’i (556.700 kişi) şehirlerde, %42’ si ise (408.800 kişi ) kırsal kesimde yaşamaktadır. Ülkemizde kilometrekareye düşen kişi sayısı 93 iken, ilimizde bu rakam 123’dür.

İdari Yönetim
Merkez İlçesiyle birlikte 17 İlçenin yönetim merkezi olan Aydın İlinde 53 belediye, 489 köy, 265 mahalle kuruluşu vardır. İlçelerimiz sırası ile Bozdoğan, Buharkent, Çine, Didim, Germencik, İncirliova, Karacasu, Karpuzlu, Koçarlı, Köşk, Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke, Sultanhisar ve Yenipazar’dır.

Merkez İlçede 6, Bozdoğan ilçesinde 2, Buharkent İlçesinde 1, Çine İlçesinde 2, Didim İlçesinde 3, Germencik İlçesinde 4, İncirliova İlçesinde 2, Karacasu İlçesinde 4, Karpuzlu İlçesinde 1, Koçarlı İlçesinde 3, Köşk İlçesinde 1, Kuşadası ilçesinde 3, Kuyucak İlçesinde 6, Nazilli İlçesinde 3, Söke ilçesinde 8, Sultanhisar İlçesinde 3, Yenipazar İlçesinde 1 belediye teşkilatı bulunmaktadır.

İl’e bağlı 16 İlçeden Nazilli İlçesi 140.922 kişilik nüfusu ile en fazla nüfusa, Buharkent İlçesi ise 12.527 kişilik nüfusu ile en az nüfusa sahip ilçelerdir. Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Çine İlçesinde nüfus yoğunluğu 56, ikinci sırada yer alan Söke İlçesinde 122 kişi olurken yüzölçümü en küçük olan Buharkent İlçesinde nüfus yoğunluğu 104 kişidir. İl’de bulunan 54 Belediyeden 26’sının nüfusu 5000’nin altındadır. İlde bulunan 489 köyden 266’sının nüfusu 500’ün altında olup köylerin çoğunluğu düşük nüfusa sahiptir.

Sosyoloji
Ülkemizin sosyo-ekonomik büyümesine paralel gelişme gösteren sanayileşme, kentleşme, toplumsal değişme, nüfus artışı ve yaşanan göçün yarattığı çeşitli sosyal sorunlar yaşanmaktadır. Ortaya çıkan bu sorunlar toplumun her kesimini etkilemektedir. Örneğin; göçlerle birlikte köyleşen kentler ve nüfus artışı, sağlıksız yerleşim merkezlerinin oluşması, artan işsizlik ve yoksulluğa karşın hizmetlerin yetersiz kalması, suça yönelme ve zararlı alışkanlıklar edinme eğilimlerinin artması gibi.İlimizde de gerek nüfus artışı gerekse göç yönünden bu yönde bir gelişme yaşanmaktadır.

1927 yılında Aydın ilinde %19,5 olan şehirde yaşayan nüfusun payı 1935 yılından sonra sürekli bir artış göstererek, 2007 yılında % 56.6’ya ulaşmıştır. Son 73 yılda Türkiye’nin nüfusu yaklaşık beş kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, Aydın ilinin nüfusu yaklaşık 4,5 kat artış göstermiş ve 2007 yılında 946.971’e yükselmiştir.

İl’de 2000 yılına kadar köy nüfusu fazla iken, ilk kez 2000 yılında şehir nüfusu köy nüfusundan fazla olmuştur.Aydın İlinin toplam nüfusu 946.971 kişi olup, İl nüfusunun % 57’si (171000KİŞİi) kentlerde, % 43’ü (34 213 kişi) köylerde yaşamaktadır (Tablo ). Kilometre kareye düşen kişi sayısı 121’dir.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre İlin iktisaden faal nüfusu (işgücü) 476 233 kişidir. Bunun 449 981 kişisi iktisaden çalışan nüfus (istihdam) oluşturmakta, 26 252 kişide işsiz olarak görülmekte olup, işsizlik oranı %5.5’dir. Aktif nüfusun % 28′i tarım sektöründe, % 8′i devlet hizmetlerinde, % 9′u imalat sanayinde, % 30′u toptan ve perakende ticaret, % 12’si inşaat sektöründe ve geri kalan % 13′ü ise diğer işlerde çalışmaktadır. Aydın ilinde, çalışma çağındaki nüfus olarak kabul edilen 12 ve daha yukarı yaştaki nüfus, toplam nüfustan daha hızlı artmaktadır. İşgücündeki nüfusun artış hızı ise 12 ve daha yukarı yaştaki nüfustan daha düşüktür. 1980–2000 döneminde 12 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yıllık artış hızı %o22.3 iken, işgücündeki nüfusun yıllık artış hızı %o19.6 olarak gerçekleşmiştir.

Aydın ilinde işgücüne katılma oranı 1980–2000 döneminde azalma eğilimi göstermiştir. Erkek nüfusun işgücüne katılma oranı, kadın nüfusun işgücüne katılma oranından daha yüksektir. Ancak her iki cinsiyetin işgücüne katılma oranındaki fark, son 10 yılda azalma eğilimi göstermiştir.

1935 yılında Aydın İlindeki nüfusun % 87.1’i bu İl’de doğmuştur. 1935-1950 yılları arasında önemli bir değişim göstermeyen Aydın ilinde doğanların oranı 1950-1975 döneminde artış ve azalışlar, 1975 yılından sonra ise sürekli bir azalma göstermiştir. 2000 yılında Aydın nüfusunun % 69.2’si bu ilde doğan kişilerden oluşmaktadır.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan (SYDV) Yapılan Yardımlar [değiştir]
İl genelinde SYDV kaynaklarına göre,

2004 yılında ihtiyaç sahibi 87.663 kişiye toplam 4.026.484 YTL,
2005 yılında ihtiyaç sahibi 71.652 kişiye 4.734.727 YTL,
2006 yılında ihtiyaç sahibi 70.877 kişiye 5.408.914 YTL,
2007 yılında ihtiyaç sahibi 82.653 kişiye 6.794.064 YTL,
2008 yılında ihtiyaç sahibi 107.577 kişiye 7.289.861 YTL aynî ve nakdî yardım yapılmıştır.
İlin Sosyal Yaşantısını Etkileyen Önemli Günler [değiştir]
Atatürk’ün Aydin’i ziyaretleri, 3 Subat
Aydin’in Düsman Isgalinden Kurtulusu, 7 Eylül
Germencik’in Kurtulusu, 7 Eylül
Söke’nin Kurtulusu, 6 Eylül
Buharkent’in Kurtulusu, 3 Eylül
Kuyucak’in Kurtulusu, 5 Eylül
Kusadasi’nin Kurtulusu, 5 Eylül
Nazilli’nin Kurtuluşu, 7 Eylül
Kösk’ün Kurtulusu, 6 Eylül
Incirliova’nin Kurtulusu, 7 Eylül
Nazilli’nin Kurtulusu, 5 Eylül
Sultanhisar’in Kurtulusu, 5 Eylül
Sultanhisar (Nyssa) Uluslararasi Kültür ve Sanat Festivali, Mayis Basi 5 gün
Deve Güresleri, ( Aydin, Nazilli, Incirliova, Germencik, Yenipazar, Kösk,
Buharkent, Koçarli, Çine, Kuyucak, Sultanhisar), Ocak-Subat Aylari

Kusadasi Altin Güvercin Sarki Yarismasi Temmuz, 1 Hafta
Germencik, Incirliova Incir Festivali, Eylül ilk Hafta 3 Gün
Söke Tarim ve Sanayi Fuari, Eylül ilk Hafta
Söke Pamuk Festivali, Eylül ilk Hafta
Aphrodisias Kültür, Sanat ve Tanitim Festivali, Eylül 3 Gün
Söke-Güllübahçe-Priene Senligi, Mayis 2.Haftası
Eğitim
Aydın ilinde okuma ve yazma bilen nüfusun oranı ülke genelinde olduğu gibi her iki cinsiyet için de sürekli artış göstermektedir. 1935 yılında erkeklerin % 31.1’i, kadınların % 7.5’i okuma yazma bilirken, bu oran 2008 yılında erkeklerde % 96, kadınlarda % 86’ya yükselmiştir. Kadın nüfusun okur-yazarlık oranı erkek nüfusunkinden daha hızlı artmakla birlikte cinsiyetler arası farklılık devam etmektedir.

Gerek Ulusal Eğitime Destek Kampanyası ve gerekse diğer çalışmalarımızla İl genelinde %100’lük bir okuma yazama oranına ulaşmak hedeflenmiştir. Eğitim alanında İlimiz OKS ve ÖSS de son yirmi yıldan bu yana en başarılı iller arasında yer almaktadır. İlimiz 2008-ÖSS sınav sonuçlarına göre Türkiye sıralamasında sözel alanda 7. sırada, eşit ağırlık alanında 11.sırada, sayısal alanda ise 16.sırada yer almıştır.

2008 yılı OKS sınavında ilimiz genelinde 11.235 öğrenci sınava katılmış, OKS Türkiye geneli istatistiki bilgilere göre TM de 14.sırada, MF de 14.sırada yer almıştır.

İlimizde okullaşma oranları;

- Okul öncesi eğitimde Ülkemizde %37, İlimizde %65 – İlköğretimde Ülkemizde: %89, İlimizde %100, – Ortaöğretimde Ülkemizde: %68, İlimizde %70 oranındadır.

Kaliteli ve yaygın bir eğitim – öğretim hedefi doğrultusunda yapılan planlı ve programlı çalışmalarla İlimizde 473 ilköğretim, 95 genel ve mesleki teknik lise sayısına ulaşılmıştır. Bu okullarımızda 2008-2009 eğitim öğretim yılında 169.983 okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencisi öğrenim görmektedir.

Aydın İli genelinde 473 ilköğretim okulundan 1-8 sınıflı 270 ilköğretim okulumuzun 240 adetinde bilgisayar laboratuarı ve 1-5 sınıflı 203 ilköğretim okulumuzun 6 adetinde bilgisayar laboratuarı mevcuttur. 95 orta öğretim okulundan 89 bilgisayar laboratuarı bulunmaktadır.

Bilgisayar laboratuarı olmayan okullarımızda bilgisayar teknoloji sınıfları oluşturulması için il genelinde kampanya başlatılmıştır. Valiliğimizce başlatılan ve meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımızla birebir ziyaretlerle sürdürülmekte olan kampanya devam etmektedir.

2008-2009 öğretim yılında il genelinde;

29 okul öncesi kurum, 473 ilköğretim okulu, 6 özel eğitim okulu, 95 genel ve meslek lisesi olmak üzere, toplam 603 okul bulunmaktadır.

Bu okullarda;

7.263 derslikte, 169.983 öğrenci öğrenim görmekte, 9.817 öğretmen görev yapmaktadır.

Adnan Menderes Üniversitesi 03.07.1992 tarih, 3837 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabulüne dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında Kanun ile kurularak 1993 akademik yılında eğitime başlamıştır. Halen başta 7 Fakülte, 3 Yüksekokul, 3 Enstitü, 13 Meslek Yüksek Okulu, 1 devlet konservatuarı ile on araştırma ve uygulama merkezi olmak üzere 37 birimde eğitim-öğretim, araştırma, yayın ve danışmanlık hizmetlerini sürdürmektedir. Adnan Menderes Üniversitesi’nde 2008-2009 Akademik yılında 102 Profesör, 109 Doçent, 252 Yardımcı Doçent, 141 Öğretim Görevlisi, 98 Okutman, 383 araştırma görevlisi, 24 uzman olmak üzere toplam 1.109 akademik personel görev yapmaktadır. Adnan Menderes Üniversitesine bağlı birimlerde 10.408 lisans, 11.460 ön lisans ve 643 lisansüstü olmak üzere toplam 22.511 öğrenci öğrenim görmektedir.

Üniversitemiz Rektör Merkez Örgütü, Fakülte, Enstitü ve Yüksekokullarımızda Genel İdari Hizmetler, Teknik Hizmetler, Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Hizmetler kadrolarında görev yapan idari personel sayısı 841’dir.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çalışmaları

Aydın ilinde okuma ve yazma bilen nüfusun oranı ülke genelinde olduğu gibi her iki cinsiyet için de sürekli artış göstermektedir. 1935 yılında erkeklerin % 31.1’i , kadınların % 7.5’i okuma yazma bilirken, bu oran 2008 yılında erkeklerde % 96’a, kadınlarda % 86’a yükselmiştir. Gerek Ulusal Eğitime Destek Kampanyası ve gerekse diğer çalışmalarımızla İl genelinde %100’lük bir okuma yazma oranına ulaşmak hedeflenmiştir.

Kaliteli ve yaygın bir eğitim-öğretim hedefi doğrultusunda yapılan planlı ve programlı çalışmalarla Aydın ilimizde 473 İlköğretim, 95 Genel ve Mesleki Teknik Lise sayısına ulaşılmıştır. Bu okullarımızda 2008-2009 eğitim-öğretim yılında 169.983 okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencisi öğrenim görmektedir.

İlimiz 2008-ÖSS sınav sonuçlarına göre Türkiye sıralamasında sözel alanda 7. sırada, eşit ağırlık alanında 11.sırada, sayısal alanda ise 16.sırada yer almıştır.2008 yılı OKS sınavında ilimiz genelinde 11.235 öğrenci sınava katılmış, OKS Türkiye geneli istatistiki bilgilere göre TM de 14.sırada, MF de 14.sırada yer almıştır.

İlimiz genelinde 92 adet I.Kademe Okuma Yazma Kursu açılmıştır. 241 Kadın, 757 erkek olmak üzere toplam 998 kişi bu kurstan yararlanmıştır.

İl genelinde 35 adet II. Kademe Okuma Yazma Kursu açılmıştır. 312 kadın, 168 erkek olmak üzere toplam 480 kişi bu kurstan yararlanmıştır.

2008 yılında 10 okulumuza 102 adet ek derslik yapılması sağlanmıştır. Aynı dönemde toplam 10 derslikli 2 adet anaokulunun yapımı tamamlanmıştır. Bu dönemde 7 adet okulun büyük onarım işi, 9 adet okulumuzun küçük onarım işi ve Nazilli Lisesine spor salonu yapımı tamamlanmıştır.

Ayrıca 2008 yılı programında bulunan toplam 5 okul ve 102 derslik yapımı, 1 anaokulu yapımı, TOKİ tarafından yapılmakta olan 2 okul 56 derslik inşaatı, 5 adet büyük onarım işi de halen devam etmektedir.

Merkez İlçede 10, ilçelerde 127 olmak üzere toplam 137 taşıma merkezi ilköğretim okuluna merkez ilçede 1233, diğer ilçelerde 11.185 olmak üzere toplam 12.418 öğrencinin günü birlik taşınması yapılan ihalelerle sağlanmıştır. Ayrıca zihinsel engelli öğrencilerin taşınması ihaleleri de yapılmış olup, il genelinde 321 öğrencinin 12 alt sınıfı bulunan ve merkezde Atatürk ilköğretim Okulu ve İş okulu ile Hacı Hüseyin Aslan Eğitim uygulama Okulu ve İş Eğitim merkezi Müdürlüğüne, Söke İlçesinde ise Kıryarlar Eğitim Uygulama Okuluna taşınmaları sağlanmıştır.

İl genelinde taşınan 12418 öğrenci için 3.984.611,54 TL yemek bedeli ve 8.056.289,82 TL taşıma bedeli olmak üzere 12.040.901,36 TL harcama yapılmıştır.

İlimiz 2008-ÖSS sınav sonuçlarına göre Türkiye sıralamasında sözel alanda 7. sırada, eşit ağırlık alanında 11.sırada, sayısal alanda ise 16.sırada yer almıştır.

2008 yılı OKS sınavında ilimiz genelinde 11.235 öğrenci sınava katılmış, OKS Türkiye geneli istatistiki bilgilere göre TM’ de 14.sırada, MF’de 14.sırada yer almıştır.

Aydın İlimiz “Haydi Kızlar Okula” Kampanyasına 2003-2004 öğretim yılının 04 Mart 2004 tarihinde dahil edilmiştir. İl merkezinde İl Koordinatörü, İl Danışmanları, Sivil Toplum örgütleri ve İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri kurularak çalışmalara başlanmıştır. 2003-2004 öğretim yılı Kampanya çalışmalarında, erkek öğrencilerimizin sayısı 63.354, kız öğrencilerimizin 58.942, aradaki farkın 4.412 olduğu tespit edildi. 2004-2005 öğretim yılında erkek öğrenci sayısı 63.361, kız öğrenci sayısı 59.188, aradaki farkın 4.178 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmalarda 820 kız çocuğunun okula hiç gitmediğini, 59 kız çocuğunun devamsız olduğu belirlenmiş olup yapılan çalışmalar sonunda 268 öğrenci eğitime kazandırılmıştır. İlimiz dahilinde bulunan 464 resmi ilköğretim okulu, 92 resmi lise, 12 mesleki eğitim merkezi okullarında okuyan 165.177 öğrencimize, 9.248 öğretmenimize ve müfettişlerimize toplam 2.013.723 adet “ücretsiz ders kitabı” dağıtımı yapılmıştır.

Bilgisayar Hizmetleri bölümümüzce web sitesi olan okul sayısı 644’e yükseltilmiştir, BT sınıfı sayısı il genelinde 453’e yükselmiştir.

Microsoft uzaktan eğitim Akademisi kapsamında 1558 kullanıcı eğitimlerini tamamlamıştır, ilimizde kullanım oranı %33, bitirme oranı %17 dir.

İntel Öğrenci Programı kapsamında 17 kurs açılmış ve 278 öğrenciye belge verilmiştir.

Eğitim Verilen Yerler
Adnan Menderes Üniversitesi

Adnan Menderes Üniversitesi, 1992 yılında Aydın’da kuruldu. Üniversitenin Merkez Kampüsü Aydın il merkezinde olup birçok ilçe ve beldede fakülte ve yüksekokullar bulunmaktadır. Aydın’ın en başarılı üniversitesidir.

Liseler
Aydın Adnan Menderes Anadolu Lisesi
Aydın Anadolu Teknik Lisesi ve EML,
Aydın Emel-Mustafa Uşaklı Anadolu Lisesi,
Aydın Atatürk Anadolu Lisesi,
Aydın Süleyman Demirel Anadolu Lisesi,
Aydın Sosyal Bilimler Lisesi,
Aydın Anadolu Lisesi,
Aydın Cumhuriyet Lisesi,
Aydın Fen Lisesi.
Efeler Lisesi
Zübeyde Hanım Kız Teknik ve Meslek Lisesi
Kültür ve Turizm
Turizm

Aydın, Tralles, Priene, Miletos, Didyma, Herakleia, Zeus Mağarası, Apollon Tapınağı, Didim ve Kuşadası gibi turistik yerleriyle ünlü bir şehirdir. Her yıl binlerce turist Söke, Didim ve Kuşadası sahillerine yüzmeye,eğlenmeye ve antik şehirlerini dolaşmaya gelmektedir.

Antik kentleriyle açık hava müzesi görünümünde olan Büyük Menderes Vadisi, tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıklara merkez olmuş, bu kentlerde sayısız bilgin ve bilge kişiler yetişmiştir. Sırasıyla, Neolitik, Kalkolotik, Tunç Çağları ile Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans çağlarını yaşayan İl daha sonra Selçuklu ve Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Müze Müdürlüklerinin sorumluluk alanlarında ziyarete açık 8 (Afrodisias, Nysa,Alinda, Alabanda, Mağnezia , Pirene, Milet ve Didim Örenyeri olmak üzere toplam 21 adet Örenyerimiz mevcuttur. İlimiz Arkeolojik Tarihsel ve Kentsel Sit alanları; Sivil Mimarlık örnekleri, Anıt Yapılar gibi yaklaşık 700 civarında kültür varlığı tescillidir.

2008 yılı içerisinde Müze ve Örenyerlerimizi 607.608 kişi ziyaret etmiş, bu ziyaretlerden 709.249. TL gelir elde edilmiştir.

Kuşadası Deniz Hudut Kapısından 2008 itibariyle 552.224 kişi günübirlik giriş-çıkış yapmış, yine aynı dönemde 637 gemi girişi, 708 motor girişi gerçekleşmiştir. İlimizde 193 adet faal seyahat acentesi, 5 adet yat işletmesi mevcuttur. Giriş yapan turistlerin milliyetlerine göre sıralaması ise Amerika, Fransa, İngiltere, Belçika ve Hollanda’dır.

İl genelinde 72.282 adet turizm işletme belgeli yatak kapasitesi mevcuttur. İlin turizm potansiyeli deniz, termal, gençlik, kültür ve sanat, ekoturizm türleri şeklinde sıralanabilir.

Kültür ve Kültürün İl Turizmine Katkıları
Aydın Merkezdeki Devlet Resim Heykel Müzesi ve Güzel Sanatlar Galerisinde 18 adet sergi açılmış bu sergileri 18.057 kişi ziyaret etmiştir.

2000 yılında ziyarete kapatılan Milet Müzesi yeniden inşa edilmiş ve kaba inşaatı tamamlanmıştır. Teşhir ve Tanzim çalışmalarının tamamlanması halinde ziyarete açılacaktır.

İlimiz Kütüphanesinin 2008 yılı sonu itibariyle, Okuyucu sayısı 171.429’dir. Mevcut kitap sayısı 39.771’dir. Ödünç verilen materyal sayısı 62.147’dir. Kütüphaneye kayıtlı üye sayısı 970 ‘dir.

İlin turizm potansiyeli; deniz (Kuşadası, Didim Plajları), termal, gençlik, kültür ve sanat, ekoturizm türleri şeklinde sıralanabilir. Kuşadası’na denizyoluyla gelen turist sayısı 2007 yılında 475.000 kişi iken bu rakam % 12’lik artışla 2008 yılında 552.224’ e ulaşmış, otellerimizdeki yıllık ortalama doluluk oranı ise 2003 yılında % 38 iken 2008 yılında % 50 olmuştur.

Ülkemizde; turizmin bir endüstri olarak başladığı ilk yerlerden olan Kuşadası ilçemizi ülkemizde ve uluslararası arenada ön plana çıkarmak ve ilimiz turizmine dinamizm kazandırmak amacıyla kısa adı KOMER olan Kuşadası Kongre Vadisi Projesi başlatılmıştır. Proje 430 dönüm arazi üzerinde, 2 ana bölümden oluşmaktadır. Projenin yapımı devam etmektedir.

Folklor ve Efe Oyunu
Folklorumuzun kökü; engin bir kültürün, eğitimin, bilimin kaynağıdır. Onda her şeyin güzelini, incesini buluruz. Bu yer, bu folklorun otağı, efesi ile anılır. Ve denir ki her zaman : “Efeler Diyarı Aydın…” Efeler, zeybeklerin başı ve yöneticisi idi. Aydın’ın folklor yaşamında yer eden başlıca efeler olarak Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Kıllıoğlu Hüseyin, Kozalaklı Mehmet Efe, Mesutlulu Mestan Efe, Sökeli Ali Efe, Danişmentli İsmail Efe, Zurnacı Ali Efe, Sancaktadır Ali Efe, Tekeli İsmail Efe, Orhaniyeli Kara Durmuş Efe, Giritli Cafer Efe’yi saymak mümkündür.

Folklor, Aydın’ın geleneklerini ortaya koymuş, kendisine özgü biçimini vermiş, ancak ilin ekonomik koşulları, iş ve işe dayanan hareketliliği, ulaşım olanaklarının kolaylığı nedeni ile çevre illerinin de karakterlerini benliğine almış ve böylece folklorunu başlı başına daha derin biçimde işleyememiştir. Örneğin Muğla ve Denizli illerine ilişkin bazı özellikler Aydın’ın folkloruna da karışmıştır. Harmandalı, Tavas Zeybeği, Somalı Zeybeği, Bengi Zeybeği gibi.

Gelenek ve Görenekler, Etkinlikler
Aydin her yil kis aylarinda düzenlenen deve güresleri, halk oyunlari (zeybek oyunlari), efelik kültürü, asker ugurlama, incir (Germencik, Incirliova), erik (Umurlu), çilek , portakal (Sultanhisar), pamuk (Söke) festivalleri, keçi kilindan dokumacilik (Bozdogan), el sanatlari ( igne oyasi, nakis, simli islemeler, havut –deve süslemeciligi-semercilik, Türkmen ve Yörük kilimleri, heybeleri ) ile ünlüdür.

Kültür Alanında Yapılan İnşaatlar
Aydın’da son yıllarda kültür alanına katkı sağlayan inşaatlar ve inşaat çalışmaları.

Aydın Şehir Tiyatro Binası.
Afrodisias Müzesi Ek Binası.
Aydın Kültür Merkezi İnşaatı.
Yeni Arkeoloji Müzesi.
Milet Müzesi İnşaatı.
Spor ve Gençlik Faaliyetleri
15 Spor Salonu, 17’si çim, 2’si sentetik çim olmak üzere 53 Futbol Sahası, 2 Açık Yüzme Havuzu, 2 Trap-Skeet Atış Poligonu, 1 Gençlik ve İzcilik Kamp Tesisi, 4 adet Tenis Kortu, 1 adet Gençlik Merkezi Binası olmak üzere toplam 78 faal spor tesisi vardır. Ayrıca 3 adet spor salonun yapımı devam etmektedir.

İl genelinde çeşitli spor dallarında 5.267‘si bayan, 12.612’si erkek olmak üzere toplam 17.879 kişi lisanslı olarak amatör spor yapmaktadır. Bu sporcuların bazı branşlara göre dağılımı şöyledir. 337 atıcılık, 608 atletizm, 2.875 basketbol, 2.261 voleybol, 56 badmington, 268 bilardo, Bedensel Engelli 31, 137 boks, 169 dağcılık, 91 işitme engelli, 381 güreş, halk oyunları 634, 2.214 hentbol, 602 judo, 874 karate, 2.028 taekwondo, 511 masa tenisi, 141 tenis, kick boks 177, 127 sualtı, 67 vücut geliştirme ve 166 yüzme, 180 zihinsel engellidir.

Amatör spor kulüpleri sayısı 177, aktif sporcu sayısı ise 20,000′e yaklaşmıştır.

Gençlik ve Spor Alanında Yapılan İnşaatlar ve Çalışmalar
Aydın’da son yıllarda “Gençlik ve Spor” Alanı’na katkı sağlayan inşaatlar ve çalışmalar.

Aydın Merkez 2000 Kişilik Spor Salonu.
Aydın Gençlik Merkezi ve Çok Amaçlı Spor Salonu.
Ekonomi
Tarım ve Bitkisel Üretim
Aydın; incir, zeytin ve kestane üretiminde Türkiye’de ilk sırayı almaktadır. Ayrıca ilde pamuk, narenciye, karpuz, kavun, çilek ve çeşitli sebze-meyve üretimi gercekleşir.

Menderes Irmağının suladığı bereketli ovalar üzerinde 831.900 ha alanda kurulu olan İlimiz, sahip olduğu toprak ve su kaynaklarının zenginliği ve Akdeniz İklimi sayesinde her türlü bitkisel üretimin yapılması gibi önemli bir tarım potansiyeline sahiptir. İl topraklarının %47,50’sini oluşturan 395.494 hektar alanda tarımsal üretim yapılır. Geriye kalan arazilerin 298.000 hektarı orman, 47.466 hektarı çayır-mera, 14.271 hektarı göl-bataklık, 76.669 hektarı tarım dışı arazilerdir.

Sulanabilir nitelikteki 252.486 hektar alanın %68′lik kısmı olan 173.173 hektarında sulu tarım yapılır. Üretimde küçük ve orta boy işletmelerin ağırlığı görülür.

Tarımın hemen her dalında faaliyet gösterilir. Sanayi bitkilerinin yanı sıra tarla, bağ ve bahçe ürünleri yetiştiren işletmeler fazladır. İlin en çok katma değer yaratan bitkisel ürünleri pamuk, zeytin, incir ve kestanedir. İlimiz, zeytin, incir, kestane üretiminde Türkiye genelinde 1. sırada, pamuk üretiminde Şanlıurfa’dan sonra 2.sırada yer almaktadır.

Aydın ilinin sahip olduğu 395.494 hektarlık tarım arazisi içinde 199533 ha ve %50 pay ile zeytin ve meyvelikler en geniş alanı kaplar. Bunu 109361 ha ve %28 payla sanayi bitkileri, 41032 ha ve %10 pay ile hububat, 13100 ha ve %4 pay ile sebze bahçeleri izler. Geri kalan 32.468 ha arazi %8 değişik şekillerde kullanılır.

Aydın İli toprak, iklim, topografik yapı ve ekolojik özellikleri ile polikültür tarıma elverişlidir. Tarımın her kolunda yetiştiriciliğin yapılabildiği güçlü bir potansiyele sahiptir. 959.757 olan genel nüfusun % 48’i köylüdür. Şehirde yaşayan nüfusun bir kısmının da tarımla uğraştığı göz önüne alındığında, toplam nüfusun % 55’i geçimini tarımdan sağlamaktadır. Ekonomik hayatın temelini oluşturan tarımın ağırlığı İlde, sanayi ve ticaret sektöründe de yoğun olarak hissedilir. Sanayi tesislerinin üretiminin % 90’ı doğrudan veya dolaylı olarak tarıma dayalıdır.

İlimizin ülkemiz tarımsal üretimindeki payı % 3.5 civarındadır. Tarım sektörü içinde, bitkisel üretim, hayvancılık, balıkçılık önemli alt sektörlerdir. Bitkisel üretimde en önemli ürünler, pamuk, incir, zeytin, kestane ve narenciyedir. İlimiz son yıllarda hayvancılık alanında da atılım içine girmiştir.

En Önemli Mahsüller

İncir: Türkiye, dünyanın en önemli taze incir üretici ülkesi olmasının verdiği bir avantajla, kuru incir üretiminde ve ihracatında da lider ülke konumundadır. Ülkemiz, dünya taze incir üretimi ile kuru incir üretiminin yarısından fazlasını karşılamaktadır.

Ülkemizin ihraç ettiği incirin %67’si Aydın’da üretilir. Aydın, kaliteli incir üretimi ve kapasite üstünlüğü ile Türkiye incir üretiminde ilk sırada yer alır. Türkiye’nin incir merkezi olan Aydın İl sınırları içerisinde 258 yerleşim biriminde incir tarımı yapılmaktadır. Aydın’da 6,4 milyon adet incir ağacı bulunmaktadır. Bu ağaçlardan elde edilen taze incir miktarı yılda ortalama 140-170 bin ton arasında değişmekte ve bu miktarın yaklaşık %90’ı kuru incir olarak işlenmektedir. Aydın’ımız ile özdeşleşen kuru incirimiz dünya çapında üne sahiptir. İlimiz, ülkemizde kuru incir üretim ve ihracatında 1’nci durumdadır. Kuru incirde İl olarak 45.000 ton civarında yıllık üretim, 20.000 ton civarında değişen yıllık ihracatımız vardır. 2005 yılında 191.008 ton, 2006 yılında 205.399 ton yaş incir üretilmiştir. Kurutmalık incirin ticari anlamda yetiştiriciliği tümüyle Aydın dağlarının her iki yöndeki yamaçları ile kır-taban ve taban arazilerde yapılmaktadır. Bu bölgelerimizin; ekolojik koşulları özellikle meyvenin olgunlaşma dönemindeki sıcaklık, nem ve rüzgar durumu kaliteyi olumlu yönde etkilemektedir.

Zeytin: İlimizin ikinci önemli ürünü zeytindir. Binlerce insanın geçim kaynağı olan zeytin ve zeytinyağı Akdeniz mutfağının ve insan sağlığının vazgeçilmez zenginlikleridir.Türkiye zeytin ağacı sayısının %23’ünü oluşturan 20.977.170 adet zeytin ağacı varlığımızdan yaklaşık 575.858 ton zeytin 2006 yılında üretilmiştir. Bilindiği gibi zeytinde “var yılı-yok yılı” (periyozite) olayı nedeni ile bir yıl fazla, bir yıl az ürün alınmakta bu nedenle, 2005 yılında 104.965 tonluk bir üretim gerçekleşmiştir. Zeytin üretiminde her yıl ürün elde etmek için geleneksel hasat yöntemine alternatif olabilecek mekanik hasat tekniklerin kullanılması İl’de amaçlanmıştır. Mekanik hasat yöntemlerinin daha elverişli kullanılabilmesi amacıyla uygun ağaç formlarının elde edilmesi ve makine üretiminin teşvik edilerek, üreticiye düşük maliyetle makine temininin sağlanması gerekmektedir.Ayrıca, İl ekonomisinde önemli bir yer tutan ve 153.479 hektarda yapılan zeytin üretiminde istikrarlı bir ürün elde etmek için bakım, budama, ilaçlama çalışmaları yapılmaktadır.

Pamuk: Aydın pamuk üretimi yönüyle GAP kapsamında bulunan illerin oluşturduğu bölgeden sonra yer alır. Bugün İlimizde pamuk üretimi 2006 yılında 235.767 ton olarak gerçekleşerek en fazla katma değer yaratan sektör olma konumunu sürdürmüştür. Pamuk ile ilgili iplik, tekstil, yağ ve yem gibi sanayilerin İlimizde yeterince gelişmemiş olması pamuğun İl ekonomisine yeterince katkı sağlayamamasına neden olmuştur. Kütlü olarak il dışına çıkan pamuk; küspe, yağ ve yem olarak geriye dönmektedir. Bu konularda yapılacak yatırımlar İlimizde tekstil, yağ ve yem sanayinin dolayısıyla hayvancılığın gelişmesini ve işgücü istihdamının artmasını sağlayacaktır.

Kestane: İlimizde kestane yetiştiriciliği ekolojik şartların elverişliliğine rağmen dağlık bölgelerde ve yaylalarda, özellikle kuzeye bakan yamaçlarda oldukça yaygındır. İlimiz, kestane üretiminde de ülkemizde 1’nci sırada yer almaktadır. 2006 yılında 19.850 ton üretim gerçekleştirilmiştir. Kestanenin işlenebilmesi, kestane şekeri ve bunun değerlendirilebilmesi için gereken sanayisi ilimizde mevcut değildir. Kestane Aydın’da yetişmekte, Bursa’da kestane şekeri haline gelmektedir. Böyle bir tarımsal sanayinin ilimizde yaygınlaşması, üreticilerimiz açısından oldukça karlı hale gelecektir.

Tarımsal üretimde ilin diğer kaynakları sebze ve meyve üretimidir. Meyve ve sebzeler gerek tarım bahçelerinde gerekse seralarda örtü altında yetiştirilerek dünyanın dört bir yanına ihraç edilir.

Hayvancılık
Kırsal ekonomik yapının önemli ve ayrılmaz bir parçası olan hayvancılık sektörüne, ülke kalkınmasında olduğu gibi bölge ve il bazında da önemli iktisadi fonksiyonlar yüklenmiştir. Bunlar sanayi sektörüne girdi sağlama, kırsal alandan göçü önleme, sektör içinde ve diğer sektörlerde yeni istihdam sahası yaratma şeklinde sıralanabilir.

Aydın’da tarımsal işletme olarak adlandırdığımız hane halkının %85′i bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte yapmakta, yalnız hayvansal üretimde ihtisaslaşmış hane halkı sayısı %15′lik bir kısmı teşkil etmektedir. Polikültür üretim yapısının ağırlıklı olduğu İlimizde hayvansal üretimde ihtisaslaşma düzeyi ve hayvan varlığı ekonomik kalkınmayı başarmak için önemli bir potansiyel olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aydın ilinde toplam tarım üretimi içindeki payı %24′e yükselen hayvancılık sektöründe; büyükbaş hayvan varlığına baktığımızda 2006 yılı itibarı ile sayının 271.231’e, küçükbaş varlığının ise 191.743’e ulaştığı görülür.

Süt üretiminde ise; pazarda satılan veya il dışına çıkan süt miktarı belli olmadığı ve tüm hayvanlar kayıt altına alınmadığı için süt üretiminin kesin miktarı belli değildir.

Ekonomiye, Üretime ve Hayvancılığa İl Yönetiminden Yapılan Katkılar [değiştir]
Her türlü tarımsal üretimin yapıldığı ilimizde Tarımsal Destekleme çalışmaları kapsamında üreticilerimize;

“Doğrudan Gelir Desteği” başta olmak üzere değişik ürünlerde toplam 138.675.269 YTL destekleme yapılmıştır…
Ayrıca;

Özel İdare kaynakları ile 2005 Yılında Toprak ve Yaprak Analiz laboratuarı kurulmuş,
İncir ve zeytin başta olmak üzere 143.820 YTL’lik fidan dağıtımı yapılmıştır.
Kooperatif Destekleme ve Kredilendirme Çalışmaları kapsamında yatırım ve Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kredisi ve işletme sermayesi kredisi ile destekleme çalışmaları yürütülmüştür.

Sanayi ve Ticaret

Ekonomik potansiyeli oldukça yüksek olan Aydın; coğrafi konumunun sağladığı ulaşım avantajı, hammadde kaynaklarına yakınlığı, organize sanayi bölgeleri, nüfusun genç ve nitelikli oluşu gibi nedenlerle turizm, tarım ve hizmet sektörleri ile sanayileşme bakımından gelişen ve yükselen bir konumdadır.

İl’de Ticari ve Sanayi Örgütlenmeler
İlimizde 1634 adet Kooperatif bulunmaktadır. İlimizde 5 adet ticaret odası vardır. bunlar, Aydın, Nazilli, Söke, Kuşadası ve Didim ticaret odalarıdır. Üye sayıları toplamı 16.179 dır.

İlimizde faaliyet gösteren Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Aydın Şubesinden alınan bilgiye göre odaya kayıtlı Sanayi kuruluşu sayısı 625 dir.

İlimizde 3 Adet Ticaret Borsası vardır. Bunlar Aydın, Nazilli ve Söke Ticaret Borsalarıdır. Üye sayıları toplamı 628 dir.

İlimizde Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğine bağlı 89 adet esnaf odası mevcut olup, bu odalara 86.000 kayıtlı üye bulunmaktadır.

İlimizde faaliyetini sürdüren 19 adet ve inşaatı devam eden 2 adet olmak üzere toplam 21 adet küçük sanayi sitesi mevcuttur. Yapımları halen devam etmekte olan Söke Gaye Küçük Sanayi Sitesi, Bozdoğan Küçük Sanayi Sitesi ve Kuşadası Ağaç İşleri Küçük Sanayi Sitesi Bakanlığımız kredisi desteği ile yapılmakta olup, projelerinin takibi Müdürlüğümüzce değil, doğrudan Bakanlığımız Merkez Teşkilatınca yapılmaktadır.

Organize Sanayi Bölgeleri
İlimizde halen faaliyet halinde olan 2 adet Organize Sanayi Bölgesi mevcut olup, bunlar Aydın I. (Umurlu) OSB ve Aydın II. (ASTİM) OSB’dir. Ayrıca gerçekleştirme çalışmaları devam eden 6 adet daha OSB projeleri vardır. Bunlar da; Söke OSB, Ortaklar OSB, Çine OSB, Nazilli OSB, Buharkent OSB ve Çine Akçaova Tarıma Dayalı İhtisas OSB’ si bulunmaktadır.

2008 yılı itibariyle Aydın ve Astim Organize Sanayi Bölgeleri işletmede olan fabrika sayısı 142’ye yükselirken, istihdam edilen kişi sayısı tahminen 5500’dür.

Aşağıda ilin en büyük 8 organize sanayii bölgesini görmekteseniz;

Aydın (Umurlu) Organize Sanayii Bölgesi
İlimizin ilk Organize Sanayi Bölgesi olup, 1108 dekar büyüklüğe sahiptir, Alt yapısı 1996 yılında tamamlanmıştır. Bölgede 119 adet sanayi parseli bulunmaktadır ve tamamının tahsisi yapılmıştır. Tahsisi yapılan parsellerde 44 adet sanayi tesisi gıda, tekstil, mobilya, ziraat aletleri, kimya, ambalaj, jant, mermer, plastik ve hazır beton tesisi olarak üretimlerini sürdürmektedirler. 11 adet tesisin inşaatı devam etmektedir. Proje aşamasındaki fabrika sayısı 4 adettir. İsdihdam edilen iş gücü sayısı 2000 kişidir. 1500 m3/gün kapasiteli 1. kademe arıtma tesisi inşaatı 2000 yılında kendi imkânlarıyla tamamlamıştır.

Aydın II. (ASTİM) Organize Sanayi Bölgesi
530 hektar alana sahip olup, 750 hektara kadar genişleyebilecektir Endüstri Bölgesine dönüştürülmesi talebi vardır. Halen 98 adet orta boy işletme, mermer karo, çimento hazır beton, mobilya, sabun-deterjan hammaddesi, tekstil, tekstil makineleri, hidrolik makine, zeytinyağı sıkma makineleri, plastik doğrama, pamukyağı kombina, tuğla, karoser imalatı, kızgın yağ ve kalorifer kazanı, elektrik makineleri imalatı gibi alanlarda faaliyetlerini sürdürmektedir. Şu anki işletmede olan fabrika sayısı 98, inşaat halindeki fabrika sayısı 12, proje aşamasındaki parsel sayısı 10 dür. Toplam parsel sayısı 123 olup, 3.500 kişilik istihdam sağlanmaktadır.

Söke Organize Sanayi Bölgesi
1996 yılında kurulan ve Söke Çimento Fabrikasının güneyinde 1850 dekar alan üzerinde kurulacak olan OSB arazisi ile ilgili jeolojik, jeoteknik etütleri ve imar planı yapımı tamamlanmıştır. Onaylanan imar planı sonucunda değişik büyüklüklerde 89 adet sanayi parseli oluşturulmuştur. 2004 yılı ikinci yarısında revize programı alınmıştır. 2005 yılı yatırım programında yer almak üzere başvuruda bulunmuşlardır. Emin adımlarla ilerleyen Söke OSB’nin önünde hiçbir engel kalmamış ve hemen yatırım yapılabilecek hale gelmiştir. Verimli tarım arazilerinin korunması, planlı ve düzenli sanayinin oluşması, tarımın ve sanayinin gelişmesi, 12 ile 15 bin kişiye iş imkânı için Söke OSB model olabilecek konumdadır.

Ortaklar Organize Sanayi Bölgesi
1997 yılında kurulan ve Ortaklar Öğretmen okulu yakınında, Karakovan mevkiinde 113ha. alana sahip olan OSB ile ilgili olarak kamulaştırma çalışmaları devam etmekte olup, sanayicilerin arsa talepleri ile ilgili başvuruları kabul edilmektedir. Belirlenen alanın mülkiyetinin yaklaşık %75’i (1150 dekar) hazineye aittir. Alt yapı çalışmalarına Haziran 2006 itibarıyla başlanmıştır. % 80 hazine parsellerinin alımı çalışmaları devam etmekte olup, alanın % 20 ‘sini oluşturan şahıs parsellerinin alımı için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından kamulaştırma kararı çıkmıştır. BOTAŞ Genel Müdürlüğüne 06.04.2004 tarihinde yapılan müracaat sonucunda doğalgaz iletim hattı güzergahında Ortaklar OSB’ye de doğalgaz verilmesi, OSB girişine bir take-off vanası bırakılması uygun görülmüştür.Arazi ile ilgili jeolojik ve jeoteknik etüd vizesi Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilmiştir.

Çine Organize Sanayi Bölgesi
04.04.2000 tarihinde yer seçimi yapılmış olup, Karpuzlu yolu üzeri Molla Hasan sırtlarında 2300 dekar alan OSB yeri olarak seçilmiştir. Kamu yararı kararı Bakanlıkça onaylanmış olup, zemin etüdü çalışmaları halen Bakanlık elemanlarının gözetiminde devam etmektedir.

Nazilli Organize Sanayi Bölgesi

1300 dekar (1.300.000 M2) üzerine kurulacak olan Nazilli Organize Sanayi Bölgesinin günümüz itibariyle, yaklaşık 1250 dekarlık kısmı rızai alım yöntemi ile satın alınmış ve tapuları OSB Tüzel Kişiliği adına tescillendirilmiştir. Nazilli OSB. Makine imalatı, gıda, inşaat ve orman ürünleri olarak dört sektöre ayrılmıştır.

Buharkent Organize Sanayi Bölgesi
24.10.2000 tarihinde yer seçimi komisyonunca yer seçimi yapılmış olup, Taşbuzağıkırı mevkiinde 950 dekarlık alan OSB yeri olarak seçilmiştir. Müteşebbis Heyet İl Özel İdaresi ve bu amaçla kurulmuş olan Kooperatif tarafından oluşturulmuştur. Kamu yararı kararı, Jeolojik ve Jeoteknik Etüd projeleri Bakanlıkça onaylanmış ve imar planları da onay için Bakanlığa sunulmuştur.

Çine Akçaova Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi
Çine ilçemizde süt ve besi hayvancılığı amacıyla 200 ha’lık bir alanda Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması çalışmaları sürdürülmektedir.Yer tespiti yapılmış Proje Tarım Bakanlığınca uygun gürülmüş olup, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca değerlendirme çalışması yapılmaktadır.

Diğer Gelir Kaynakları

Dünyanın klasik enerji kaynaklarının kısıtlı oluşuna rağmen, nüfus ve sanayileşmedeki artışın bir sonucu olarak enerjiye olan talep de sürekli artmaktadır. Bu anlayışla tarım, turizm ve sanayi sektöründe kullanılmak üzere jeotermal ve rüzgar enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları araştırılmaktadır.

Jeotermal Enerji
Aydın’ın en önemli yer altı zenginliği jeotermal enerji kaynaklarıdır. Birçok yöremizde olmakla birlikte özellikle Germencik-Ömerbeyli jeotermal sahası 230 °C ile Türkiye’de en yüksek sıcaklığa sahip jeotermal enerji sahasıdır. Ayrıca potansiyel bakımından da ülkemizin en zengin jeotermal alanıdır.

Germencik-Alangüllü, Kuşadası Davutlar ve Merkez İmamköy’deki jeotermal kaynaklar termal turizme, Germencik Ömerbeyli, Aydın Ilıcabaşı, Aydın Yılmazköy, Sultanhisar Salavatlı bölgelerindeki jeotermal kaynaklar ise kent ısıtması ve soğutması için uygun yatırım alanlarıdır. Bu alanların değerlendirilmesi yönünde ilk adımlar atılmıştır.

Sultanhisar Salavatlı’da özel sektöre ait 8,5 Megawatt gücünde Jeotermal elektrik santrali, Türkiye’nin ilk özel sektör jeotermal elektrik santrali olup, toplam 15.450.000.-USD tutarındaki yatırımı ile elektrik enerjisi üretmektedir.

Yine Germencik İlçesinde özel sektörce 47 Megawatt Gücünde Jeotermal Elektrik Santrali kurulumu tamamlanmış ve Nisan 2009 tarihinde elektrik üretimine başlamıştır.

Rüzgar Enerjisi
Temiz, yenilenebilir, ucuz ve çevre dostu diğer enerji kaynaklarından birisi de rüzgar enerjisidir. Didim İlçemizde özel sektörce rüzgar enerjisine dayalı 31.5 MW kurulu güçte elektrik sanrali yapımı tamamlanmış ve Mart 2009 da üretime başlamıştır.

Doğalgaz
Doğalgazın ülke genelinde yaygınlaştırılması amacıyla etüt Projesi 1999-2000 yıllarında yapılan Güney İletim Hattı güzergahında yer alan İllerimizin (Konya-Isparta-Denizli-Aydın-İzmir) doğalgaza kavuşturulması için Konya-İzmir Doğalgaz İletim Hattı kapsamında Aydın İline doğalgaz verilmesi planlanmıştır. Doğalgaz hattı yapım çalışmaları tamamlanmış, Aydın şehir içi doğalgaz dağıtım ihalesi Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca 2008 yılında gerçekleştirilmiş, şehir içine doğalgaz dağıtımı işi için 21.08.2008 tarihinde lisans alan özel firma Aydın’da çalışmalarını sürdürmektedir.

Madensel Ürünler ve Pazarlaması
İlin önemli maden varlıkları arasında ise linyit kömürü ve zımpara taşı öncelikli paya sahiptir. Diğer maden varlıklarımız mermer, demir, feldspat, kuvars, kükürt, tuğla-kiremit hammaddesi şeklindedir.

Porselen, vitrifiye seramik hammaddesi olan feldspat, potasyum, sodyum ve kuvarsın il’deki üretimi; ülke toplam üretiminin yaklaşık %95’ini oluşturacak şekilde Çine ve yöresindeki maden rezervlerinden karşılanır. Üretilen madenlerin yaklaşık yıllık 500.000-600.000 tonu iç piyasaya 2.500.000 tonu da dış piyasaya satılarak İl ekonomisine katma değer kazandırmaktadır.

Çimento Sanayinin önemli hammaddesi olan kaolen, kalker ve kil varlığı nedeniyle çimento sanayi gelişmiştir. İlin bazı ilçe ve köylerinde işletilen kireç taşı ve kil ocakları küçük ölçekli olup, temel olarak inşaat malzemeleri sanayine hammadde üretmektedirler. Yine yer altı kaynaklarımızdan olan memba suları, içme suyu olarak şişelenerek tüketiciye sunulmakta, ilimiz sanayisindeki yeri, artan üretimle beraber gelişme göstermektedir. Bu kaynakların geliştirilerek daha modern tesislerin kurulması, istihdam ve ekonomiye katkı sağlanması açısından önem taşımaktadır.

Ulaşım ve Altyapı
Aydın, coğrafi konumu ile demiryolu, deniz ve hava taşımacılığı imkânlarına sahip bir İl olmasına rağmen ticari yük ve yolcu taşımacılığında ağırlık karayolundadır.

Ulaşım Çeşitleri
Karayolu

769 km. uzunluğundaki Aydın İli yol ağını; İzmir-Aydın otoyolunun ilimiz sınırları içerisinde bulunan 73 km’si, 319 km. uzunluğundaki devlet yolu ve 377 km. il yolu oluşturmaktadır. Ayrıca 233 km turistik yol ağı mevcuttur.

Trenyolu
1866 yılında ülkemizde ilk olarak inşa edilen 135 km uzunluğunda demiryolu ağı vardır. Aydın-İzmir arasındaki Demiryolu hattı yenilenmiş, 145 km/saate kadar hız yapabilecek trenlere uygun hale getirilmiştir.Aydın-Denizli hatında da aynı yenileme çalışmasının yapılması programlanmıştır. Demiryolu ağı 2 hattır. Birinci hat Buharkent-Ortaklar Demiryoludur. Bu hattın uzunluğu 112 km dir. İkinci hat ise Ortaklar-Söke demiryoludur. Bu hattın uzunluğu da 23 km dir. Her iki hat üzerinde yük ve yolcu taşımacılığı günlük olarak yapılmaktadır. 2 adet gar müdürlüğü, 7 adet istasyon şefliği bulunmaktadır. 20 adet yolcu ve 2 adet yük treni çalışmakta; 2007 itibarı ile mevcut trenlerle 871.012 yolcu taşıması gerçekleştirilmiştir.

Denizyolu
Kuşadası Limanı yat ve yolcu gemisi trafiği yönünden önemli bir hudut kapısı olma niteliğini taşımakta, yaz sezonu boyunca binlerce turist gerek gemi gerekse yat ile giriş-çıkış yapmaktadır. Kuşadası Limanının gemi kabul kapasitesi 2.400 gemi/yıldır.

Havayolu
Ayrıca, 1993 yılında faaliyete geçen 1435 m pist uzunluğuna sahip Aydın-Çıldır Havaalanı’da hava ulaşımını yurtdışına fazla olmasada yurt içinde sağlar.

Köy Altyapısı ve Çalışmaları
Merkez ilçeyle birlikte 17 ilçenin yönetim merkezi olan Aydın İlinde 53 belediye, 489 köy ve 265 mahalle kuruluşu mevcuttur. İlimizde elektriksiz, telefonsuz köy bulunmamaktadır. İl genelinde 489 köyümüzden 436 köyün suyu yeterli, 53 köyün suyu yetersizdir. Suyu yeterli 436 köyün 426 sı şebekeli, 10’ u çeşmeli sistemden, suyu yetersiz köylerden 50’ si şebekeli, 3’ü çeşmeli sistemden faydalanmaktadır.

Bugün ilimizde yolu olmayan köy bulunmamaktadır. 489 köyümüzde 4164 Km (TCK dahil) yol ağı ile hizmet verilmektedir.

İl Özel İdaresi ağındaki toplam 3436 Km yol ağının 2291 Km asfalt, 364 Km stabilize, 663 Km tesviye 118 Km ham yoldur.Ham yol 29 ünitenin ulaşımını sağlamaktadır. İlimiz sınırları içinde bulunan 74 Ad. Köy ve Ünitemiz 728 Km. TCK Kara yolları Ağından yararlanmaktadır.

Köydes Projesi
İçişleri Bakanlığınca Nisan 2005 ayında Uygulamaya konulan KÖYDES Projesi kapsamında, 2005 yılında İlimiz Merkez ve 16 İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliklerine gönderilen toplam 1.367.000 YTL ödenek ile;

15 Köy ve Ünitesinde yaşayan toplam 21.114 kişi Sağlıklı İçme Suyuna kavuşmuş,
16 Köy ve ünitenin toplam 30 Km stabilize yol çalışması bitirilerek halkımızın hizmetine sunulmuştur.
2006 yılında, İlimiz Merkez ve 16 İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliklerine gönderilen toplam 24.500.000 YTL ödeneğin 19.500.000 YTL’si ile;
88 Köy ve ünitesinde yaşayan toplam 45.706 kişi sağlıklı içme suyuna kavuşturulmuş,
99 Köy ve ünitenin 226 Km 2.kat asfalt, 33Km 1.kat asfalt, 8 Km beton yol, 178 Km stabilize yol olmak üzere toplam 445 km yol çalışması ile 8 adet Menfez bitirilerek halkımızın hizmetine sunulmuş,
Yine bu dönem içerisinde 1 köyümüzde 1 Adet Kanalizasyon,
3 ilçemizde ise 3.956 kişiye hizmet vermek üzere toplam 5 adet Yer Üstü Sulama Projesi bitirilerek halkımızın hizmetine sunulmuştur.
5.000.000 YTL’si ise ortak alım projelerinde kullanılmıştır.
2007 yılında, İlimiz Merkez ve 16 İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliklerine gönderilen toplam 21.8000.000 YTL ödeneğin 20.300.000 YTL’si ile;
150 Köy ve ünitesinde yaşayan toplam 106.718 kişi sağlıklı içme suyuna kavuşturulmuş,
109 Köy ve ünitenin 89,9 km 2.kat asfalt, 115,2 km 1.kat asfalt, 26,8 km stabilize olmak üzere toplam 231.9 Km. yol, 155.820 m2 Parke taşı, 8 Adet Köprü ve 22 Adet menfez çalışması bitirilerek halkımızın hizmetine sunulmuştur.
1.500.000 YTL’si ise ortak alım projelerinde kullanılmıştır.
2008 yılında, İlimiz Merkez ve 16 İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliklerine gönderilen toplam 4.830.000 YTL ödeneğin 2.600.000 YTL si ile;
60 köy ve ünitesinde yaşayan toplam 20.276 kişi sağlıklı içme suyuna kavuşturulmuş,
32 köy ve ünitenin 27 km 1.kat asfalt, 70 km 2.kat asfalt olmak üzere toplam 97 km yol ve 19 adet sanat yapısı çalışması bitirilerek halkımızın hizmetine sunulmuştur.
966.000 YTL ise ortak alım projelerinde kullanılmıştır.
Beldes Projesi
İçişleri Bakanlığınca uygulamaya konulan BELDES projesi kapsamında ise, 2007 yılı içinde gönderilen toplam 5.700.000 YTL ödenek ile nüfusu 10.000 ve aşağısında bulunan;

43 adet ilçe ve belde belediyesi tarafından 105 yol projesi uygulamaya konulmuş ve 6 km si 2.kat asfalt olmak üzere 330.000 m2 parke taşı döşemesi yapılarak halkımızın hizmetine sunulmuş;
17 adet içme suyu projesi bitirilerek toplam 89.802 kişinin sağlık içme suyuna kavuşturulması sağlanmıştır.
2008 yılında ise, toplam 4.900.000 YTL ödenek ile;
93 yol projesi uygulamaya konulmuş ve 37,78 km si 2.kat asfalt, 0.8 km si beton yol olmak üzere 283.500 m2 parke taşı döşemesi yapılarak halkımızın hizmetine sunulmuş;
7 adet içme suyu projesi bitirilerek toplam 16.687 kişinin sağlıklı içme suyuna kavuşturulması sağlanmıştır.
8 adet Kanalizasyon projesi bitirilerek 23.039 kişinin kullanımına sunulmuştur.
Son Beş Yıldaki (2005 – 2010) Çalışmalar ve Yatırım Faaliyetleri [değiştir]
İlimizde yürütülmekte olan belli başlı çalışmaları, yatırım faaliyetlerini, sorun ve çözüm önerilerini sektörlere ve öncelik sırasına göre aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Kamu Yatırım Projeleri ve Faaliyetleri
Aydın’da, son beş yılda yapılan kamu yatırımların yılı, ödeneği, harcama ve nakdi gerçekleşme oranı aşağıdaki gibidir.

YILI PROJE SAYISI BİTEN PROJE SAYISI PROĞRAM YILI ÖDENEĞİ (Milyon) NAKİT HARCAMA (Milyon) NAKDİ GERÇ. (%) FİZİKİ GERÇ. (%) 2004 406 207 209.YTL 167 .YTL 80 85 2005 447 225 265.YTL 232.YTL 87 81 2006 246 87 263.YTL 233.YTL 88 89 2007 269 103 282.YTL 244. YTL 87 87 2008 202 77 299.YTL 277.YTL 93 95

Aydın İlinde 2004 yılında % 85, 2005 yılında % 81, 2007 yılında % 87 ve 2008 yılının ilk dokuz ayında ise % 66 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

Toplu Konut
Bugüne kadar Toplu Konut Projesi kapsamında Aydın merkezde ise 600, İncirliova İlçesi Acarlar Beldesinde 142, konut üretimi yapılmış, Bozdoğan ilçemizde 192, Karacasu ilçemizde 128, Söke ilçemizde 144 adet konutun yapımı sürdürülmektedir. Toplam 5 uygulama projesinde 1 206 adet konut yapımı mevcuttur.

Karayolları
Gerçekleştirilen Yatırım Projeleri

Horsunlu-Denizli Arası Bölünmüş Yol Projesi 64 Km bitti.
Aydın-Nazilli-Horsunlu Arası Bölünmüş Yol Projesi 65 Km bitti.
Aydın-(Çine)-Muğla-Ortaca (122 Km) Bölünmüş Yol Projesi 58 km’si bitti.
Söke-Didim Ayrımı Bölünmüş Yol Projesi 30 Km bitti.
(Kuşadası-Söke Ayrım) –Davutlar-Güzelçamlı-Milli Park 18 km bitti.
Ayrıca, 2008 yılında Aydın İlinde 137 km. asfalt yapım ve onarım çalışması yapılmıştır ve 58km. çizgi çalışması gerçekleştirilmiştir.

Bölünmüş Yollar için Genel Bütçe dışında İl Özel İdare ve Valililiğimiz katkılarıyla 2003-2008 döneminde 2,6 milyon YTL harcanmıştır.

Kamulaştırılması Bitmiş ve Projeler ve Bölünmüş Yollar
Didim Ayrım- Milas : 40 km’si ilimiz sınırları içerisindedir. 10 km. lik kesimde toprak sanat işleri emanet olarak çalışılmış, bu bölümün asfalt sathi bölünmüş yol haline getirilmesi için 26.08.2008 tarihinde ihale edilmiştir.
Selçuk-Kuşadası-Söke-(İzmir-Aydın) Yol Ayrımı (Sazlıköy-Otoyol Bağlantısı): Toplam uzunluğu 61 km olup, ilimiz dahilinde 48 km’si bulunmaktadır. 48 Km’nin 43 km’si bölünmüş yol olarak tamamlanmıştır.Kuşadası Söke arasında 9 km’lik kesimin sathi kaplamalı bölünmüş yol olarak tamamlanması için 20 milyon TL’ye ihtiyaç vardır.
Aydın-Muğla-Ortaca Ortaca: Yol uzunluğu 179 km olup 58 km’si sınırlarımız içerisindedir. 45 km’si bölünmüş yol olarak tamamlanmış olup, 13 km’si (Çine Yol Ayrımı- YatağanBölümü) yapılacaktır.
Sağlık
İl Sağlık Müdürlüğü ve Çalışmaları
Aydında, Özellikle son üç yılda yapılan çalışmalar sonucu fiziki altyapı sorunu büyük ölçüde giderilmiştir.

İlde;

13 Hastane, (8 Devlet, 1 Tıp.Fak.Eğt.Arş.ve Uyg.Hastanesi, 4 Özel Hastane)
2 Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi,
1 Kanser Erken Teşhis ve Tanı Merkezi,
2 Hemoglobinopati Merkezi,
4 Ana Çocuk Sağlığı ve – Aile Planlaması Merkezi,
4 Verem Savaş Dispanseri
100 Sağlık Ocağı,
138 Köy’de 4 Halk Sağlığı Laboratuvarı Mevcuttur.
Aydında sağlık hizmetlerinin etkin bir şekilde sunumu için personel, araç-gereç ve bina açısından önemli bir ihtiyaç bulunmamaktadır.

2003 – 2010 Arasında Bitirlien Sağlık Yatırım ve Çalışmaları
Söke 250 yataklı Devlet Hastanesi
50 yataklı Çine Devlet Hastanesi
Nazilli Devlet Hastanesi Acil Servis Ek Bina
50 Yataklı Didim Devlet Hastanesi
Aydın Devlet Hastanesi Acil Servis
Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
Aydın Merkez 6 Nolu Sağlık Ocağı
Aydın Merkez 9 Nolu Sağlık Ocağı
Germencik Sağlık Ocağı
Kuşadası Güzelçamlı Sağlık Ocağı
Yenipazar Karacaören Sağlık Evi
Yenipazar Sağlık Ocağı
Söke Atburgazı Sağlık Ocağı
Çine Devlet Hastanesi Acil Servisi
Altınkum Sağlık Ocağı Hizmet binası
Karacasu Sağlık Ocağı Ek Bina Yapımı
Yürütülen Çeşitli Konulardaki Diğer Projeler
Çine Barajı ve Hidro Elektrik Santral İnşaatı

Ana madde: Çine Barajı ve Hidroelektrik Santrali
Proje sulama, taşkın ve enerji maksatlı olup 27/09/1995 tarihinde ihale edilmiştir. Çine Barajı ve HES İnşaatında bugüne kadar % 85 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır. Baraj İnşaatı tamamladığında 22 358 ha (19 358 ha Çine ve Koçarlı –Bağarası arazileri + 3 000 ha araziye Söke sulamasına takviye ) alan sulanabilecek, 9.100 hektarlık alanın taşkınlardan korunması sağlanacak ve yılda 118 GWh enerji üretimi gerçekleştirilecektir. Baraj inşaatında şuana kadar Aydın-Muğla karayolu tamamlanarak trafiğe açılmış, derivasyon tüneli bitirilmiş ve Çine çayı bu tünele çevrilmiş, enerji tüneli, silt kapağı vana odası, enjeksiyon ve drenaj galerileri, memba ve mansap batardoları, kuyruksuyu derivasyon tüneli denge bacası, menba ve mansap batardoları ile kuyruksuyu derivasyon tüneli bitirilmiş, Silindirle Sıkıştırılmış Beton (SSB) tipindeki gövde dolgusunda 192,60 kotuna ulaşılmıştır.

İkizdere Barajı İnşaatı
Ana madde: İkizdere Barajı
İkizdere Barajı İnşaatı İncirliova ilçesinin kuzeyinde İkizdere köyü mevkiinde inşa edilmektedir. İkizdere, Yalkı, Cılımbız ve Tabakhane derelerinin akımlarının baraj gölüne derivasyonu sağlamak, Aydın il merkezinin 2040 yılına kadar ihtiyacı olan içme, kullanma ve endüstri suyunun karşılanması ve Büyük Menderes havzasındaki su kıtlığının azaltılması amacı ile yapımı planlanmıştır.

İhale kapsamında baraj inşaatında derivasyon tüneli, ulaşım yolları, dolusavak, gövde yapımı ve baraj göl alanı içinde kalan İncirliova – Tire karayolunun güzergâhının değiştirilmesi yer almaktadır. Bugüne kadar gövde dolgusu, dolusavak yapısı, derivasyon yapısı tamamlanmıştır. İşte % 95 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

İşin 2009 yılında ikmal edilmiştir.

Karacasu Barajı İnşaatı
Ana madde: Karacasu Barajı
Karacasu ilçesinin 5 km, kuzeyinde Dandalaz deresi üzerinde inşaa edilmektedir. Baraj inşaatı tamamlandığında 2884 ha sahanın sulanması sağlanacaktır. Baraj inşaatında; dolusavak ile derivasyon tüneline ulaşım yolları, Derivasyon tüneli giriş ve çıkış ağız kazıları, portal betonları, derivasyon tünelinin beton kaplaması, kontak ve konsolidasyon enjeksiyonu tamamlanmış ve Dolusavakta 55 232 m³ kazı imalatı, baraj gövdesinde ise 142 612m3 sıyırma kazısı yapılmıştır. Ayrıca 2008 yılı içinde Batardo dolgusu ve Taş, Kil yollarının inşaatları tamamlanmıştır. İşte şuana kadar % 29 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

Doğal Gaz
Ana madde: Doğal Gaz

Aydın İli, “Konya-İzmir Doğal Gaz İletim Hattı” kapsamında yer lmaktadır. Doğal gaz; ucuzluğu, kullanım kolaylığı, konforu ve çevreye katkısı olan bir enerji kaynağıdır. Özellikle sanayide doğal gaza geçilmesi, enerji maliyetlerinin azalması, güvenilir ve kullanımı kolay bir enerji kaynağı olması nedeniyle tercih edilmektedir. Doğal gazın gelmesi halinde sanayicilerimizin iç ve dış piyasalardaki rekabet şansları ve kapasiteleri artacaktır. Bunun yanı sıra yıllardır kış aylarında yoğun şekilde yaşanan hava kirliliği sorunu da çözümlenmiş olacaktır. Doğalgaz hattı yapım çalışmalarında Aydın Bölümü tamamlanmış, Aydın şehir içi doğalgaz dağıtım ihalesi Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca 2008 yılında gerçekleştirilmiş, şehir içine doğalgaz dağıtımı işi için 21.08.2008 tarihinde lisans alan özel firma Aydın’da çalışmalarını sürdürmektedir.

Bolu Sohbet Odalari

Eylül 7, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Bolu Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   


 
 

BOLU HAKKINDA
Bu madde Bolu il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Bolu (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.

Bolu ili, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz Bölümü’nde yer alan bir ildir.Plaka numarası 14′tür.
Tarihçe
Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır. Bebrikya adıyla anıldığı sanılan bu yöreye İ.Ö. 8.yy sonra batıdan gelen Bithynialılar yerleşti. Daha sonra Bithynia olarak adlandırılan bu topraklardaki başlıca yerleşme yerleri Kienos (daha sonra Prusias, bugün Konuralp) ile Bithynion (bu günkü Bolu)’du. İskender’in ölümünü izleyen dönemde Bolu yöresinde bağımsız Bithynia Krallığı kuruldu. Roma döneminde önemi artan Bithynia, Bizans yönetimi altındayken elverişli doğal konumu sayesinde 7. ve 9. yüzyıllardaki Arap akınlarından etkilenmedi. 11.yy’dan sonra Bizanslılar ile Anadolu Selçuklular arasında el değiştiren yöre 13. yüzyılda Anadolu Selçuklularının, daha sonra İlhanlıların eline geçti. Osman Gazi döneminde (1299-1324) Konur Alp tarafından Osmanlı topraklarına katıldı ve sancak merkezi yapıldı. 1324-1692 dönemine Bolu’yu yöneten sancak beyleri arasında Konur Alp, Gündüz Alp, I. Süleyman (Kanuni) ve Zor Mustafa Paşa dikkat çeker.

Bu dönemde, bir ara İsfendiyaroğulları’nın istila ettiği Bolu, 1692′de sancak beyleri yerine atanan Voyvodalarca yönetildi. 1811′de II. Mahmud voyvodalığı kaldırınca, Bolu-Viranşehir adıyla yeniden sancak oldu. 1864 Vilayet Nizamnamesi ile Bolu Sancağı Kastamonu Vilayetine bağlandı. II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Bolu Kastamonu’ya bağlı olduğundan, ilk Bolu Mebusları Kastamonu mebusları arasında yer almıştır. II. Meşrutiyetten (1908) Cumhuriyet dönemine kadar bağımsız sancak olarak yönetilen Bolu, 1923’te Vilayet haline getirildi. Bolu’nun son Mutasarrıfı Ahmet Fahrettin Bey, Bolu’nun ilk valisi oldu.

Roma döneminde Bithynium olarak anılan kente İmparator Claudius’un hüküm sürdüğü yıllarda Claudiopolis adı verildi. İ.S.12 yy. başlarında İmparator Hadrianus’un sevgilisi Antinoos’un doğum yeri olması nedeniyle önem kazanan kent daha sonra Hadrionapolis olarak adlandırılmaya başlandı. Bir piskoposluk merkezi olan ve Bizans döneminde Polis denen kenti, 11.yy’da yöreye gelmeye başlayan Türkmenler Bolu olarak adlandırdılar.
Coğrafya
Türkiye yüzölçümünün %1,015′lik bölümünü kaplayan Bolu İli, 8.276 km² (827.600 Ha.) yüzölçümü ile Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde yer alır. İl arazisinin yaklaşık % 18’in tarım alanlar oluşturmaktadır. Orman alanları ise % 59’luk bir oran ile Türkiye ormanları içinde % 2,55’lik paya sahiptir. Çayır ve meraların kapladığı alan yaklaşık % 15’tir. Geriye kalan % 8 dolayında alan ise tarım dışı alanlardır.

Ortalama rakım 1000 m., merkez ilçe rakımı ise 725 m. civarındadır. Matematiksel konum açısından 30 derece 32 dakika – 32 derece 36 dakika doğu boylamları ile 40 derece 06 dakika – 41 derece 01 dakika kuzey enlemleri arasındadır.

Bolu, Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasındaki geçiş alanında bulunur. Karadeniz kıyısındaki ilçelerde Karadeniz ikliminin özellikleri ağır basarken; iç bölgelere gidildikçe, kıyıya paralel uzanan dağların Karadeniz üzerinden gelen nemli havanın önünü kesmesiyle iklim karasallaşır.Seben, Mudurnu ve Kıbrısçık, Gerede’nin en güneyi ve Dörtdivan’ın güneyinde karasal iklim özellikleri ağır basmaktadır.

Bolu, iklimlerin kesiştiği bir il olmasından ötürü çok çeşitli flora ve fauna özelliklerine sahiptir. Kıyılardaki otsu bitkiler yıl boyu yeşil kalırken; karasal iklimin görüldüğü güney kesimlerde yaz kuraklığı ile sararırlar. Orman oranı açısından en zengin illerimizden biridir. Karadeniz iklimin görüldüğü kıyı bölgelerde kayın ve meşe, yüksek yerlerde göknar ve sarıçam türleri ağır basmaktayken; karasal olan iç bölgelerde antropojen bozkırlar görülür. Karasal yerlerdeki yüksek dağlarda yer yer karaçam ve meşe topluluklarına rastlanmaktadır.

Bolu İl Merkezine göre; Dörtdivan, Yeniçağa ve Gerede İlçeleri doğuda, Mengen kuzeydoğuda, Göynük ve Mudurnu İlçeleri güneybatıda, Seben ve Kıbrıscık İlçeleri ise güneyde yer almaktadır. Bolu’nun, batısında Düzce ve Sakarya, güneybatısında Bilecik ve Eskişehir, güneyinde Ankara, doğusunda Çankırı, kuzeyinde Zonguldak ve kuzey doğusunda Karabük İlleri yer alır. İl sınır uzunluğu 621,4 km.dir.

Düzce’nin 584 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (09.12.1999 tarih ve 23901 sayılı R.G.) il olarak ayrılmasıyla, Bolu’nun denizle bağlantısı kalmamıştır.

Nüfus
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) yapmış olduğu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Bolu ilinin 2007 yılı nüfusu 270.417′dır. Bu nüfusun 157.938′i şehir merkezlerinde, 112.479′u da kırsal kesimde yaşamaktadır.
Özel Gün ve Etkinlikler [değiştir]
İzzet Baysal Şükran Günleri

Bolu Valiliği, Bolu Belediye Başkanlığı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi işbirliği ile, çeşitli sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla, her yıl Mayıs ayının 2. haftasında düzenlenen ve bir hafta devam eden günlerdir. Boluluların “Bolu’nun Babası” lütfuna mazhar olmuş Merhum İzzet Baysal, bu günlerde düzenlenen çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerle anılır.

Aşçılık ve Turizm Festivali

Bolu’nun Mengen ilçesinde, her yıl Haziran ayında düzenlenmektedir. Türkiye’de tek aşçılık okulunun bulunduğu yer olan Mengen’de düzenlenen festivalde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Köroğlu Yayla Şenlikleri

Dörtdivan’a bağlı Köroğlu Yaylası’nda her yıl Temmuz ayı içinde düzenlenmekte; halk oyunları gösterileri, yarışmalar, güreş müsabakaları, konserler gibi çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.

Atatürk’ün Bolu’ya Gelişi

Atatürk’ün Bolu’ya geliş tarihi olan 17 Temmuz 1934 yılından beri her yıl aynı gün düzenlenmektedir. Atatürk’ün Bolu’ya gelişi, çeşitli sanatsal, kültürel ve sportif etkinliklerle kutlanmaktadır.

Etkinlik ve Günlerin Takvimi

İzzet Baysal Günleri: Mayıs ayı 2. haftası (Bolu) Akşemsettin Hazretleri Anma Günü: Mayıs ayı son Pazar günü (Göynük) Babahızır Anma Günü: Haziran ayı son Pazar günü (Mengen) Şair Dertli Anma Günü: Temmuz ayı içinde (Yeniçağa) Şeyh-ül Ümran Günü: Temmuz ayı 1. Pazar günü (Mudurnu) Tekke Ümmi Kemal Günü: Temmuz ayı ilk Cuma günü (Bolu) Tokad-i Hayrettin Günü: Temmuz ayı 3. Pazar günü (Bolu) Atatürk’ün Bolu’ya Gelişi: 17 Temmuz (Bolu) Ahilik Kültür Haftası: Ekim Ayı 2. haftası (Mudurnu)

Festival ve Şenlikler Karagöl Şenlikleri: Haziran ayı içinde (Kıbrıscık) İpekyolu Kültür Festivali: Haziran ayı içinde (Mudurnu) Aşçılık ve Turizm Festivali: Haziran ayı 3. hafta sonu (Mengen) Dörtdivan Şenlikleri: Temmuz ayı içinde (Dörtdivan) Sarıalan Yayla Şenliği: Temmuz ayı 2. hafta sonu (Bolu) Yamaç Paraşütü Festivali: Temmuz ayı 3. hafta sonu (Abant/Mudurnu) Esentepe Yağlı Güreşleri: Temmuz ayı içinde (Gerede) Elma Festivali: Ekim ayı ilk haftası (Seben)

Bunlar dışında Bolu merkez ve ilçelerindeki yaylaların hemen hemen hepsi, yaz aylarında kendi yaylalarında yayla bayramları düzenlemektedir.

Panayırlar

Bolu’da, Temmuz-Ağustos ayları içinde yaklaşık 1 ay boyunca devam eden panayır düzenlenmekte iken, depremden sonra panayır kaldırılmış, sadece lunapark eğlencesi devam etmektedir. Bazı ilçelerde de her yıl düzenli olarak panayırlar açılmaktadır. Bolu’nun olduğu kadar Türkiye’nin de en ünlü panayırları arasında yer alan Gerede Panayırı bunların en önemlisidir

Canakkale Sohbet Odalari

Eylül 7, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Canakkale Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   


 
 

CANAKKALE HAKKINDA
Bu madde Çanakkale il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Çanakkale (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.

Çanakkale ili
Konum
Çanakkale ilinin konumu
İlçeleri
Yönetim
Ülke: Türkiye
Coğrafi Bölge: Marmara ve Ege Bölgesi
Vali: Abdülkadir Atalık
Genel bilgiler
Yüzölçüm: 9.887 km2 (3.817 sq mi)
Nüfus: (2009) [1]
- Şehir nüfusu: 96.588[1]
Diğer bilgiler
Plaka kodu: 17
Alan kodu: 286
Website: T.C. Çanakkale Valiliği

Çanakkale ili, Türkiye Cumhuriyetinin kuzeybatısında, topraklarının büyük bölümü Marmara Bölgesi sınırları içinde kalan, 25° 40′ – 27° 30′ doğu boylamları ve 39° 27′ – 40° 45′ kuzey enlemleri arasında 9.887 km²’lik bir alan kaplayan, Asya (Anadolu) ve Avrupa (Trakya) kıtalarında toprakları bulunan, kendi adını taşıyan boğaz ile ikiye bölünmüş Trakya’da İstanbul’dan sonraki en büyük ildir.

Anadolu’nun en batı noktası olan Baba Burnu ile Türkiye’nin en batı noktası Gökçeada’daki İncirburnu il sınırları içindedir. Ege Denizi’nde Türkiye’ye ait en büyük adalar, Bozcaada ve Gökçeada, Çanakkale iline bağlıdır.

Tarihçe
Çanakkale, Cumhuriyetin ilk yıllarında Biga ve Gelibolu sancaklarının kaldırılması ve her ikisinin ortasında bulunan Çanak köyününün il ilan edilmesiyle meydana gelmiştir. 1927 Nüfus sayımında Çanakkale’ninMerkez Nüfusu sadece 8.500 kişi idi.. Eski çağlarda, Hellespontos ve Dardanelles olarak da adlandırılan ilde 3000 yıldan beri yerleşim olduğu bilinmektedir. Bugün bile kalıntıları bulunan Truva (Troia, Troy) Antik kenti M.Ö 2500 yılında büyük bir depremle yıkılmış ve bölge uzun yıllar Lidya’lılarca yönetilmiştir. Millattan önce 336 yılında bölgede en önemli güç hâline gelen Pers İmparatorluğu Helenizm’i tüm dünyaya yaymak amacındaki Büyük İskender Granikos Çayı (Biga Çayı) kıyılarında büyük bir bozguna uğratılmıştır. Osmanlı Devleti döneminde de Karesioğulları Beyliğinin yıkılması ile ilin bugünkü topraklarının büyük bir bölümü ele geçirilmiş, Bizans’a yardım karşılığı ödül olarak alınan Gelibolu’daki kaleler sayesinde ilin fethi daha da kolaylaşmış ve Boğazlar ile birlikte kontrol Osmanlı Devleti’ne geçmiştir.

Çanakkale ilinin topraklarının bütününe bakıldığında, üzerinde kurulmuş olduğu yarımada Biga Yarımadası olarak adlandırılır. İl içindeki en kayda değer yükselti Biga Dağları’dır. Biga adının bu denli çok kullanımının sebebi, Cumhuriyet döneminden önce , Osmanlı idarî sisteminde Sancak’ın Biga ilçesi olmasıdır. Yani ilin eski merkezi Biga olup, Cumhuriyet döneminde, kazanılmış olan başarılardan dolayı ilin ismi ve merkezi Çanakkale olarak değiştirilmiştir. İlin isminin kökeni yörede çok gelişmiş olan çanak – çömlek zanaatine dayanır. Şehrin iki simgesi hâline gelen Kale-i Sultaniye ile çanakçılık özdeşleşince de şehir Çanakkale olarak adlandırıldı.[kaynak belirtilmeli]

Demografi
Çanakkale iline bağlı 568 köy, 21 bucak, 12 ilçe belediyesi ve 22 belde belediyesi vardır. Çanakkale ilinin ilçeleri ile birlikte nüfusu 477.735 kadardır. İl merkezinin köyler hariç nüfusu 152.112 ‘dir. Merkezden sonra en büyük ilçe Bigadır. İlin en küçük ilçesi Bozcaada’dır. Adaların nüfusu yazları iki katını aşsada kışın yerlilerden başka yaşayan kalmaz.

İl genelinde nüfusun yüzde 52’si şehirlerde geri kalanı kırsal kesimde yaşar. Yıllık nüfus artışı yüzde 10.34 ile Türkiye oralamalarının çok üstündedir,aşırı bir nüfüs artışı vardır. Nüfus yoğunluğu 48,16 kişi/km²dir.

Coğrafya

Kazdağı Şelalesiİl topraklarının yarısından fazlası ormanlar ile kaplıdır. Ormanlar il topraklarının % 53.9′unu oluşturur. Ormanlık alanlar 536.964 hektar olup bunun 449.024 hektarı koru, 87.969 hektarı ise köylülere dağıtılan ve ticaret yapılan, kesilmeye hazır ormanlardır. Ormanlık arazinin yarısından fazlasını kızılçam ve meşe kaplar. İlde yetişen ağaçalarin miktarları şöyledir;
İlin kıyı ilçelerinde ve adalarda iklim hemen hemen aynıdır. Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimin yaşandığı Çanakkale topraklarında iklim daha çok Akdeniz iklimine paralellik gösterir. İç bölgelerde denizden yükseklik artar ve bu nedenle kıyı bölgelere oranla aradaki sıcaklık ortalaması oldukça açılır. Yılın büyük bölümü hemen her ilçede rüzgârlı günler yaşanır.

Çanakkale’de önem arzeden bir su kütlesi bulunmaz. Gelibolu Yarımadası’nda Tuzla Gölü, Biga ilçesi sınırlarında Hoyrat Gölü ve Ece Gölü ile diğer ilçelerde yer alan bazı ufak baraj gölleri ve göletler vardır. Biga’ya bağlı Yeniçiftlik beldesinde yer alan yaklaşık 10,000 hektarlık Ece Gölü son bir kaç yıl içinde kurutularak tarıma uygun hâle getirilmeye çalışılmaktadır.

Çanakkale ilinin coğrafî olarak aslında 4 farklı su kütlesi ile kıyısı bulunur. Aşağıdaki tabloda ilçelerin nereye kıyısı olduğu ile kıyı ve plâj uzunluklarının dizelgesi vardır;
Eğitim

İl, eğitim bakımından halkına Türkiye ortalamasının oldukça üstünde bir hizmet sunar. İl sınırları içinde 1 Fen Lisesi, 10 anadolu Lisesi, 2 Anadolu Öğretmen Lisesi ve birçok Meslekî lise bulunur. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ). bünyesinde 9 fakülte, 2 yüksekokul ve 2 enstitü bulunur, ve 20,000 öğrenciye eğitim verir. Halkın %8,0′i üniversite mezunudur.İlköğretimlerde okullaşma oranı %100′dür. Okuryazarlık oranı (2000 Nüfus verilerinde) %90 olarak açıklanmış, fakat geçen zaman içersinde oranın %99 olduğu sanılmaktadır. (Çanakkale Valiliği Resmî Sayfası) İlçede 75,000′e yakın öğrenci bulunur. İlde derslik başına düşen öğrenci sayısı 20′dir.

Çanakkale, binyıllar boyunca farklı toplumların egemenliğinde kalmış, gerek mimarisinde gerek yaşamda onlardan izler taşımaktadır. 70′li yıllardan itibaren ile yapılmaya başlayan ticarî yatırımlarla ildeki geleneksel toplum yapısı yerini hızla modernize olmuştur. Ticarî yatırımlarla ile ulaşım kolaylaşmış ve şehrin görünümünün değişmesi böylece başlamıştır. Bugün Çanakkale Türkiye’nin en modern çevrelerindendir. Geniş kaldırımları, temiz caddeleri, bakımlı binaları ile örnek bir şehirdir. Henüz altyapısı tam oturmamışsa da kültürel anlamda Çanakkale ili Türkiye’de önde gelen çevrelerdendir. Toplumda çekirdek aile yaygındır. Toplum,Göçmenler , Türkmenler, Pomaklar, Yörükler, Çerkezler ve az sayıda Boşnak’tan oluşur. Pomak ve Yörükler genelde tarım ile uğraşırlar. Bir Yörük kişisi ile Pomak farklı biçimde geleneksel giysiler giyer.

İl ve ilçe merkezlerinde büyük ölçüde modern giyim örnekleri benimsenmiştir. Kırsal kesimden gelen bayanlar, beyaz Yemenî adı verilen eşarp ve şalvar ile siyah naylonumsu kumaştan pardesü (ferace) giyerler, kırsal kesim erkeklerinde ise baskın giyim türü, pantolon, ceket ve kaskettir. Yörede erkeklerin şalvar giydiği pek görülmez. Yöre mutfağı ise birbirinden lezzetli tatlara sahiptir. Çanakkale mutfağını anlatacak kilit sözcükler; zeytinyağ, zeytin, sardalya, peynir helvası ve keşkektir. Adalar bağcılık ve şarapçılık konusunda başı çekmektedir.

TURİZM
Çanakkale ile birçok ilçesi tarihî ve doğal güzellikler bakımından oldukça zengin olmasına rağmen, bölge olması gerekenden oldukça az turist çekmektedir. İl merkezinin çevresinde bulunan yerlerin hemen hemen heryeri sit alanı ilân edilmiştir. Çanakkale’nin büyüyememesinin asıl sebeplerinden biride budur. Birçok alan yerleşime kapalıdır.

Izmir Sohbet Odalari

Izmır Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   

 
 

IZMIR HAKKINDA
Türkiye’nin İstanbul ve Ankara’dan sonra 3. büyük metropolü olan fuarlar merkezi İzmir, ticaret ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir. Kültür nitelikleri, Yeryüzü nitelikleri ve yaşam düzeyi ele alındığında, Türkiye’nin en gelişmiş kentidir.

İzmir’in batısında denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. Bu maksatla da bu şehre “Güzel İzmir”, “Eski İzmir” ve “la Perle de l’Ionie” (İyonya’nın İncisi) deniyordu. Tarihten beri bu tanımlarla yıllar sonra şehrin sıfatı hâline gelmiştir.

İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye,hurma ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı Mersin Limanı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük limanıdın, Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar.
Köken bilimi
İzmir kelimesi Eski İyon Lehçesi’nde Smyrne, Atina Lehçesi’nde ise Smyrna diye yazılırdı. Bugün ki Hellenler bu kentin adını Zmirni biçiminde telaffuz etmekte, gerçi son yıllarda Antik Efes kenti civarında da bu adla anılan bir köy yerleşimi izlerine rastlanmıştır. Olasılıkla İzmir’den Efes’e giden bir kraliçenin adını yerleştikleri köye de koydukları düşünülmektedir ki bununla ilgili bilgilere eski kaynaklarda da rastlanmaktadır. Ancak Smyrna sözcüğü Yunanca değildir, Ege Bölgesi’ndeki birçok yerleşim adı gibi Anadolu kökenlidir. MÖ 2000′in başlarına ait Kültepe(Kayseri) yerleşiminden kalan bazı tablet metinlerinde Tismurna adına rastlanmaktadır. Tismurna’daki ti bir ön ek olup büyük olasılıkla bir kişi ya da bir yer adını belirtmektedir. Hellenler ya da Bayraklı Höyüğü(2)’nü mesken tutanlar da bu ön eki atıp kente Smyrna demişlerdir.

İzmir kentinin tarihi
Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Çayı’nın ve bugünkü Yamanlar Dağı (Spil Dağı)’ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü.

Konak Pier’den Pasaport’un görünümü
Pasaport Vapur İskelesi(Solda) ve KordonŞimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü’nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikası’na ait numune bağı bulunmaktadır. 1955′ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir’deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü”nün katkıları büyük olmuştur.

Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler -ki bunlar Troya Savaşlarından sonra kurulan Aiol, İon ve Dor kökenlidir- genelde küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar, Çandarlı (Pitanes), Foça (Phokaia), İzmir (Smyrna), Kilizman (Klazomenai), Milet ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve den olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı’nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde ver aldı. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale (Pagos) eteklerine taşındı.

Demir Çağı (M.Ö.)
Hititler Çağı’nda {M.Ö. 1800-1200) Anadolu’da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu. Ancak M.Ö. 1200′lerde Troya Vll ve Hititler başkenti Hattuşaş’ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı’na girdi. Demir Çağı, Anadolu’da yazının yeniden kullanılması ile Frigya Krallığı’nda M.Ö. 730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu’da ise M.Ö. 650 yıllarına kadar sürmüştür,

Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir’de Hellas’tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu. Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır. Bayraklı Höyüğü’nün M.Ö. 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır.

400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır. Bunlar :

1. Aiol yerleşmesi (M.Ö. 1050-M.Ö. 1000)
2. Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (M.Ö. 1000-M.Ö. 875)
3. Erken ve Orta Geometrik yerleşme (M.Ö. 875- M.Ö. 750)
4. Geç Geometrik yerleşme (M.Ö. 750-M.Ö. 675)
5. Subgeometrik yerleşme (M.Ö. 675-M.Ö. 650)
Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır. Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir. Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz.

İzmir Kordonboyu’ndan Bir GörünümDemir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900′e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı. Erken Geometrik dönemden itibaren (M.Ö. 875′ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanını çevirmekte idiler.

İzmir Alsancak’taki GökdelenlerEski İzmir’liler kentlerini M.Ö. 850′lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir’in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti ‘Basileus’ adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (M.Ö. 750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir’in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.

Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Daha önceki dört dönemde (M.Ö. 1050- 750), büyük bir olasılıkla yine Tanrıça Athena’ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu. Bilindiği gibi Homeros’un destanı İlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır. Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir’de oluşturulmuştur. Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için ‘Homeraion’ adlı bir yapı inşa etmişlerdir.

Parlak Dönem (M.Ö. 650-545)

Cumhuriyet meydanı
Kordonboyundan görünüş.
İzmir, Konak’ta Türk FırkateyniEski İzmir’in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüzyıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos’un liderliğinde Mısır’da, Suriye ve Lübnan’ın yavuz kentiBatı kıyılarında, Propontis’te (Marmara Bölgesi), Pontus’ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir’in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.

Parlak dönemin İzmir’deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650′den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena’ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir’de bulunmuştur. Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia’da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar

Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir’in cadde ve sokakları daha 7. yüzyılın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu .

İlerde M.Ö. 5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir’de gün ışığına çıkarılmıştır.

Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir’de 7. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir’de M.Ö. 520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.

Eski İzmir’de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe “Oryantalizan” ya da “Friz Stili” adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.

Bilindiği gibi M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Milet’de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları’ bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır’ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu’ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu’yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina’ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina’ya geçmiştir.

Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonraları önemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir’in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.

Herodotos, Eski İzmir’i Lidya kralı Alyattes’in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.

Daha sonra Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir.

Gerileme Dönemi (M.Ö. 500-300)
Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.

M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı Bayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa’da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı’nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.

Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yüzyıl boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu’daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, M.Ö. 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.

Roma İmparatorluğu dönemi (M.Ö. 133-M.S. 395)

Bergama HarabeleriBüyük İskender’in İssos’ta (İskenderun) Pers Kralı Darius’u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem’de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale’nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu.

M.Ö. 323 yılında Büyük İskender’in ölümü üzerine çıkan iç savaşta İzmir (zamanın ismiyle Symrna), önce Lysimakhos’un, sonra Lysimakhos’u M.Ö. 281 yılında yapılan Corupedion Savaşı’nda yenen Selevkoslar’ın kralı 1. Selevkos’un eline geçti. Selevkos egemenliği M.Ö. 190 yılında yapılan Magnesia (bugün Manisa) Savaşı’na kadar sürdü. Selevkoslar, Romalılar’a karşı kaybettiği bu savaştan 2 yıl sonra yapılan Apameia (bugün Dinar) savaşıyla Bergama Krallığı’na verildi. Bergama’nın egemenliği, Kral 3. Attalos’un ölümüne dek sürdü ve bu tarihte Romalılar’ın eline geçti ve Asya Eyaleti’ne bağlandı.

Tarihçi Strabon, Smyrna’nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel İyon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümü Kadifekale’nin Pagos’un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir’de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros’un bir heykeli bulunuyordu.

İzmir Agorasından bir görünüşRoma Çağı’nda İzmir’de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale’nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir. Agoranın ölçüsü 120×80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 2. yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar. M.Ö. 88 yılında Pontus Kralı 6. Mithridates’in eline geçtiyse de 2 yıl sonra Romalılar şehri geri aldı.

İncil’de sözü edilen “Yedi Kilise”den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir’in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarı St. John’un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu’da doğmuş, inancından ötürü 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkûm edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olur.

Bizans İmparatorluğu dönemi
Bizans İmparatorluğu döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbirleriyle savaşırlar. Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul’a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar. Türkler İzmir’i ilk kez 1076′da Selçuklu akıncılarından ve zamanla ilk büyük Türk denizcisi olan Çaka Bey’in komutasında ele geçirirler. İzmir’den hareketle Ege Adaları ve Çanakkale Boğazı’na düzenlediği akınlarla Bizanslılara korku salan Çaka Bey’in ölümünden sonra Bizanslılar kenti 1098′de geri alırlar ve şehrin kıyı tarafı 1204 yılında Rodos Şovalyeleri’nin eline geçer. 1310′da Aydınoğlu Umur Bey tüm şehri ele geçirir. 1344 yılında Cenevizliler kıyıdaki St. Peter kalesini ele geçirirler. Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken Aydınoğulları Beyliği yukarı kentte (Kadifekale) hakimiyet kurar. Gavur İzmir deyimi o dönemden kalmadır ve Cenevizlilerin elinde kalan aşağı kenti tanımlamak için kullanılmıştır. 14. yüzyıl ortalarında St. Peter kalesi ve aşağı kent bu kez Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir. Bu arada Osmanlı Devleti 1398′de İzmir üzerinde hakimiyet kurdu. Ankara Savaşı’nı kazanarak Osmanlı Devleti’ni mağlup etmiş olan Timur’un 1403′te bizzat komuta ettiği Moğol ordusu kenti istila edip, St.Peter Kalesini yerle bir eder. Bu fetih Timur’un Hıristiyan güçlere karşı yapmış olduğu tek savaş olması nedeniyle ayrıca önemlidir. Osmanlı Devleti’nin toparlanmasından sonra 1422 yılında II. Murat kenti zapteder ve İzmir bundan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olur.

Piri Reisin Kitab-ı Bahriye kitabında İzmir körfezi Osmanlı İmparatorluğu dönemi [değiştir]
Osmanlı idaresinin ilk yüzyıllarında ikinci derece bir sancak olan İzmir’in İlk Osmanlı yöneticisi Karasubaşı Hasan Ağa’dır. İzmir 1605-1606 yıllarında Celali İsyanları kapsamında Arap Sait ve Kalenderoğlu ayaklanmalarına sahne olmuştur. Ancak kent, Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı kapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir.

1619′da Fransız, 1620′de İngiliz konsoloslukları açılır. Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar. 16. yüzyıl kaynakları İzmir’de 19 cami, 18 havra ve sadece 1 Rum Ortodoks kilisesi bulunduğunu, kentin 9 mahallesinden sadece birinde Hristiyanların yaşadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, o dönemde şehir merkezinde Müslüman-Türkler çoğunlukta, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcut (Sabetay Sevi 17. yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır) ve Hrıstiyan Rumlar azınlıkta olmalıdır. Evliya Çelebi de, 1672′de İzmir’i ziyaretinde, nüfus yapısındaki değişimin ilk gözlemlerini kaydeder ve Punta (Alsancak) mahallesinde giderek artan sayıda yerli gayrimüslimlerin, Levantenlerin ve Batılı tüccarların yoğunlaştığını yazar. İzmir’de 1676′da yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü bir veba salgını, 1742′de şehrin yarısının yandığı büyük bir yangın olur. Osmanlılarca İzmir’e paşa düzeyinde yapılan ilk atama, 1707′de yabancı tüccarlarca düzenlenen Buca ayaklanması ndan sonra 1716′da tayin edilen Köprülü Abdullah Paşa’dır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Bu gelişmeye paralel olarak, eyalet merkezi (Aydın eyaleti) önce 1841′de geçici olarak, sonra da 1850′de temelli İzmir’e aktarılmıştır. Aynı yıl Sultan Abdülmecit, 1863′de de Sultan Abdülaziz İzmir’i ziyarete gelmişler, 1871′de kurulan belediyenin ilk başkanı da Yenişehirlizade Ahmet Efendi olmuştur. Çokuluslu bir ticaret şehri haline gelen ve servet birikimi yaratarak metropolleşen İzmir civarında aşayişi korumak herzaman zorlu bir uğraş olmuştur. Bu bağlamda, bölgenin ünlü Rum eşkiyalarından Katırcı Yani 1853′de Buca’da yakalanabilmiş, başta Çakırcalı Mehmet Efe olmak üzere, efeler ve eşkiyalar İzmir’e özel ilgi göstermişler, çoğu kez resmi görevlilerden, yerli, levanten ve yabancı tacirlerden ve azınlıklardan oluşan çetrefil bir ilişkiler ağı içinde rol oynamışlardır.

İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919′da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in Kurtuluşu ile sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000′den fazla ev ve işyerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir. Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğmuştur. Yangın alanında bugün İzmir Enternasyonal Fuarı bulunmaktadır.

Ana madde: İzmir Enternasyonal Fuarı

İzmir Hilton Oteli Nüfus

1893 yılı Osmanlı nüfus sayımına göre İzmir merkezde yaşayan kişi sayısı 207.548 kişidir. İzmir’de yaşayan Türk sayısı 79.288 kişi olup, nüfusun % 38′ini teşkil etmekteydi. Rumlar %26, osmanlı tebasında olmayan yabancılar %25, yahudiler %7, ermeniler ise nüfusun %3′ünü teşkil etmekteydi. İzmir’deki nüfusun %55′i hristiyan, %38′i müslüman ve %7’si museviydi.

İzmir Büyükşehir nüfusu 2009 TÜİK verilerine göre 3.276.815 kişidir. Kentin nüfusu 1970-1985 arasında çok artmıştır. 1945′e kadar Türkiye’nin ikinci büyük şehriydi.

Ulaşım
Kent içi toplu ulaşım Büyükşehir Belediyesi’nin yetki ve sorumluluğundadır. Toplu ulaşım hizmetlerinin hat ve güzergahları ile birbirini tamamlaması için otobüs-vapur-metroda ulaşım hizmet bütünlüğü sağlanmıştır. Tüm toplu taşıma araçlarında bilet yerine geçen Kentkart adlı elektronik bir kart İzmir ulaşımının bütünlüğünü sağladığı gibi ulaşımı hızlandırmaktadır.

Belediye Otobüsleri
Otobüs hizmetleri Büyükşehir Belediyesi bünyesinde olan Eshot Genel Müdürlüğü ve İzulaş (İzmir Ulaşım)tarafından kent içi ve 12 ilçe belediye arasında yapılmaktadır. Ulaşım hizmetleri 291 den fazla hatta hizmet vermektedir.İlk binişlerde belli bir ücret kesilir bundan sonra 90 dk. içindeki 2. ve diğer binişlerde herhangi ücret talep edilmez. Bunların yanında ücretsiz hizmet olarak, 412 Buca Heykel – Tınaztepe Kampüs, öğrenci kartıyla binilen 525 Bornova Metro – Ege Üniversitesi Kampüs güzergahlarında çalışan otobüsler vardır.
Metro
Metro istasyonları: İzmir metrosunun 11.6 kilometrelik hattında Hatay/ Üçyol, Konak, Çankaya, Basmane, Hilal, Stadyum, Halkapınar, Sanayi, Bölge ve Bornova olmak üzere toplam 10 istasyon bulunmaktadır.
Sefer sıklığı: 06-24 saatleri arasında hizmet veren metronun ortalama 10 dakika olan sefer aralığı, yoğun saatlerde “5 dakikada bir”e inmektedir. Metro ile en uzun hat olan Üçyol’dan Bornova’ya 17 dakikada ulaşılmaktadır.
Metro aktarma istasyonları: Bornova, Halkapınar, Hatay/Üçyol aktarma istasyonlarından otobüs ; Konak İstasyonunda ise hem otobüs hem de vapur bağlantısı vardır. Metro çalışmaları devam etmekte olup kuzey-güney hattının uzatılması dışında doğu batı hattının da devreye girmesi 2010 yılı içerisinde planlanmaktadır
Vapurlar ve iskeleler
Yolcu vapuru seferleri: “Toplu ulaşımda bütünlük” amacıyla Körfez vapurlarının sayısı ve sefer sıklığı artırılmış, ulaşımda kolaylık ve rahatlık sağlanmıştır. Karşıyaka ve Bostanlı ile Konak arasındaki sefer aralığı 20 dakikaya indirilmiş ve iskeleler yeniden düzenlenmiştir. Bostanlı, Karşıyaka, Bayraklı, Alsancak, Pasaport, Konak, Göztepe ve Üçkuyular olmak üzere 8 iskeleden sefer yapılmaktadır.
Araba vapuru seferleri: Üçkuyular ve Bostanlı iskeleleri arasında sürekli sefer yapan araba vapurları ile şehir içi trafiğine girmeden 25 dakikada ulaşım sağlanmaktadır.Bostanlı’dan ilk sefer, hafta içi ve Cumartesi günleri 07:20’de, Pazar günü 10.00’da; son sefer ise her gün 22.40’dadır. Üçkuyular’dan hafta içi ve Cumartesi 7.20’de, Pazar günleri 10:00’da başlayan seferler 23.20’ye kadar sürmektedir.Üçkuyular ve Bostanlı iskelelerindeki aktarma istasyonlarına otobüslerle kolaylıkla ulaşılmaktadır.Ek seferler konularak BUCA heykel ile BORNOVA EGE ÜNİVERSİTESİ arası sabah 07:00 ile 10:00 akşam 17:00 ile 19:00 arasıdır
Gece yarısından sabaha kadar ulaşım hizmeti
24 saat çalışan otobüs hatları koyularak gece yarısından sonra toplu taşım araçları ile ulaşım olanağı sağlanmıştır. Buna göre; Otobüsler Konak’ta Bahri Baba otobüs durağından (Varyant başlangıcı)hareket eder;
63 Konak-Bornova (Konak, Montrö, Alsancak, Zafer Payzan, Manavkuyu)
104 Konak-Buca (Varyant, Eşrefpaşa, Menderes Cad., Heykel, Buca Üçkuyular)
152 Konak-Gaziemir (Üçyol, Karabağlar, Sosyal Konutlar)
180 Konak-Balçova (Varyant, İnönü Cad., F.Altay)
542 Çiğli-Konak (Kahveler Durağı, Anadolu Cad., Girne Bulvarı, Karşıyaka, Altınyol, Talatpaşa, Konak)
Bu otobüsler ilk servislerine Karşıyaka ve Çiğli’den karşılıklı olarak 00:55’te başlarlar ve 1 saat ara ile 05.55’e kadar devam eder.
Vapurlar ise gece son seferlerini, Konak’tan 01.00, Alsancak’tan 01.15, Karşıyaka’dan 00.30’da hareket ederek yapmaktadırlar.
Şablon:İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali (İzotaş)

İzmir şehirlerarası otobus terminali 1996 yılından bu yana Işıkkent’teki yeni yerinde hizmet vermektedir. İzmir’in ilk Şehirler arası otobüs garajı bugünkü 9 eylül meydanı yanındaki Dünya Ticaret Merkezi İnşaat alanının olduğu yerdir. Zamanla bu otobüs garajı yetersiz kalınca Halkapınar da Yeni garaj adı altında otobüs garajı hizmet vermeye başlamıştır. Gelişen İzmir ile paralel Halkapınar’ın şehir içi trafiğinde olması ve artan sefer sayıları göz önüne alınarak Işıkkentteki yeni yerine geçmiştir. Türkiye’nin dört bir yanından otobüs seferleri vardır.

Eğitim
İzmir’deki üniversiteler

Ege Üniversitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Gediz Üniversitesi
İzmir Üniversitesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi
Yaşar Üniversitesi
Katip Çelebi Üniversitesi

Antalya Sohbet Odalari

Eylül 6, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Antalya Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   

 
 

ANTALYA HAKKINDA
Bu sayfa Antalya ilinin merkezini anlatmaktadır. Başlığın diğer anlamları için Antalya (il) sayfasına bakınız.

Antalya

Arma

Türkiye’deki yeri ve merkezin konumu.
Ülke Türkiye
Bölge Akdeniz Bölgesi
İl Antalya
Yönetim
- Belediye başkanı Mustafa Akaydın (CHP)
- Vali Ahmet Altıparmak
Yüz ölçümü
- Toplam 20,815 km² (8 sq mi)
Rakım 39 m (128 ft)
Nüfus (2008)
- Toplam 955,596
Zaman dilimi DAZD (UTC+2)
Alan kodu (+90) 242
Website:’ ‘ resmî sitesi

Antalya, Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Antalya şehrinin aynı ismi taşıyan merkez ilçesidir.

Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye’nin büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir.

2009 yılı verilerine göre Antalya şehir merkezinde 479.581 erkek, 476.015 kadın olmak üzere toplam 955.596 kişi yaşamaktadır. Bunun 912.000 kişisi ilçe merkezlerinde yaklaşık 43.000 kişi de şehir merkezine bağlı köylerde ikamet etmektedir.
Tarihi

Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye eserinden Antalya limanı ve kıyı kasabası Kemer (1525)
Piri Reis’in tarihi Antalya, Manavgat ve Side haritasıHer ne kadar 1215′te Gautler de Montbellard Kıbrıs’tan getirdiği kuvvetlerle şehri ele geçirip Türkleri kılıçtan geçirdiyse de, Antalya 1. Keyhüsrev tarafından geri alınır. XII. yüzyıl sonlarında Selçuklu Devleti sona erince Isparta ve Antalya arasındaki topraklar Teke Aşireti’nin bir kolu olan Hamidoğulları’nın egemenliğine girer. Antalya’yı ele geçiren İlyasbeyoğlu Dündar Bey, buranın yönetimini, kardeşi Yunus Bey’e bırakır. Yunus Bey’in oğulları, Antalya’da hüküm sürdüler. Hamidoğulları’nın bu ikinci kolu Tekeoğuları adıyla anılır. Kıbrıs Kralı Pirre, 1361′de Antalya’yı ele geçirdiyse de, Tekeoğulları’ndan Mehmed Bey, 1373′de şehri geri alır. Bunun oğlu Osman Bey zamanında Antalya, Yıldırım Bayezıd, buranın yönetimini Firuz Bey’e verdi (1391). Ancak Antalya’nın Osmanlılara geçişi konusunda kaynaklara tek bir tarih göstermemektedir ( Oruç Bey ve Neşri’ye göre 1389-1392; İbni Kemal’e göre 1391).

Anadolu’da beyliklerin egemen olduğu bir dönemde, 1335-1340 tarihleri arasında Antalya’ya gelen Arap seyyah İbn Battuta Antalya’dan bahsederken şöyle der:

Kent halkı, ırk ve dinlerine göre ayrı ayrı mahallelere yerleşmişler. Hıristiyan tüccarlar Mina adıyla anılan mahallede otururlar. Bu mahallenin çevresini bir sur kuşatmakta ve Cuma vakti geceleri surun kapıları kapatılmaktadır. Rumlar başka bir mahallede kendi başlarına otururlar. Onların bulundukları yer de bir surla çevrili. Yahudilerin de yine kendilerine ait, surla çevrili bir mahallesi vardır. Müslüman ahaliye gelince, bunlar asıl büyük şehirlerde yaşamaktadırlar. Burası bir Cuma mescidi ve medrese ile birçok hamamı, zengin ve tertipli büyük çarşıları ihtiva etmektedir. Şehrin çevresini, yukarıda kaydettiğimiz bütün mahalleleri de içine alan büyük bir sur Kuşatır

Osmanlı Dönemi
Ankara Savaşı’ndan sonra (1402) Teke ve Karamoğulları’nın Antalya’yı ele geçirme girişimleri boşa çıktı. Antalya, Anadolu eyaletinin Teke Sancağı’na merkez oldu (Elmalı ile birlikte.) II. Bayezıd devri sonlarında şehzade Korkud, bu sancağın başında bulunuyordu. Babası ölünce tahta çıkan Selim’e karşı (Yavuz ) burada ayaklandı. Alanya ise Fatih döneminde 1471 yılında Gedik Ahmed Paşa tarafından alınmıştı.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’yı gezen Evliya Çelebi, üç yanı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı, 3 bin evli dört mahallesi, kale dışında ise, kuzeyde 20 Türk, 4 Rum Mahallesi bulunduğunu, çarşının surlar dışında yer aldığını, limanın 200 parça gemi alacak büyüklükte olduğunu yazar.

Osmanlı Devleti’nin Abdülmecid devrinde (1847) çıkarmaya başladığı salnamelerde (bugünkü anlamıyla yıllık ) Antalya, Konya’ya bağlı olması sebebiyle ” Teke Sancağı” adıyla geçmektedir. Antalya, XIX. yüzyıl sonunda Konya Vilayetinin sancağı durumundaydı.İdari bakımdan 5 kaza ve 9 nahiyeye ayrıldı. Toplam köy sayısı 549 idi. Sancak toplam nüfusu 224 bin kişiydi. Bu nüfusun 15 binini Yörükler oluşturuyordu. Bunlar kışı ovalarda, yaz aylarının ise yayla adı verilen platolarda geçirirlerdi. Nitekim Hazine-i Evrak’ta mevcut 1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki yerlere iskanları yetersiz olduğundan, sur dışında bir mahalle kurulması ve oraya bir kapı açılması ve kiliselerin onarılması hakkındaki yazıdan, buraya sürekli değişik dinlerden, değişik yerlerden insanların gelerek yerleştikleri anlaşılmaktadır. Antalya şehri, körfezin ortasında, dik bir kayalığın üzerinde kurulmuştu. ve mutasarrıflık buradaydı. Üç surla çevrili olan kentin çok heybetli bir görünüşü vardı. Bu surların alt bölümlerinde bulunan geniş çukurlar, Düden Çayı’nın sularıyla dolar ve şehir, bu su hendekleriyle korunurdu.

XIX, yüzyıl sonunda Antalya Sancağı’na eğitim ve öğretim faaliyetleri, 2 bin 600 öğrencinin devam ettiği 50 okulla sürdürülürdü.

Antalya’da gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere 60′dan fazla medresenin bulunduğu bilinir. Bugün pek çoğu harap olmuş bu yapıların içinde 1250 yılında Selçuklu Veziri Karatay tarafından yaptırılan medreseyle, Elmalı’daki Osmanlılar döneminde Ömer Paşa tarafından yaptırılan medrese, sağlam olarak kalmıştır.

XIX. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun bırakmak zorunda kaldığı topraklardan gelen göçmenlerin yerleştirildiği Antalya, sözü geçen yüzyılın ikinci yarısında Konya Vilayetine bağlanan bin sancağın (Teke) merkezi oldu.

Kurtuluş Savaşı Dönemi

Birinci Dünya Savaşı’ndan nce bu sancak, adı geçen vilayetten ayrılarak bağımsız bir sancak haline girdi. Mütareke döneminde şehir, bir aralık İtalyanların işgali altındaydı. İtalyanlar Antalya halkına, kendilerini Türk dostu olarak göstermeye çalışıyorlardı. Bu amaçla, Yunan işgali bölgesinden Antalya’ya gelen göçmenlere ve yoksul halk tabakalarına çeşitli yardımlarda bulunuyor, ayrıca yollar ve okullar açıyorlardı. Çiftçiyi ve taciri kendi tarafına çekmek isteyen İtalyanlar, gerekli kredileri vermek üzere Banco Di Roma’nın Antalya’da şubelerini açmaktan geri durmadılar. Ancak şehir çok geçmeden boşaltıldı.

Cumhuriyet Dönemi
9 Temmuz 1921 tarihinde İtalyanarın geri çekilmesiyle Anadolu Hükümeti’ne bağlandı. Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Antalya adı altında, il bazında bugünkü halini aldı.

Zaman dizini

Antalya’nın bilinen kronolojisi:

M.Ö. 700 – 546: Lidyalılar Dönemi
M.Ö. 546 – 336: Persler Dönemi
M.Ö. 336 – 301: Helenistik Dönem
M.Ö. 301 – 188: Selevkos Krallığına bağlı Pleistarkos Devlet Yönetimi
M.Ö. 188 – 65: Pamfilya Korsanları Dönemi
M.Ö. 65-MS 395 : Roma Dönemi
M.S. 395 : Bizans Egemenliğinin Başlaması.
M.S. 655 : Antalya önlerinde Bizans ve İslam Donanmaları arasında Zat-el Şenari Savaşı yapılması.
M.S. 1085 : Süleyman Şah’ın Antalya’yı alması.
M.S. 1103 : Bizans Ordusu’nun, Antalya’yı Anadolu Selçuklularından geri alması.
M.S. 1206 : Anadolu Selçukluları’nın Bizans’tan şehri geri alması.
M.S. 1207 : Antalya Şehri’nin tümüyle Selçuklulara geçmesi.
M.S. 1221 : Keykubad’ın, Antalya Körfezi’nin doğusundaki Kalanorasa’yı ele geçirmesi.
M.S. 1308 : Antalya’da Teke Beyliği’nin kurulması.
M.S. 1361 : Antalya’nın, Kıbrıs Krallığına bağlanması.
M.S. 1373 : Mehmet Bey’in Antalya’yı geri alması.
M.S. 1426 : Antalya Bölgesinin tamamen Osmanlı Devletine bağlanması.
M.S. 1510 : Hasan Halife ve adamlarının, Antalya’nın Kızılkaya nahiyesini basıp yağmalaması.
M.S. 1808 : Antalya’da Kadı Paşa isyanı çıkması ve bastırılması.
28 Mart 1919 : Mondros mütarekesi uyarınca, İtalyanların Antalya’yı işgal etmesi.
31 Mayıs 1921 : İtalyan birliklerinin Antalya’dan çekilme kararı alması.
1 Haziran 1921 : İtalyanların, Antalya’yı boşaltmaya başlaması.
29 Ekim 1923 : Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu.

Coğrafya

Antalya’da Gün Batımı.Antalya, Akdeniz Bölgesi’nin batısında yer almaktadır. İl merkezi kuzeyinde Burdur, doğusunda Serik, güneyinde Akdeniz, batısında ise Korkuteli, güneybatısında ise Kemer sınırları ile çevrilidir.

Akdeniz ikliminin bitki örtüsünü olan maki türü bitkiler Antalya’nın da bitki örtüsünü oluşturur. Batı Torosların güneyi ile Akdeniz arasında kalmış bir bölümde bulunmaktadır. Şehrin yukarı kısımlarında kızılçamlar görülür.

Antalya’dan geçen tek akarsu şehrin doğusundaki Aksu Çayı’dır. Bu akarsuyun üzerinde Düden Şelalesi de bulunmaktadır.

İklim
Antalya ili iklimi genel olarak Akdeniz iklimine girmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olarak ifade edilen iklim tipi diğer bir değişle mutedil deniz ve sıcak deniz iklim sınıfına girer, daha iç kesimlerde ise soğuk ve yarı-kara iklim tipi görülmektedir. Yazın ortalama sıcaklık 30-34 derece arasındadır. Ocak ayında ise sıcaklık ortalama 9-15 derece arasında değişir. Şehirde kar yağması ve don gibi meteorolojik olaylar hemen hemen hiç olmaz.

İlde yıllık ortalama nispi nem %64 civarındadır. Antalya’nın kıyı bölgesinde yazlar hem uzun hem de sıcaktır. Kışlar bile ılığa yakın serinlikte geçer. Yazın hiç görülmeyen yağmur, Aralık, Ocak ayları ile çok nadir olarak ilk ve sonbahar aylarında sağanak halinde yağar. Yılın ancak 40-50 günü kapalı ve yağışlıdır. Antalya, yılda ortalama 300 güneşli günü, 18.7 derece yıllık sıcaklık ortalaması ile yılın 12 ayı turizm hareketlerine açık, ender bölgelerden birisidir. Yılın en az dokuz ayı denize girilebilir. Bitki örtüsü ise Akdeniz iklimi’nin getirdiği maki adlı kısa ve her mevsim yeşil ağaçlardan oluşur.

NUFUS;
Antalya 1927’de yapılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk nüfus sayımında nüfus büyüklüğü açısından 63 il arasında 29 sırada yer alıyordu ve kilometrekareye düşen kişi sayısı 1927′de yaklaşık 11 idi.

1960′lı yıllarda başlayan köyden kente göç dalgası, 1985 yılındaki sayımlarda kent nüfusunun köy nüfusunu geçmesiyle devam etmiştir. Antalya’nın nüfus bakımından şu an kalabalık olması da 1960′dan sonraki dönemdeki göçlerden kaynaklanır. Antalya dışından gelip Antalya’da çalışan tarım işçileri zamanla Antalya’ya yerleşmiş ve bu durum Antalya’da kontrolsüz bir şehirleşmeyi beraberinde getirip, çok hızlı bir gecekondulaşmaya sebep olmuştur. Bu gecekondulaşma özellikle Kepez ilçesinde kendini göstermiş olup bölgenin hala çözülmeyi bekleyen sorunları arasındadır.

Antalya nüfusundaki bu artış 1980-2000 yıllarında turizm sebebiyle artmaya devam etmiştir. Turizm ile Antalya dış ülkelerden göç aldığı gibi sektörün büyümesi ve iş imkânlarının artmasıyla beraber Türkiye’nin diğer şehirlerinin yanında kendi ilçe ve köylerinden de göç almaya başlamıştır.[4] ve Antalya bu sebeplerin bir araya gelmesiyle beraber Türkiye’nin en çok göç alan illeri sıralamasında 2000 ve 2005 yıllarında birinci sıraya yükselmiştir.

2009 yılı verilerine göre ise Antalya şehir merkezinde 479.581 erkek, 476.015 kadın olmak üzere toplam 955.596 kişi yaşamaktadır. Bunun 912.000 kişisi ilçe merkezlerinde yaklaşık 43.000 kişide şehir merkezine bağlı köylerde ikamet etmektedir. Bu insanların yaş ortalaması 28′dir.

Antalya’da 12 ve daha yukarı yaştaki nüfus içinde işgücüne katılma oranı yüzde 60 olup, cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Bu oran erkek nüfus için yüzde 73, kadın nüfus için yüzde 46′dır.

Yeraltı zenginlikleri;
Antalya’nın yakın çevresi yeraltı kaynakları bakımından çeşitli bir bölgedir. Bölgede zımpara, barit ve boksit madenlerinin yanı sıra altın, gümüş, krom, bakır, kurşun, çinko, mangenez, kuvarsit, maden kömürü, dolomit, alüminyum ve olivin madenlerinin aranması ve işletilmesi faaliyetlerinde bulunulmaktadır.

Antalya’da deprem
Antalya, Türkiye Afet İşleri Genel Müdürlüğü Derem Araştırma Dairesi’nin hazırladığı Deprem Riski Haritası’nda Antalya ikinci dereceden deprem bölgesidir. Ama Antalya merkezli bilinen (sismografın icadından sonra) çok büyük bir deprem yoktur. Sadece 11 Nisan 1977′de yerin 93 km derinde meydana gelen 4.6′lık deprem yakın zamanda Antalya merkezli tek depremdir. Ayrıca, Antalya’nın batısındaki Elmalı ilçesinden geçen Helen Yayı’nın uzantısı bulunmaktadır. Bu hat Burdur-Isparta hattında çeşitli kırıklar oluşturmuştur. Buradaki deprem riski olan yerler Antalya çevresinde olduğu için Antalya ikinci dereceden deprem bölgesi sayılmaktadır.

Ulaşım ve haberleşme
Ulaşım
Antalya’ya kara, hava ve deniz yoluyla ulaşım mümkündür. Antalya Havalimanı yaz aylarında turizmin de etkisiyle iki dakikada bir uçağın indiği bir havalimanıdır.[10] Antalya’ya karayoluyla dört farklı yoldan (Kemer yönü-Aksu yönü-Korkuteli yönü-Yeşilbayır yönü) ulaşılabilir. Antalya’da ulaşımı olmayan bir belde veya köy bulunmamaktadır.

SEHIRICI ULASIM;
Şehir içi toplu ulaşım Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yetki ve sorumluluğundadır. Özel Halk otobüsleri vasıtasıyla şehrin merkezi’nin çevre mahalleler ile ulaşımı sağlanmaktadır. Antalya Minibüsçüler Odası sorumluluğu’ndaki midibüsler de Antalya’nın çevre köylerine kadar genişleyen bir ulaşım ağı’na sahiptir.

Antalya’da 1999 yılından beri Müze-Zerdalilik hattında klasik tramvay hattı, 2009 sonundan beri de hafif raylı sistem (Antray) bulnmaktadır.

Hızlı Tren
Antalya Akdeniz Bölgesi’nin Antalya bölümünde demiryolu hattı olmayan tek şehirdir. Bu durumua temel faktör Antalya’nın iç kesimlerle bağlantısının coğrafi nedenler nedenle zorluğudur. Antalya’nın hemen arkasında bulunan Toros dağları hem karayolu hem de demir yolu çalışmalarını kısıtlamakla beraber, yapılan yarımlar için gerekli maliyeti artırmaktadır. Ama bu durumlara rağmen Antalya’nın demiryolu hattına bağlanması TCDD için gündemdeki konulardan birdir. Çünkü, 2016 Expo Fuarı’na evsahipliği yapacak olan Antalya’nın bu döneme kadar tüm ulaşım sorunlarını çözmesi ve ulaşım seçeneklerini artırması şehir ve fuara katılım için fayda sağlayacak bir durumdur.

Haberleşme
Gazete

1921′de yayın hayatına başlayan Antalya gazetesi başta olmak üzere birçok yerel gazete yayımdadır.

Televizyon
Bugüne kadar Antalya’da ART, ETV, Kanal Vip, Kanal 07 ve Tim TV kanalları yayın yapmış, sonraları ETV, Kanal 07 ve Tim TV yayına kapatılmıştır.

ETV ve Kanal Vip (VTV)’in Turksat Kablo üzerinde yayın yapmalarına karşın, sonradan Türksat Kablo’dan kaldırılmışlardır.

ETV ve Tim TV Türksat uydularından yayınlarına kapanışları ile yayından çekilmiştir..

ART Türksat’ta Akdeniz TV adıyla yayım yapmaktadır.

Radyo
Antalya’da FM bandı üzerinden yayın yapan yerel radyo kanalları şunlardır;

Üniversite Radyo: 91.3 FM
TRT Turizm Radyosu: 92.1 FM
Radyo Box: 92.5 FM
Radyo Akdeniz: 95.0 FM
Radyo Muba: 96.5 FM
Radyo Martı: 98.0 FM
TRT Antalya Radyosu: 100.6 FM
Set FM: 106.4 FM
E FM: 107.1 FM (Artık yayın yapmamaktadır)
Radyo Umut: 107.6 FM

Şehir ekonomisi
Antalya şehrinin ekonomisinde turizm, ticaret ve tarım ön planda olup sanayi faaliyetleri de son dönemde gelişme gösteren faaliyetlerdendir. Bunun dışında Antalya’da hayvancılık, madencilik gibi diğerlerine göre daha az yönelinen kollarda iş faaliyetleri de sürdürülmektedir.

Ticaret
Antalya’da 1970′li yıllara kadar belirli bir seviyede kalmış olan ticaret sektöründe bu tarihten sonra çeşitli hareketlenmeler olmuştur. 1980′lerde gelişen turizm hareketi ile birlikte de konaklama ve dinlenme tesisleriyle değişik türde lüks mağazalar açılmıştır. Teknolojinin de kullanımını yaygınlaşmasıyla tarım ve sanayide üretimi artırmış, ticari piyasa oldukça hareketlenmiştir.

Antalya’da ticaretteki en etkili kuruluş Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’dır(ATSO). Üye sayısı 10.000′i geçen ATSO kadar önemli olan diğer kuruluşlar: Antalya Ticaret Borsası ve Antalya İhracatçılar Birliği’dir.

Antalya’daki ticaret sektörü, toplam gelirlerin %34′ünü oluşturan önemli bir ağırlığa sahiptir. Antalya’da ihracatın %67’si ve ithalatın %60′ı Avrupa Birliği üye ülkeleri ile gerçekleşmektedir.

Antalya Serbest Ticaret Bölgesi

Türkiye’de serbest ticaret bölgesine olanak veren yasanın 1985 yılında çıkmasından bu yana Türkiye’de 21 serbest ticaret bölgesi kurulmuştur.[16] Bunlardan ikincisi olan Antalya Serbest Ticaret Bölgesi 14 Kasım 1987 tarihinde faaliyetlerine başlamıştır.[17] Şu an 607.130 m²’lik bir alanda etkinlik gösteren Antalya Serbest Ticaret Bölgesi, Antalya’nın Konyaaltı belediyesi sınırları içinde bulunmaktadır.

Antalya Serbest Ticaret Bölgesi, Bakanlar Kurulu kararınca işletmesi özel sektöre verilmiştir. Bu amaçla %36’sı kamuya geri kalan %64′lük kısmı ise ASBAŞ’a(Antalya Serbest Bölge İşleticisi A.Ş.) verilmiştir.

Sanayi
Antalya, Türkiye’nin gelişmişlik düzeyine göre 7. ili olmasına rağmen sanayi alanında Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Bunun temel nedeni olarak Antalya’da turizmin ve tarımın ön planda olmasını gösterebiliriz. Ayrıca Antalya bu iki ekonomik faaliyetle sanayileşmenin yarattığı hava kirliliği gibi durumların yaşanmadığı bölgelerdendir.

1950′li yıllarda Sümerbank ve Antbirlik tesisleriyle başlayan sanayileşme girişimleri sonucunda Antalya’da yaklaşık 200 sanayi siciline sahip firma bulunmakta olup bunlardan 63′ü Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nin kontrolündedir. 1961 yılında kurulup Antalya’nın ilk sanayi kuruluşlarından olan ve kurulduğu bölgeye Dokuma ismini veren Antalya Pamuklu Dokuma Fabrikası ise 17 Kasım 2004 tarihinde faaliyetlerini durdurmuştur. Döşemealtı’ndaki Organize Sanayi Bölgesi ve Konyaaltı’nda bulunan Serbest Bölge dışında, Antalya şehir merkezinde üç sanayi sitesi bulunmaktadır. Bunlar: Akdeniz Sanayi Sitesi, Yeşil Antalya Sanayi Sitesi ve Antalya’daki en eski sanayi sitesi olan Sanayi Çarşısı’dır.

Sanayi sektörünün gayrisafi hasıla içindeki payı Türkiye genelinde %28 iken, Antalya’da %7 düzeyindedir.[13] Antalya ili milli geliri içerisindeki sanayi payı sadece %4,3 gibi bir oranda kalmaktadır.

Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB)
1976 yılında Bakanlar Kurulu’nun verdiği onayla yapımına başlanan Antalya Organize Sanayi Bölgesi, bir yıl iki aylık bir sürenin ardından tamamlanıp 370 hektarlık bir alanda faaliyet göstermeye başlamıştır. Kurulduktan 6 yıl sonra kurulduğu arsa üzerinde bir hata tespit edilmiş ve faaliyet alanı 310 hektar daraltılarak 60 hektara indirilmiş, ama 1998 yılında bu sorun aşılmış ve yeniden 370 hektarlık bir alanda etinliklerine devam etmiştir. 2005 yılında çevresindeki 294 hektarı da bünyesine katarak 664 hektarlık bir alan yayılmıştır.

Antalya-Burdur karayolunun 26. kilometresinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi 2 batıda ve 1 doğuda olmak üzere toplam üç giriş kapısına sahiptir. %84.86′lık bir doluluk oranına sahip OSB’de 179 firmaya ait 208 adet alan tahsis edilmiştir.

Tarım
Antalya ili sahip olduğu Antalya Ovası ile tarımsal potansiyel ve ekolojik uygunluk açısından Türkiye tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya topraklarının beşte birinde tarım yapılan bir bölgedir.

Antalya’da tarım yapılan yerleri kıyı kesimi ve kıyıdan uzak kesimler olarak ayırırsak kıyı kesminde portakal, muz, avakado gibi tropikal bitkilerin yetiştirilebilmesinin yanında sera tarımına da uygundur. Ama ykıyıdan uzak kesimlerde ise elma, armut, ayva gibi meyve türleri yetiştirilebilir.

Kentin hızlı gelişmesine paralel bir süreç yaşayan tarım sektörü kendi yapısında da derin değişimlere uğramıştır. 1970 yılında nüfusun dörtte üçü tarımsal sektörlerden geçiniyorken 2000 yılında bu oran %49′a düşmüştür.

Hayvancılık
Antalya şehirinde hayvancılık çok yaygın olmayan bir ekonomik faaliyettir. Merkeze bağlı köylerde daha çok küçükbaş hayvancılık yaygındır çünkü arazi yapısı küçükbaş hayvancılığı için uygundur. Kümes hayvancılığı da yaygın bir ekonomik faaliyettir. Büyükbaş hayvancılık daha çok şehir merkezi dışındaki yüksek bölgelerde yapılmaktadır.Bunlar dışında arıcılık gezginci arıcılık şeklinde yapılmaktadır.

Şehrin kuzeyindeki Kepez Su Ürünleri Üretme İstasyonu’nda ise balık çeşitlerinin artırılması yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Turizm
Antalya’ya 2008 yılında 8.564.513′ü yabancı, 428.624′ü yerli turist gelmiştir.

Antalya’da pekçok turistik yer ve bu yerlerin çevresinde turistik işletmeler mevcuttur. Antalya’da turizm pek çok farklı alanda yapılmaktadır.

Kültür Turizmi
Kültür turizmi, geniş anlamda ziyaretçilerin gittikleri yerdeki tarihi ve bir ulusa ait değerleri görmesi ve tatmasına verilen isimdir.

Müzeler ve ören yerleri
Antalya müzesi

Ana madde: Antalya Müzesi

Antalya Müzesi’nden Adriano heykeli1922 yılında Antalya’da açılan ilk müze Fikri Erten tarafından Aleaddin Camii’nin deposunda açılmıştır. Bu müze 1937 yılında Yivli Minare Külliyesi’ne taşınmıştır. 35 yıl burada faaliyet gösteren müze 1972 yılında Konyaaltı Caddesi üzerinde şu anki bulunduğu yere taşınmıştır. Antalya’nın tarihine ışık tutan bir çok eserin bulunduğu müze 1988 yılında Avrupa Konseyi Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Antalya Kent Müzesi
Antalya’nın çağdaş tarihi ve kent kültürü’nü araştırmak amacı ile 2007′de kurulmuş’tur. Şu an Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak proje hazırlığı aşamasındadır. Her haftasonu Kent-Müze-Tarih söyleşileri düzenlemektedir.

Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi
1993 yılında Suna ve İnan Kıraç tarafından satın alınan yıkık bir binanın iki yıl içinde onarılıp Türk halk kültürüne ait eserlerin bulunduğu bir etnografya müzesi olarak tasarlanmıştır.

Atatürk Evi Müzesi
Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Mart 1930 tarihinde Antalya’ya geldiğinde bir hafta kaldığı iki evdir. 1980 yılında düzenlenip Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Alt katta müze müdüriyeti ve Atatürk’ün kaldığı dönemde kullandığı toplantı odası; üst katta ise Atatürk’ün yatak odası dinlenme odası ve elbiselerinin sergilendiği odalar vardır. Ayrıca müzede geçmişten bugüne kullanılmış olan banknot ve pulların da sergilendiği bir salon bulunmaktadır. Müzenin duvarlarında Atatürk portreleri ve Atatürk’ün Antalya’ya geldiği dönemin gazeteleri görülebilir.

Perge

PergePerge, Antalya’nın 18 km doğusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan bir antik kenttir. M.Ö 12. yüzyılda kuzey Anadolu’dan güney kıyılara büyük bir Yunan göçü oldu. Bu gelenler modern Antalya şehrinin doğusuna yerleştiler ve bu bölgeye Yunanca’da “Irkların Ülkesi” anlamına gelen Pamphylia denildi. Perge de, Kilikya – Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. O dönemde yaygın olan korsan saldırılarından korunma amacıyla iç kesimde kurulmuştur. Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yüzyıl).[29]

Termessos
Termessos Antalya’ya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir. Termessos Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biridir. 4200 kişilik tiyatrosu ve yüzlerce kalıntısıyla çok geniş bir alana yayılmıştır.

Ariassos
Ariassos, Antalya-Burdur otoyolunda Dağbeli sapağından önce ulaşılabilinecek bir bölgededir. Yaklaşık 960 metre yükseklikteki Batı Torosların yamacında kurulmuş olan bir Psidia şehri olan şehir; hamamları, kaya mezarları barındırmaktadır.

Daha Küçük Çapta Tarihi Yerler

Selçuklu Tersanesi

1228 yılında yaptırılan tersane 56,5 m. uzunluğunda, 44 m. derinliğinde ve 5 gözlüdür. Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı, iki katlı, iki odalı bir kule ile güçlendirilmiştir.

Kırkgöz Han

Antalya’nın 31 km kuzeybatısında Döşemealtı belediyesine bağlı bir bölgededir. 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Gıyasettin Keyhüsrev tarafından kurulmuştur. Bir dağın eteğine kurulmuş olan hanın ortasındaki sofa etrafında çok sayıda oda ve merkezinde bir kuyu vardır ayrıca hanın birçok odası hala ayaktadır. Şu an çevresi halk tarafından mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Kırkgöz Han’ın yaslandığı dağın altındaki yer altı suları çıkmaktadır.

Evdir Han
Antalya’nın 18 km kuzey batısında Antalya-Korkuteli karayolu üzeri Yukarıkaraman mevkisinde yer alan han, 1219 yılında Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus tarafından yaptırılan kervansaraydır.

Kıyı ve yat turizmi

Bir kıyı şeridi üzerindeki turizm faaliyetlerinin yanında deniz sporları, su altı dalış etkinlikleri gibi birçok aktivitelerin bütününe denir.

Konyaaltı sahili
Ana madde: Konyaaltı, Antalya
Lara Plajı
Antalya’nın 12 km. doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.

Karpuz Kaldıran Plajı
Lara Plajı’nın batısında Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü yerdedir. Askeri dinlenme kampı olarak kullanılan plajın kumu çok ince, denizi sığdır.

Adalar Plajı
Karaalioğlu Parkı’nda kayalık bir plajdır. Yeme içme ihtiyacının karşılandığı gazinosu ve soyunma kabinleri vardır.

Marinalar

Antalya Yat LimanıAntalya şehir merkezinde yat turizmi için bir liman bulunmaktadır. Yaklaşık 65 yat kapasitesine sahip olan bu marina; konaklamanın yanında elektrik ve PTT hizmetleri, sintine boşaltım, akaryakıt, yeme-içme hizmetleri verilmektedir.

Kış turizmi
Kış turizmi için Antalya’daki en çok tercih edilen yer Saklıkent’tir. Antalya’nın 50 km kuzeybatısında bulunan Saklıkent’te en yüksek nokta 2250 metrelik Bubi Dağı’nın zirvesidir. Kayak merkezleri ise 2200-2400 metre arasındadır. Saklıkent’te zorluk derecesine göre 2 adet kayak pisti ve 2 adet teleski bulunmaktadır. Ayrıca Sakılkent’te TÜBİTAK’ın astronomik araştırmalarını yaptığı bir gözlemevi bulunmaktadır.

Diğer Turistik Yerler
Antalya’da turizmin gelişmesi ile birlikte turizm dalları çeşitlenmiştir. orneğin; golf turizmi, doğa yürüyüşleri, av turizmi, konge turizmi ve buna benzer pek çok turistik faaliyet Antalya’da yapılabilmektedir. Ayrıca 2010 Dünya Plaj Hentbolu Şampiyonası’nın Antalya’da yapılacak olması da turizmde plajlarında değerlendirildiğini göstermektedir

Gazintep Sohbet Odalari

Eylül 6, 2010 by EfeNdiSiZZz  
Filed under Sohbet Odaları

Gaziantep Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   

 
 

GAZIANTEP HAKKINDA
Bu madde Gaziantep ilinden bahsetmektedir. İl merkezi hakkında bilgi için Gaziantep maddesine bakabilir ya da başlığın diğer anlamları için Gaziantep (anlam ayrımı) sayfasına gidebilirsiniz.

Gaziantep ili

İdarî Teşkilat

Vali: Süleyman Kamçı
İstatistikler
Nüfus 1.612.427
― Şehir nüfusu 1.410.527
― Köy nüfusu 119.432
Yüzölçümü 7.642 km²
Nüfus yoğunluğu 61.60 kişi/km²
Genel bilgiler
Bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Alan kodu 0342 -0343
Valilik Web sitesi gaziantep.gov.tr

Gaziantep ili, Güneydoğunun Nufus Olarak En Büyük İlidir . Sanayi ve gelişmişlik bakımından birincidir. Nüfusu 1,5 milyonun üzerindedir. Gaziantep Türkiye’nin en büyük, en modern, en gelişmiş kentlerindendir. Türkiye’nin sayılı sanayii şehirlerinden biridir. Şehitkamil, Şahinbey ,Oğuzeli olmak üzere üç merkez ilçesi vardır.Gaziantep ilinin yarısına yakını Akdeniz Bölgesi’nde, daha büyük bir bölümü ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndedir. İl, doğuda Şanlıurfa ili’nin Bilecik ve Halfeti ilçeleri, kuzeyde Adıyaman ili’nin Besni, Kahramanmaraş ili’nin Pazarcık, batısında Osmaniye il’inin Bahçe ve güneyide ise Hatay ili’nin Hassa ilçesi, Suriye sınırı ve Kilis ili ile çevrilidir. İlin denize kıyısı yoktur.

Coğrafi Özellikler

Gaziantep’te çok sayıda pınar bulunmasına karşın hiç doğal göl bulunmamaktadır. Bu yüzden şehrin bir çok yerine yapay göller ve barajlar inşa edilmiştir. İlin en önemli akarsuyu Fırat Nehri ve kollarıdır. Gaziantep ilinde çok az doğal orman bulunmaktadır. İldeki toprakların sadece %14′ü ormanlık alanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda özellikle meşe ve kızılçam ağaçları hâkikmdir. Meşe ormalarının hepsi bozuk olup koruma altındadırlar. Kızılçam ormanlarının çoğunluğu yapay ormandır. Gaziantep ilinin batı ve kuzey çevreleri ormanlık, bozkır ve meralarla çevrilidir. İlin topraklarının yüzde 60′ı tarıma elverişlidir. Bu kısım, tarlalar, zeytin, antep fıstığı, meyve ve sebze bahçeleri ile bağlarla kaplıdır. İldeki başlıca dağlar, ilin batısndaki Nur Dağları ile Sof Dağları’dır. Nur ve Sof Dağları arasınadki bölge levha hareketleri sonucu oluşmuş bir çöküntüdür. İldeki en yüksek dağ ise 1496 metre yüksekliği ile Büyük Sof Dağı’dır. İldeki başlıca ovalar ise İslahiye, Barak ve Tılbaşar ovalarıdır.

Gaziantep ilinde Nurdağı ve İslahiye 1. derece, merkez ilçeler, Yavuzeli ve Araban 2. derece, Oğuzeli, Nizip ve Karkamış ise üçüncü derece deprem bölgesidir

İklimi
Konumu sebebiyle Gaziantep ilinde Akdeniz ve Karasal iklimlerinin bir karışımı görülmektedir. Hava özellikle Haziran, Türkiye’nin 6. büyük kenti olan Gaziantep’in ilçe ve köyleriyle toplam nüfusu 1.912.427 kişidir. Sadece merkez ilçelerde ise nüfus 1.410.286 kişidir. Gaziantep, Türkiye’de nüfusu 1 milyonun üzerinde olan 15 ilden, nüfus yoğunluğu 100′ün üzerinde olan 14 ilden birisidir. Gaziantep yüzölçümü yönünden iller arasında 40. sırada, nüfus çokluğu bakımından 9. sırada, şehir merkezleri nüfus büyüklüğü yönünden ise 6. sırada yer almaktadır. Nüfus yoğunluğu, merkez ilçeler Şahinbey ve Şehitkamil’de 400′ü aşmaktadır. 1927 yılı nüfus sayımında 214.499 olan il nüfusu geçen 70 yıl içerisinde %534 oranında artış göstermiştir. Bu artış oranı aynı dönem için Türkiye genelinde % 317 olmuştur. Gaziantep uzun yıllar dikkate alındığında Türkiye nüfus artış hızının çok üzerinde bir nüfus artışı göstermiştir. Bunun sebebi ise aşırı dercede göç almasıdır.

TARIM ve HAYVANCILIK;
Gaziantep’in ekonomisinde tarım çok önemli bir yer tutmaktadır. Gaziantep ilindeki yaklaşık 760.000 hektarlık arazinin yaklaşık 230.000 hektarlık alanı tarım amaçlı kullanılır. İldeki topraklar verimli olmasına karşılık yağış miktarı özellikle yaz aylarında az olduğu için tarım olması gereken kadar yaygın değildir. İldeki en önemli tarım ürünleri buğday, arpa, mercimek, nohut, karpuz, kavun, soğan, sarımsak, pamuk, üzüm, domates, biber, patlıcan, fasulye, turp ve havuçtur. Ayrıca ağaç olarak özellikle antepfıstığı, zeytin ve nar yetiştirilmektedir. İlde en çok yetişen ürünler artık kentin bir simgesi hâline gelen antepfıstığı ve üzümdür. Gaziantep’te tarım kadar olmasa da hayvancılığın da önemli bir yeri vardır. İlde mera alanları çok olmasına karşın, verimsiz olduğu için özellikle küçükbaş hayvan yetiştirilir. İlde yaklaşık 600.000 tavuk bulunmaktadır ve yılda ortalama 75.000 yumurta elde edilmektedir. Arıcılık ise küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. İlde yaklaşık 10.000 kovan bulunup, yılda ortalama 60.000 kg. bal üretilmektedir. İlden Arap ülkelerine çok sayıda canlı hayvan ihraç edilir.

Madenler ve enerji kaynakları
Gaziantep, madenler bakımından çok zengin değildir. Bu yüzden de ilde madencilik yaygın bir uğraş değildir. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne (MTA) göre Gaziantep’te boksit, demir, dolomit, fosfat, gümüş, krom, maden kömürü, doğalgaz ve petrol bulunur[5]. Ancak sadece kum, kil ve taş çıkarılmaktadır.

İlde elektrik üretiminde en çok hidroelektrik enerjiden faydalanılmaktadır. Elektrik üretiminde Karkamış ve Birecik barajları bulunur. Su ısıtmak amacıyla ise güneş enerjisinden faydalanılmaktadır.

Eğitim
Cumhuriyetin ilk yıllarında ildeki eğitim oranı %8′di. Şimdi ise ildeki okur yazarlık oranı %90′ı aşmıştır. İlde çok sayıda okul bulunmaktadır. 1988 yılında ilde 15′i özel, 9 okul öncesi, 7’si özel 442 ilköğretim okulu, 5′i özel 27 genel lise, 25 mseleki ve teknik lise, 3 fen lisesi, 8 halk eğtim okulu, 5 çıraklık eğitim merkezi, 1 eğitim araçları donatım merkezi, 1 rehberlik ve araştırma merkezi ve 1 sağlık eğitim merkezi bulunmaktadır. Ayrıca 35 özel kurs ve 7 özretmenler evi buluınmaktadır.
Ayrıca Gaziantep’te şu an 3 tane üniversite bulunmaktadır. Bunlar Gaziantep ve Gazikent Üniversiteleri ve daha yeni açılan Zirve Üniversitesidir.  Gaziantep Üniversitesi, Kilis ili ve Nizip ve Oğuzeli ilçelerine de yayılarak 11 fakülte, 3 yüksekokul,Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, 3 enstitü ve 9 meslek yüksekokuluna sahiptir.

Ulaşım
Gaziantep, Anadolu ile Mezopotamya arasında yer aldığı için tarih boyunca hep ticaret yolları üzerinde yer almıştır. Bunlardan en önemlisi İpek Yolu’dur. Bu sebepten dolayı ilde kara ve hava ulaşımı çok gelişmiştir. Gaziantep’in denie kıyısı olmadığı için kentte deniz ulaşımı yapılamamaktadır. En yakın liman kenti İskenderun’dur.

Kara ulaşımı
Gaziantep ili, E-24 ve E-6 karayolları üzerinde olduğu için kara ulaşımında çok gelişmiştir. Özellikle Avrupa’dan Asya ve Afrika’ya geçişi sağlayan otoyol, kentin gelişiminde önemli rol oynar.
Gaziantep kentinden her gün , Adana, Ankara, Birecik, Elazığ, İstanbul, Kahramanmaraş, Karkamış, Malatya, Nizip, Nusaybin ve Osmaniye’ye demiryolu seferleri yapılır.

Hava ulaşımı
Gaziantep ili, hava ulaşımı bakımından da çok gelişmiştir. İlde Gaziantep Oğuzeli Havaalanı adında uluslararası havaalanı bulunmaktadır. Her gün İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’ya tarifeli uçak seferleri yapılmakla beraber, diğer illere de Ankara bağlantılı uçak seferleri yapılmaktadır. Ayrıca Almanya, Hollanda ve Fransa’ya direkt uçuşlar vardır.

Gaziantep VALILERI;                                                                                                               
İsim Görev Yılı
Süleyman Kamçı 2006 – günümüz
Mehmet Lütfullah Bilgin 2003-2006
Erhan Tanju 2000-2003
Muammer Güler 1994-2000
Recep Birsin Özen 1992-1994
Erhan Tanju 1991-1992

Istanbul Sohbet Odalari

istanbul Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.

   


 
 

ISTANBUL HAKKINDA

Bu sayfa İstanbul ilinin merkezi olan İstanbul’u anlatmaktadır. Başlığın diğer anlamları için İstanbul (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.

İstanbul

Arma

Slogan: Yedi Tepeli Kent

İstanbul’un il genelindeki konumu
İstanbul’un Türkiye’deki konumu
Ülke Türkiye
Bölge Marmara
İl İstanbul
Yönetim
- Belediye başkanı Kadir Topbaş
- Vali Hüseyin Avni Mutlu
Yüz ölçümü
- Kent 5,343 km² (2,1 sq mi)
Rakım 100 m (328 ft)
En yüksek Rakım 537 m (1.762 ft)
En düşük rakım 0 m (0 ft)
Nüfus (2010)
- Kent 13,317,566
- Yoğunluk 2,410/km² (6,2/sq mi)
- Metropol 12,782,960
Zaman dilimi DAZD (UTC+2)
Alan kodu (+90) 212 (Avrupa yakası)
(+90) 216 (Asya yakası)

İstanbul, Türkiye’nin en kalabalık ve iktisadi açıdan en önemli şehri. Dünyanın 34. büyük ekonomiye sahip şehri, belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre Avrupa’nın en yüksek nüfusa sahip şehridir.

İstanbul Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa’daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya’daki bölümüne ise Anadolu Yakası denir. Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarım ada üzerinde kurulan İstanbul’un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır. Sınırları içerisinde ise büyükşehir belediyesi ile birlikte toplam 40 belediye bulunmaktadır.

Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul, M.S. 330 – 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 – 1204 ile 1261 – 1453 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu, 1204 – 1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1453 – 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yaptı. Ayrıca, hilafetin Osmanlı Devleti’ne geçtiği 1517′den, kaldırıldığı 1924′e kadar, İstanbul İslamiyet’in de merkezi oldu.
İstanbul’un, Doğu Roma İmparatorluğu zamanındaki adı Konstantinopolís’ti ve kentin yerlileri tarafından sadece ‘şehir’ anlamına gelen Pólis olarak anılırdı. Bu adın önüne Rumca ‘şehiriçi’ anlamını veren stin eki getirilerek Stin Póli halini aldı ve Türkçe’ye ilk önce İstinbol olarak girdi.
Genel Tarih
İstanbul, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir. Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik halini almıştır. Uzun zaman dilimleri boyunca her alanda merkez olmayı ve iktidarda kalmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul geçmişten günümüze bir dünya başkentidir.

İstanbul’un tarihi ana hatlarıyla beş büyük döneme ayrılabilir:

•Tarih öncesi dönemi

•Byzantion dönemi

•Konstantinopolis dönemi

•Konstantiniyye dönemi

•İstanbul dönemi

Tarih Öncesi Çağlar
ç yüz bin yıl önceye kadar uzanmaktadır. Küçükçekmece Gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlandı. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yasadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ’a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ’a özgü aletlere rastlandı.
Kuruluş dönemi ve Byzantion
2008 yılında İstanbul metrosu için yapılan Marmaray tüp geçidi kazıları sırasında Cilalı Taş Devri’nin sürdüğü MÖ 6500′lü yıllara ait kalıntılara rastlanan şehrin, Anadolu Yakası’ndaki Fikirtepe’de yapılan kazılarda ise Bakır Çağı’nın sürdüğü MÖ 5500–3500 yıllarına ait kalıntılar bulundu. Bunun yanında Kadıköy’de Fenikelilere ait kalıntılar bulundu. MÖ 685′te Megara’dan gelen Yunanlar burada bir koloni kurdu, Kral Byzas’ın hükümsürdüğü MÖ 667 yılında ise Byzantion kuruldu. Traklar, kentin yakınlarına MÖ 13 ve 11. yüzyıllarda Semistra kentini kurdu. Kral Lygos zamanında Sarayburnu’na, bugünkü Topkapı Sarayı’nın bulunduğu yerde bir Akropolis kuruldu. Kente Roma İmparatorluğu hakim olunca, kentin adı Septimius Severus tarafından kısa süreliğine oğlunun adı Augusta Antonina kondu, ardından İmparator I. Konstantin zamanında kent Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edildi. Bu sırada Nova Roma olarak değiştirilen kentin adı benimsendi ve 337 yılında İmparator I. Konstantin’in ölümüyle Konstantinopolis’e çevrildi.

Bizans İmparatorluğu Dönemi
Ana madde: İSTANBUL

Bizans Dönemi’nin en önemli eserlerinden Aya Sofya Müzesi, 2004Bu dönem 324 – 1453 yılları arasını kapsadı. I. Konstantinus şehri ele geçirip Roma İmparatorluğu’nun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca Roma’nın doğusunun yönetim merkezi oldu. Romalı nüfusu bu dönemde, Romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100.000 kişilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve su tesisleri yapıldı.

Konstantinus’un döneminde şehre Nova Roma dese de; 11 Mayıs 330 da şehrin ismi Konstantinopolis oldu. Döneminde Dünya’nın en büyük katedrali olan Ayasofya’yı 360′da kuran Konstantin; böylece Roma İmparatorluğu’nun dinini de Hıristiyanlık olarak değiştirdi. Pagan Roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. Her ne kadar; Bizans İmparatorluğu I. Theodosius’un ölümü ile başlasa da; Bizans İmparatorluğu Konstantinus Hristiyanlığı getirmesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir Bizans İmparatoru olarak gördü; 1453′deki çöküşüne kadar da 10 İmparatorunun daha ismi Konstantinus oldu. Bu dönemde İstanbul’un rolü oldukça stratejikti; Avrupa ve Asya arasında bir kapı oldu. Bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdi. Bu dönemde şehrin ismi “Poli” (şehir) de oldu.

476′da Batı Roma’nın yıkılması sonrasında da; Batı Roma İmparatorluğu’ndaki Romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç etti, ve Bizans İmparatorluğu’nun da başkenti İstanbul oldu. 543′de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir İmparator I. Jüstinyen döneminde yeniden inşa edildi.

700lü yıllarda Sasaniler ve Avarlar’ın saldırısına uğrayan şehir; 800lü yıllarda Bulgarlar ve Arapların, 900lü yıllarda ise Ruslar ve Bulgarların saldırısına uğradı.

Ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında oldu. Haçlılar tarafından; 4. Haçlı Seferi’nde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalandı; halkın büyük bir çoğunluğu şehirden kaçtı; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüştü. Bunun sebebi Batı Roma’da büyüyen Latinlerin; Katolik Hristiyanlık anlayışı ile Bizans’daki Ortodoks Hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır. Bu dönem sonrasında, 1261 yılında Palailogos Hanedanından; Michael VIII Palaeologus şehri tekrar ele geçirmiş ve Latin’lerin dönemini sona erdirdi.

Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1391′den sonra kuşatılmaya başlandı; en sonunda 29 Mayıs 1453′de Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesine geçti. İstanbul’un fethi, Dünya tarihinde Orta Çağ’ın sonunu simgelemektedir.

Bizans’ın son imparatoru Konstantin fetihten önce İstanbul’u çok iyi savunuyordu.Suda bile yanan Grejuva,deniz seferlerini zorlaştırıyordu.Surların güçlülüğü ise şehre girmeyi %70-80 oranında zorlaştırıyordu.Fakat Fatih Sultan Mehmet,zoru başararak yeni bir çağ açtı…

Osmanlı İmparatorluğu dönemi

Bu dönem 1453 – 1923 yılları arasını kapsadı. 29 Mayıs 1453′de; Osmanlı İmparatorluğu padişahı Fatih Sultan Mehmet’in 53 gün süren kuşatması sonrasında; İstanbul Osmanlı’nın 3′üncü ve son başkenti oldu.

Osmanlı’da da ilk dönem belgelerinde a-sitan, i-stan (osmanlı alfabesi ile استان) olarak geçti. i-stan güzellikler diyarı anlamına gelir. Son dönem belgelerinde (osmanlı alfabesi ile استانبول) ise a-stan-bol, i-stan-bul olarak geçti.

Osmanlının ele geçirmesinden sonra; Topkapı Sarayı ve Kapalı Çarşı’nın da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açıldı. Dünya’nın ve İmparatorluğun dört bir yanından insanların taşındığı şehirde Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum oluştu. Bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarıldı.[23] Fetihten 50 yıl sonra; Dünya’nın en büyük şehirlerinden biri haline gelen İstanbul’da “Küçük Kıyamet” olarak da adlandırılan; 14 Eylül 1509 İstanbul Depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkıldı ve bir çok insan yaşamını kaybetti.

1510 yılında; Sultan II. Beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehri yeniden kurdu. Günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoğunluğu bu dönemden kaldı. Mimar Sinan’ın camileri ve diğer binaları kurduğu Kanuni Sultan Süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verildi. Lale Devri döneminde; Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1718 yılından itibaren; itfaiye’yi kurdu, ilk matbaayı açtı ve fabrikalar kurdu. 3 Kasım 1839′da ilan edilen Tanzimat Fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlandığı dönemde bir çok alanda yenilikler yaşandı.

Cumhuriyet dönemi

“ Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu. ”
—Napolyon Bonapart

Cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar oldu. 1900′lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927′de 690.000′e düştü, 1935′de 740.000 ve 1945′de tekrar 900.000′e ulaştı.1950′lerde Balkanlar’dan göç alan şehirde, bu dönemde şehirleşmede gecekondular önplana çıkmaktadır. 1960′larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başladı. 1970′lerde ise hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazandı. Bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiğin artması Boğaziçi Köprüsü’nün yapılmasında etkili oldu ve ulaşımda önemli bir noktaya varıldı. İstanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı iken 1980′de 60 kilometre yarıçapa ulaştı. 1990′ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlandı ve sonucunda İETT’nin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalıştılar. 70’li yıllarda eski hızı ile olmasa da imar faaliyetleri canlanan şehirde 1973 yılında Boğaziçi Köprüsü açıldı.
Roma İmparatorluğu
Kent, çok kez el değiştirip, yıprandığından kentte, Roma İmparatorluğu Dönemine ait fazla yapı kalmadı.Kalanlar içinde en önemlileri: 330 yılında İmparator I. Konstantin onuruna kentin yedi tepesinden birine dikilen anıt. Sütun her biri 3 ton ağırlığında ve 3 metre çapında olan bileziklerle birbirine bağlanmış toplam 8 adet sütun ve bir kaidenin üst üste konulmasıyla oluşturuldu. Bu dönemden günümüze kalan bir başka yapı da Bozdoğan Kemeri’dir. Kentin su rezerv sisteminin inşası İmparator Hadrianus döneminde başladı.[32] I. Konstantin zamanında kentin yeniden yapılanması ve büyümesiyle birlikte hızla artan nüfusun ihtiyacını karşılamak için sistemin daha da genişletilmesine gerek duyuldu. Kemer, suyunu Kağıthane ile Marmara Denizi arasında kalan tepelerin yamaçlarından alan ve Trakya’nın tepelik bölgelerinden kente kadar uzanarak kentin su gereksinimini karşılayan geniş kemerler ve kanallar sisteminin son noktasında yer aldı. O zamanlar kente gelen bu su, toplam kapasitesi 1 milyon metreküpten fazla olan üç açık ve Yerebatan Sarnıcı gibi yüzden fazla yaraltı sarnıcında depolandı.

Bugün Sultanahmet Meydanı olarak bilinen Hipodrum Meydanı ise Circus Maximus tarafından inşa edildi.

Doğu Roma İmparatorluğu

Kız Kulesi, Üsküdar’da Bizans İmparatorluğu Dönemi’nden kalmış tek eserdir.Doğu Roma İmparatorluğu, kentte bin yıl kadar hüküm sürdü ve burayı başkent olarak kullandı. Bu özelliğinden dolayı İstanbul’da çok sayıda Doğu Roma yapısı vardır. Bunların en önemlileri Eminönü’nde toplanmıştır. Bu yapılar içinde en önemlisi, kilise olarak açılan Ayasofya Müzesi’dir. Ayasofya Doğu Roma İmparatoru I. Jüstinyen tarafından M.S. 532 – 537 yılları arasında inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürüldü ve günümüzde müze olarak hizmet verir. Ayasofya’dan sonra yapılan önemli yapılardan biri Fethiye Camisi’di. Kilise olarak, 13. yüzyıl sonlarında Doğu Roma’nın ileri gelenlerinden Mihail Glabas Tarkaniotes tarafından inşa ettirildi. İstanbul’un fethinden sonra 1454 yılında patrikhane olarak kullanıldı, 1590 yılında İran savaşlarında Gürcistan ve Azerbaycan’ın fethedilmesiyle, fethin hatırası olarak camiye dönüştürüldü. Gene önemli yapılardan Kariye Müzesi, manastır olarak 534 yılında Doğu Roma İmparatoru I. Jüstinyen döneminde Aziz Theodius tarafından yapıldı. 11. yüzyılda I. Aleksios’un kayınvalidesi Maria Doukaina tarafından yeniden inşa ettirildi. 1204-1261 yıllarındaki Latin İmparatorluğu döneminde harap olan manastır, Theodoros Metokhites tarafından 14. yüzyılda onarıldı. Dış narteks ve parekklesion bu dönemde yapıya eklendi.

Osmanlı İmparatorluğu

Yeni Barok tarzda yapılan Ortaköy’deki Büyük Mecidiye CamiiOsmanlı’da sanat mimaride olarak çok ileridedir. İmparatorluk devri boyunca sayısız eser yapılmıştır. Yapılar basit ve kullanışlı olduğu kadar vakur ve heybetlidir. Muhteşem saray tipi 19. asırda Batı’dan gelerek girmiştir. Bununla beraber Allah adına yapılan camiler ve Tekkeler tamamen abidevîdir. Camiler çevreleri bir sürü sosyal müessese ile örülür ve bir “külliye” teşkil ederler. Osmanlılar fevkalâde imarcıdır. Yapıları kendi medeniyetine ait olmasa bile ihtimamla korur. Bunun en güzel örneklerinden biride Aya İrini Kilisesi’dir. İmar görülmediği hiçbir imparatorluk köşesi yoktur. Bazı mütevazı mahalle zenginleri bile, bir mescid yaptıramadığı takdirde bir çeşme yaptırır veya bir mektep tamir ettirir. Toplum anlayışı fevkalâde güçlüdür. Mimar Sinan’ın dünya tarihinin en büyük mimarlarından biri belki birincisi olduğunda ittifak vardır. Bir asır yaşayan ve son yarım asrını mimarbaşı olarak geçiren Sinan şu eserleri yapmıştır. 81 cami, 50 mescid, 55 medrese,19 türbe, 14 imaret, 3 hastahane, 7 su bendi (baraj), 8 köprü, 16 kervansaray, 33 saray, 32 hamam, 6 mahzen, 7 d’arulkurrâ. Bu 441 eser bütün imparatorluğa dağılmıştır. 1839 yılında Tanzimat Fermanı’nın ilanı Avrupalılaşma yolunda önemli adımlar atılmıştır. Osmanlı, 18. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa tarzını benimsemiş ve bunu mimariye ve sanata yansımıştır. Avrupa’da yaygınlaşan barok stili İstanbul’da da bir çok eserin yapımında uygunlanmıştır. Barok ve rokoko tarzında yapılan Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı ve Ortaköy Camii dünyada bu tür için önemli bir yer teşkil eder.

Coğrafya

İstanbul Boğazı’nın uydudan görünümü.İstanbul 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Batıda Çatalca Yarımadası, doğuda Kocaeli Yarımadası’ndan oluşur. Kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi ve ortada İstanbul Boğazı’ndan oluşan kent, kuzeybatıda Tekirdağ’a bağlı Saray, batıda Tekirdağ’a bağlı Çerkezköy, Tekirdağ, Çorlu, Tekirdağ, güneybatıda Tekirdağ’a bağlı Marmara Ereğlisi, kuzeydoğuda Kocaeli’ne bağlı Kandıra, doğuda Kocaeli’ne bağlı Körfez, güneydoğuda Kocaeli’ne bağlı Gebze ilçeleri ile komşudur.[40] İstanbul’u oluşturan yarımadalardan Çatalca Avrupa, Kocaeli ise Asya anakaralarındadır. Kentin ortasındaki İstanbul Boğazı ise bu iki kıtayı birleştirir. Boğazdaki Fatih Sultan Mehmet ve Boğaziçi Köprüleri kentin iki yakasını birbirine bağlar. İstanbul Boğazı boyunca ve Haliç’i çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur.

Jeoloji

İstanbul’a, yakın yerde bulunan Kuzey Anadolu Fay Hattı, Kuzey Anadolu’dan başlayarak Marmara Denizi’ne kadar uzanır. İki tektonik plaka olan Avrasya ve Afrika birbirlerini iterler ve buda fayın hareket etmesine sebep olur. Bu fay hattı nedeniyle bölgede tarih boyunca çok şiddetli depremler meydana gelmiştir. 1509 yılında meydana gelen Büyük İstanbul Depremi bunun en büyük örneğidir. Bu deprem İstanbul’da, 100 camiinin yıkılmasına ve 10 bin insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. 1766 yılındaki depremde ise, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Eyüp Sultan Camii ve Kapalıçarşı gibi yapılar büyük hasar aldı. 1999 Gölcük Depremi’nde de 18 bin insan ölmüş ve birçok insanda evsiz kalmıştır.Sismolojistler, 2025 yılından önce 7 büyüklüğünde bir depreminde olabileceğini belirtmektedirler.

İklim
İstanbul’un iklimi, Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösteren bir iklimdir, dolayısıyla İstanbul’un iklimi ılımandır.

İstanbul’un yazları sıcak ve nemli; kışları soğuk, yağışlı ve bazen karlıdır. Yıllık yağmur düşüşü 870mm dir. Nem yüzünden, hava sıcak olduğundan daha sıcak; soğuk olduğundan daha soğuk hissedilebilir. Kış aylarındaki ortalama sıcaklık 7 °C ile 9 °C civarındadır ve genelde yağmur ve karla karışık yağmur görülür. Kar da yağar. Kış aylarında bir iki hafta kar yağabilir.

En sıcak ay Temmuz (23.5 °C), en soğuk ay da Ocak (5.4 °C) ayıdır. Şu ana kadar yüksek hava sıcaklığı; Temmuz 2000′de Tuzla’da 40.5 °C olarak kaydedilmiştir. En düşük hava sıcaklığı ise; 9 Şubat 1929′da -16.1 °C olarak kaydedilmiştir. Şehir biraz rüzgârlıdır; rüzgârın ortalama hızı saatte 17 km dir. Yaz en kuru mevsimdir, ama Akdeniz iklimlerinin aksine kurak mevsim yoktur. İstanbul 1994 yılına kadar susuzluk çekmiştir fakat alınan önlemle herhangi bir su sıkıntısı kalmamıştır.

Ekonomi
İstanbul, Türkiye’nin en büyük şehri ve siyasi olarak eski başkentidir. Kara ve deniz ticaret yollarının bir kavşağı olması ve stratejik konumu nedeniyle Türkiye’de ekonomik yaşamın merkezi olmuştur. Şehir aynı zamanda en büyük sanayi merkezidir. Türkiye’deki sanayi istihdamının %20’sini karşılamaktadır. Yaklaşık olarak %38′lik endüstriyel alana sahiptir. İstanbul ve çevre iller bu alanda; meyve, zeytinyağı, İpek, pamuk ve tütün gibi ürünler elde etmektedir. Ayrıca gıda sanayi, tekstil üretimi, petrol ürünleri, kauçuk, metal eşya, deri, kimya, ilaç, elektronik, cam, teknolojik ürünler, makine, otomotiv, ulaşım araçları, kağıt ve kâğıt ürünleri ve alkollü içkiler, kentin önemli sanayi ürünleri arasında yer almaktadır. Forbes Dergisi’nin yaptığı araştırmaya göre 2008 yılı Mart itibariyle 35 milyardere sahip şehir dünya sıralamasında dördüncü olmuştur. İstanbul’da ilk olarak 1866 yılında hizmete giren Dersaadet Tahvilat Borsası, 1986 yılı başlarında mevcut yapı değiştirilerek bugünkü İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) açılmıştır. 19. ve 20. yüzyıl başlarında Galata semtinde bulunan Bankalar Caddesi Osmanlı İmparatorluğu için finans merkezi olmuştur. Bu bölgede Osmanlı’nın merkez bankası olan Bank-ı Osmanî (1856 yılından sonra yeniden düzenlerek 1863 yılından itibaren Bank-ı Osmanî-i Şahane) ve Osmanlı Borsası bulunurdu. Bankalar Caddesi, 1990 yılına kadar finans ve ekonomi merkezi olmayı korumuş fakat yenileşme hareketi başlaması sonucu modern iş merkezleri Levent ve Maslak bölgeleri olmuştur. 1995 yılında İMKB, Sarıyer’in İstinye semtinde bulunan bugünkü binasına taşınmıştır.

Günümüzde İstanbul, Türkiye’nin %55 üretimine ve %45′lik ticaret hacmine sahiptir. Ülkede Gayrisafi millî hasıla’nın %21.2′lik kısmını oluşturur. 2005 yılında gayri safi yurtiçi hasılada 133 milyar doları bulmuştur. 2005 yılı verilerine göre İstanbul merkezli firmaların yaptığı ihracat rakamı 941,397,000,000 dolar olmuştur. 9,883,000,000 dolar değerinde ise ithalat yapılmıştır.

Turizm
İstanbul’un tarihi, anıtlar ve yapıtların fazlalığı, ve Boğaz’a sahip olması nedeniyle gözde turizm merkezlerinden biridir. İstanbul Belediyesi’nin 2000 yılı istatistiklerine göre kente iki milyon turist gelmiştir. Turistler arasında en büyük pay 208.000 kişiyle Almanlara aittir. Almanları Amerikan, İngiliz, Fransız ve Ruslar izler. 2006 yılında kente 5 milyon 346 bin turist gelmiştir. Bu sayı, 2005 yılında gelen turist sayısından yaklaşık yarım milyon fazladır.

Adıyaman Sohbet Odaları

Mayıs 27, 2010 by admin  
Filed under Sohbet Odaları

Adıyaman Sohbet Odalarına girmek için nickinizi varsa şifrenizi yazarak “Sohbete Başla” butonuna tıklayın.




ADIYAMAN HAKKINDA

Adıyaman, Adıyaman ili’nin merkezi olan şehirdir. Malatya vilayetinden ayrılarak 1 Aralık 1954′te Demokrat Parti desteğiyle il olmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat Nehri’nin batısında yer almaktadır. Atatürk Barajı’nın büyük bir kısmı Adıyaman sınırları içerisinde yer alır. Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Şırnak, Siirt, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiş ve bu proje GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje uygulamaya konulmasından dolayı su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. Coğrafi yapısı nedeniyle binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak noktası olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Kommegene Krallığı’na ait kalıntılar ise Nemrut Dağı’nda yer alır.Şehrin nüfusu 2008 yılına göre 197.014′tür.1945′te 10.000 olan nüfusu 1990′da 100.045′e, 2000′de 178.538′e, 2007′de 258.627′ye çıkmıştır.

2006 yılında Adıyaman’da Adıyaman Üniversitesi kurulmuştur.

Adıyaman ın en eski bilinen adı SEMSÛR dur ve bu isim halen kullanılmaktadır.

Tarih
Cumhuriyet Öncesi
Adıyaman Palanlı Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır. Yine Samsat-Şehremuz Tepe’deki tarihi bulgulardan M.Ö. 7000 yılına kadar Paleolitik M.Ö. 5000 yıllarına kadar Neolitik M.Ö. 3000 yıllarına kadar Kalkolitik ve M.Ö. 3000-1200 yılları arasında da Tunç Çağı dönemlerinin yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönemde bölge Hititlerle Mitanniler arasında el değiştirmiş ve Hitit devletinin yıkılmasıyla (M.Ö. 1200) karanlık bir dönem başlamıştır. M.Ö. 1200′den Frig Devletinin kuruluşu olan M.Ö. 750 yılları arası dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Ancak; bu dönemde yöre, Asur etkisine girmeye başladığından, Samsat’ta bulunan Asur etkili mühürler ve Kahta Eskitaş Köyünde bulunan Hitit Hiyeroglifli kitabeler, Anadolu’daki tarihi sislilerin ilimizdede aynen devam ettiğini göstermektedir. Bu dönemde de Adıyaman ve çevresinde Hitit Devletinin yıkılmasıyla ortaya çıkan Geç Hitit şehir devletlerinden biri olan Kummuh Devleti hüküm sürmektedir. M.Ö. 900-700 yılları arasında yöre Asur etkisine kalmakla birlikte, Asurlular tam olarak egemen olamazlar. 6. yüzyılın başlarından itibaren yöreye Persler hakim olur ve yöre Satrap’lar (valiler) eliyle yönetilir. M.Ö. 334 yılında Makedonya kralı Büyük İskender’in Anadolu’ya girmesiyle Pers’ler hakimiyetini kaybetmiş ve M.Ö. 1. yüzyıla kadar yörede Makedonyalı Selevkos Sülalesi hüküm sürmüştür. Bu sülalenin gücünün zayıfladığı sıralarda, Kral Mithradetes 1. Kallinikos Kommagene Krallığı’nın bağımsızlığını ilan etmiştir. (M.Ö. 69) Başkenti Samosota (Samsat) olam Kommagene Krallığı, egemenliğini M.S. 72′ye kadar sürdürmüş, bu tarihte yöre Roma İmparatorluğu’nun eline geçmiş ve Adıyaman, Roma İmparatorluğunun Syria (Suriye) Eyaletine, 6. Lejyon olarak bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında Batı ve Doğu Roma olarak ayrılmasıyla Adıyaman Doğu Roma İmparatorluğuna katılmıştır. 643 yılından itibaren bölgeye İslam akınları başlamakla birlikte İslam hakimiyeti ancak 670 yılında Emevi’lerle kurulur. 758 yılında ise 2. Abbasi komutanlarından Mansur İbni Cavene’nin hakimiyetine girer. 926 yılına kadar Abbasi hakimiyetinde kalan II’de bu tarihte Kürt devleti olan Hamdanilerin egemenliği başlar. 958 yılında yöre yeniden Bizanslıların eline geçer.ayrıca adıyamanın eski ismi SEMSUR’dur…

1114-1181 yılları arası yöreye Türk akınları olur. 1204-1298 yılları arasında Samsat ve yöresini Anadolu Selçukluları ele geçirir. 1230 ve 1250 yıllarında Moğol saldırıları yaşanır. 1298′de yöre ve il Memlüklülerin eline geçer. Adıyaman ve havalisi ilk kez Yıldırım Beyazıd döneminde yerel beylerden alınarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş1 olup 1402 Ankara Savaşından önce Timur’un komutanları tarafından yağmalanmış daha sonraki yıllarda meydana gelen sosyal ve siyasi çalkantılar sonucu bazı yerel beyler, Memlüklerin ve daha sonrada Dulkadiroğluları’nın elinde kalmıştır. Esas olarak Adıyaman’ın Osmanlıların hâkimiyetine girmesi Yavuz Sultan Selim döneminde vukû bulan Dulkadir seferinin akabinde olmuştur. Ancak bölgenin geniş kapsamlı idari teşkilatlanması, Kanûnî döneminde ortaya çıkan isyanlardan sonra gerçekleşebilmiştir. Yapılan düzenlemelerde, Malatya Sancak olmak üzere; Besni, Kahta, Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Maraş vilayetine bağlanmıştır. 1560 yılında Adıyaman-Samsat ve çevre livâlar Dulkadir Beylerbeyliği’nden ayrılarak Diyarbakır Beylerbeyliği’ne bağlanmış ise de 1574 yılında tekrar Dulkadir Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır.

Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına kadar eski eski idari yapısı korunarak Malatya’ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman 1 Aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı kanunla Malatya’dan ayrılarak müstakil il haline gelmiştir.

Nüfus
Şehir nüfusu 2005 yılı verilerine göre 244.541′dir. Adıyaman şehrinin 1955 yılından 13.966 olan nüfusunun, 1955′i izleyen nüfus sayımı dönemlerinde artış gösterdiği anlaşılmaktadır. Ancak 1970 yılında köylerden şehir merkezine göçün hızlanmasıyla %68.4 nüfus artış hızı ile en yüksek değerine yükselmiştir. 1980 yılında ise %39.8 değerle artış hızında eskiye göre gerileme gözlenmiştir. 1985, 1990, 1997 ve 2000 nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfus artış hızının arttığı görülmektedir. Bu artış 1985′te %59.45 e, 1990′da %66.78′e (10 045), 1997′de %112′e (nüfus 21.475′e), 2000′de %34 (nüfus 28.510) gibi yüksek bir değere ulaşmıştır. 1985 yılında 55030 dir, zaza ve çok az sayıda gayri müslimden(ermeni ve süryani)oluşmaktaydı. 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımında tahmin edilmektedir.

2007-2008 yılı yapılan nüfus sayımları: 582.762

İldeki nüfusun % 72.1′in ticaret, tarım ve sanayi kesiminde çalışmaktadır. Buna rağmen ildeki işsizlik oranı ise % 27.9 dur. Adıyaman şehrinin nüfus dağılımına göre ekonomik yapısının genel bir değerlendirmesi yapıldığında tarım sektöründe diğer sektörlere göre nisbi bir gerileme görülmesi ilin gelişmesi açısından olumludur. Ancak işsizlik sayısının giderek artması düşündürücüdür. Planlı ve istikrarlı kalkınmaya ayak uyduramayan Adıyaman GAP rüzgarından gerektiği gibi faydalanamamıştır. Sosyal ve Kültürel etkinliklere bakıldığında 1970li yıllarda merkez ilçede kapalı ve açık olarak 15 sinema salonu varken 2007 yılı tespitlerine göre merkez ilçede kayıtlı ve faal sinema salonu yoktur. Turizm Bakanlığı ve valilik tarafından düzenlenen festivallerin çoğunluğuda Kahta, Besni ve Tut ilçelerince organize edilerek sahiplenilmiştir. Bu durum, köyden kente kontrolsüz ve hızlı bir şekilde gerçekleşen göçün sonuçlarının ne kadar vahim ve yok edici olabileceğinin bir göstergesidir.

Ulaşım
Adıyaman’a karayolu ile Şanlıurfa, Malatya, Kahramanmaraş ve Diyarbakır olmak üzere beş güzergahtan gidilir. Adıyaman’ın Gölbaşı , Malatya Kahramanmaraş – Gaziantep karayolu ulaşımı Gölbaşı üzerinden sağlanır. Demiryolu ulaşımı da Gölbaşı ilçesinden yapılmakta olup, Malatya – Fevzi Paşa demiryolu bu İlçeden geçmektedir. Adıyaman Havalimanından uçak seferleri bulunmaktadır. Adıyaman’dan geçen, Şanlıurfa, Diyarbakır dahil Güneydoğu illerini birbirine bağlayan karayolu, Gerger İlçesine bağlı Güzelsu köyündeki feribot seferleri ile Şanlıurfa ve Siverek İlçesi’ne bağlanır.

1. Adıyaman Adının Menşei ve Manası
Halk arasında Semsur olarak bilinir. Adıyaman’a Bizanslılar döneminde “Perres” (Yunanca) veya “Pordonnium” (Latince) denilmekteydi. Süryaniler ise ilk dönemlerde Adıyaman’ı “Klevdiye” olarak adlandırmaktaydılar. Adıyaman, M. 757 yılında Halife El-Mansur yönetimindeki Araplar tarafından ele geçirilmiş ve Mansur’a izafeten “Hısn-ı Mansur” olarak adlandırılmıştır. Bundan sonra Osmanlılara kadar “Hısn-ı Mansur” olarak yani “Mansur’un Kalesi” olarak adlandırılacaktır. Ortaçağda bazen bu isim “Hişn-Mansur” olarakta isimlendirilmiştir. Şehir Adıyaman olarak adlandırılıncaya kadar gerek İslami gerekse Ermeni ve Süryani bütün kaynaklarda bu isimle veya yanlış yazılışı olan “ Hüsn-ı Mansur” olarak geçecektir.

2. Samsat İsminin Menşei ve Manası
Kuruluş tarihi çok eskilere dayanan Samsat’a Sümerler zamanında “Semizata” dendiği rivayet edilmektedir. Mısırların ise yine Samsat’a “Şamşuata”(?) veya “Şemşiata”(?) dediği rivayet edilmektedir. Ancak kentin adını Kommagene krallarından I. Antiochos Epiphanes’in dedesi olan Kral Samos’tan almış olduğu düşünülmektedir . Bu ismin manasının ne olduğu bilinmemekle birlikte antik çağlardan itibaren Samsat ismi muhtemelen Kral Samos’tan dolayı “Samasota”, “Samusat”, “Şimsat” “Simisat” adıyla adlandırılmıştır . Samsat adının Süryanice ve İbranice isminin “Simsat” (Şimsat) olduğu ve bu ismin “Güneş” “Güneş Diyarı” manalarına geldiği söylenmekle birlikte bunun yanlış olduğu kanatindeyiz. Çünkü ortaçağın ilk dönemlerinde IV. asrın başlarında Ermeniler Hıristiyanlığı kabul etmeden önce ateşperest idiler. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde bu eski dinlerini muhafaza etmiş olan Ermenilere “Arevebaşt” (yani güneşe tapınan) veya “Arevorti” (güneşin oğlu ) deniliyordu. Bunların XIV. Asıra kadar yoğun olarak yaşadıkları en önemli merkez Samsat’tı. Bu yüzden güneş diyarı değil de güneşe tapanların memleketi olarak bilinmelidir. İslam fetihleriyle birlikte “Samosata” ismi Arap şivesine uydurularak artık “Sümeysat” olarak adlandırılacaktır. Osmanlıların son dönemlerinden itibaren günümüze kadar olan dönemde ise “Sümeysat” adı değişerek günümüzdeki kullanılan “Samsat” halini almıştır.

3. Kâhta İsminin Menşei ve Manası
Bilge Umar bu ismin Süryanice’den geldiğini belirtmektedir. Bu yörede bir zamanlar önemli miktarda Süryani yaşamış olduğundan onun bu düşüncesini paylaşmaktayız. Süryani Mihael’de bu isim “Gaktai” olarak geçmektedir. Abu’l Faraç’ta ise Kâhta ismi “Kahti” olarak geçmektedir. Honigman ise bu isimlerden başka “Kjakta” kelimesini eserindeki haritada göstermiştir. Ermeniler bu yeri “Gakhta” olarak Arap tarihçileri ise “Kâhta” olarak adlandırmışlardır.Kürtçe Gexte denildiği gibi ayrıca Kolik de denmektedir. John Freely ise kentin Kâhta’nın ismini almadan önce M.Ö. 3. yüzyılın ortalarında Kommagene Kralı Arsemes tarafından kente verilen “Arsemia” isminden başka bu şehir içinde “Nymhaeum Kenti” olduğunu dolayısı ile böyle bir isminin de olduğunu söylemektedir. Bu isim şehrin yanından geçen Nymphaios (Kâhta) Çayı’n dan gelmiş olmalıdır. Nympha Yunan Mitolojisinde su ve orman perilerine verilen isimdi. O halde bu kentin ismi “su perisi kenti” veya “orman perisi” kenti olmalıdır.

4. Gerger İsminin Meşei ve Manası
Gerger ilçesi ve Gerger kalesi çok eski olmakla birlikte, kale birlikte büyük ihtimalle Kommagene Krallığı döneminde yapılmış veya tamir görmüştür. Çünkü kalenin duvarlarında bu dönemden kalma bir yazıt vardır. Gerger ismini Kerkük’den Adıyaman’a iskan edilmis bir Karakeçili aşiretinden alır. Gergerler dünya çapında yayılmış çok eski bir sülaledir. Gerger soyadi da Kerkük’de bulundukları bölgenin adidir. Nitekim Urfaya yerleşmiş aşiret mensuplarının soyadları Gerger, Gergerli yada Gergerlioğlu’dur.

5. Besni İsminin Menşei ve Manası
İlçenin adı antik çağda “Ostacuscum” du ve bu kent Kommagene krallığının beş önemli kentinden biri idi. Ancak daha sonraları “Bahasna” olarak kullanılan kentin bu isiminin son “sna “ takısına birçok Hitit belgesinde rastlanıldığı bilinmekle birlikte bu ismin nereden geldiği bilinmemektedir . Honigmann’da bu isim yukarda belirtiğimiz şekilde kullanılmıştır. Besni, Abu’l Farac’da “Bet Hesne” olarak ismlendirilmiştir. Urfalı Mateos’ta ise bu isim “Behesni” olarak geçmektedir. Süryani Mihael’de ise bu isim “Beit Hesna” olarak geçmektedir. İslami kaynaklarda ise bu isim “Bihisni”, daha sonra da günümüzde kullanılan “Besni” ye dönüşmüştür.

6. Çakırhöyük (Keysun) İsminin Menşei ve Manası
Çakırhöyük ismi Keysun isminin sonradan cumhuriyet döneminde değiştirilen şeklidir. Ama tarih boyunca bu yer “Kişum”, “Kaysum”, ”Cesum”, “Kaeasun”, “Kesun”, “Keasun” olarak adlandırılmıştır . Süryani Mihael ve Mateos’da “Keysun” , “Kaysun” Grigor’un Urfalı Mateos’un zeylinde ise “Gison” olarak geçer ve “Güzel” manasında olduğu açıklanmaktadır. Keysun ismi tarihçiler tarafından genellikle Maraş-Göksun ile karıştırılmaktadır. Süryanice “Kayşum”, Arapça “Kaysum”, Rumca “Kaesoun”, veya “Kessounion”’dur. Burası Adıyaman ile Besni arasındadır.

7. Gölbaşı
Bugünkü İnekli köyünün eski ismi ve bir zamanlar önemli bir ilk çağ kenti olan “Adata” idi . Honigmann’da “al-Hadas”, “Hadata”, olarak vermiştir[1].

Başka bir rivayete göre çok eski devirlerde Adıyaman’da putperest bir hükümdarın hak dine inanmış yedi oğlu varmış. Bu yedi genç putperest babalarının dinine inanmadıkları için öldürülmüşler. Bundan dolayı Adıyaman isminin “Yedi Yaman”dan geldiği söylenir. Bu yedi kardeşin mezarı Adıyaman’ın güneyindedir.

Ekonomi
Sanayi
Adıyaman’da sanayi, 1967 yılında Faaliyete giren ve devlet kuruluşu olan Sümerbank (Pamuklu Sanayi İşletmesi)’la başlamıştır. Daha sonra yine Devlet Kuruluşu olan Süt, Çimento Fabrikaları ile Sanayi gelişme göstermiştir. 1988 yılına kadar sanayileşme konusunda ciddi bir gelişme olmaz. Ancak bu tarihten sonra ülkemiz ekonomisindeki sanayileşme çabaları ve sanayinin teşvik edilmesi sonucu yatırımların hızlandığı gözlenmiştir. Özellikle yöresel ihtiyaçların sonucu olarak tarıma dayalı un ve tekstil fabrikalarının sayısı hızla artış göstermiştir.

Adıyaman sanayii çoğu orta ve küçük işletme ölçeğinde toplam 90 adet işletmeden oluşmaktadır. Bu işletmelerin çoğunluğu tarıma dayalı sanayi dallarında faaliyet göstermektedirler. Bu işletmelerde istihdam edilen işçi sayısı ise toplam 5053 kişidir. Yani bir işletmede çalışan işçi sayısı ortalama 56 kişidir.

Tekstil sanayii
Adıyamanın sanayi yapısı içerisinde tekstil sektörünün önemli bir yeri vardır. İlde bulunan toplam 90 işletmenin % 41′ü tekstil sektöründe faaliyette bulunmaktadır. İstihdamdaki payı ise % 80,4 ‘dür. Yani istihdam edilen her 100 kişiden yaklaşık 79 kişi bu sektörde çalışmaktadır. Tekstil sektöründeki firmaların sektör içi dağılımları ile ilgili istatistiki bilgiler şöyledir.

Gıda sanayii
Adıyaman sanayinde ikinci önemli sektör gıda sektörü oluşturmaktadır. Gıda sektörü içerisinde ise un fabrikalarının önemli bir yeri vardır. Yörede üretilen buğday bu tesislerde işlenerek çevre illere ve doğudaki illere (Bingöl, Muş gibi) satılmaktadır. Gıda sektöründe faaliyette bulunan işletme sayısı toplam 31 olup ildeki sanayi işletmelerine oranı yaklaşık % 34′dedir. İstihdamdaki payı ise % 9 civarındadır.

Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi
1991 yılında kuruluş çalışmalarına başlanan Adıyaman Organize Sanayi Bölgesinde, 1996 yılında kamulaştırma ve etüd-proje işlemleri tamamlanmıştır. 1997 yılında altyapı çalışmalarına ve arsa tahsis işlemlerine başlanmıştır.

İl Merkezine 6 km uzaklıkta, ilimiz kuzeybatı istikametinde, Belediye sınırları içerisinde, TPAO tesisleri ile açılacak olan Adıyaman Kuzey Çevre Yolunun bitişiğinde 150 hektarlık alan üzerinde kurulan Bölge, 86 adet sanayi parseli ile 1. Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöre, teşvik, imkân ve kolaylıklarıyla sanayicilerimizin hizmetine sunulmuştur.

Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi 86 adet sanayi parselinden oluşmaktadır. Bu parsellerin bugüne kadar % 85′i tahsis edilmiş olup, bunların 6 adeti işetmeye açılmıştır. Bu tesislerin;

3 adeti Konfeksiyon sektöründe
1 adeti Elektrik-Elektronik
1 adeti yem fabrikası
1 adeti ise ağaç işleme sektöründe faaliyet göstermektedir.
Bu tesislerimizde yaklaşık 500 kişi istihdam edilmektedir. Yapılan bu konfeksiyon sektöründeki imalatların bir kısmı EGS aracılığıyla bir kısmı ise, kendi imkânları ile yurt dışına ihraç edilmektedir.

İnşaat safhasında olan tesis sayısı ise 8 adettir. Bu tesislerin ;

3 adeti Mobilya sektöründe
2 adeti yem fabrikası
2 adeti tesktil sektöründe
1 adeti ise plastik sektöründe faaliyet gösterecektir.
Geri kalan tesislerimizin ise henüz inşaatına başlanmamış olup, proje safhasındadır. Bu firmaların ;

26 adeti tekstil-konfeksiyon-iplik sektöründe
13 adeti gıda sektöründe
3 adeti plastik-ambalaj sektöründe
1 adeti makina sektöründe
1 adetin ise elektronik sektöründe yatırım yapmaları beklenmektedir.
Adıyaman Küçük Sanayi sitesi 1969 yılında kurulmuş 1987 yılında ihale edildikten sonra yapımına fiilen 30.4 1988 yılında başlanmış ve 2000 yılı içerisinde tamamlanarak hizmete açılmıştır. Toplam 350.000 m² alana sahip olan sitede 350 adet iş yeri bulunmaktadır.

Ancak Küçük Sanayi sitesinin ihtiyacı karşılayamaması nedeniyle 200 ek iş yeri 2001 yatırım programına alınarak inşaatına başlanmıştır.

Adıyaman Küçük Sanayi Sitesi Esnaf ve Zanaatkarlarının dağılımı

MESLEK GRUBU SAYISI
Demir Döküm 2, Oto Elektrik 38, Kaportacı 8, Oto Tamirci 95, Bobinaj Ev Aletleri Tamircileri 4, Kaynakçı 15, Tornacı–Tesviyeci 60, Zirai Aletleri Tamircileri 27, Demirci 70, Boş olanlar 23.

Besni Küçük Sanayi Sitesi
Besni’nin kayaardı mevkiinde 06.12.1993 tarihinde ihale edilen sitenin inşaatına Nisan 1994 yılında başlanılmıştır. Besni Küçük Sanayi Sitesi % 85 sanayi ve Ticaret Bakanlığı kredi desteği ile yürütülmektedir. Tamamlandığında 278 iş yerinin bulunacağı sitenin inşaatı % 30 oranında tamamlanmış olup, faaliyete geçtiğinde 1500 kişi istihdam edilecektir.

GÖLBAŞI KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ
22 Kasım 1989 yılında kurulan küçük sanayi sitesinin inşaatı Gaziantep yolu üzerinde belediye imar planı içerisinde 30 dönüm üzerinde devam etmektedir. K.S.S 100 iş yeri kapasiteli %70 sanayi ve Ticaret Bakanlığı Kredi desteğine sahiptir. Site tamamlandığında küçük esnaf ve zanaatkar daha sağlıklı ortamlarda daha iyi hizmet verme imkânına kavuşacaktır.

ÖZ KAHTA KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ
Kahta Küçük Sanayi Sitesi 27.09.1996 yılında kurulmuş olup, proje çalışmaları tamamlanmıştır. 2001 yılı revize yatırım programına alınması için girişimler devam etmektedir.

Petrol ve madencilik
Ülkemiz genelinde çıkarılan ham petrolün % 10′ına yakın kısmı Adıyaman’daki kuyulardan elde edilmektedir. Ancak son yıllarda yeni petrol kuyularının açılması yavaşladığından üretimde de buna paralel bir düşme gözlenmiştir.

Petrol üretimi sadece TPAO tarafından değil, bölgede faaliyette bulunan özel sektöre ait işletmeler tarafından da yürütülmektedir. Aşağıda tabloda yer alan petrol verilen üretim değerleri sadece TPAO’nun üretimlerini içermektedir. Özel sektör üretim miktarı yaklaşık 1.000.000 varil/ yıl dır.

Adıyaman TPAO da günlük 400 m3 gaz üretilmektedir üretilen gaz Adıyaman istasyonlarında ve bölge tesislerinde kullanılmaktadır. Üretilen ham petrol Botaş kanalı ile TÜPRAŞ’a satılarak değerlendirilmektedir.

Adıyaman – Enerji
Enerji tüketimini sanayi ile doğrudan ilgisi bulunduğundan ilimizdeki enerji durumu son yıldaki alınan elektrik enerji miktarı 648.901.362 KWh, satılan elektrik enerjisi ise 513.295.305 KWh.dır. tüketilen elektrik enerjisinin %60 sanayide, %16 meskenlerde, kalan %24′lük kısım ise diğer alanlarda kullanılmıştır. Sanayide kullanılan elektrik enerjisi diğer müşteri gruplarına göre önemli bir yere sahiptir. Sanayi tüketimleri içerisinde Adıyaman Çimento fabrikası, TPAO sondaj tesisleri, Tekstil Fabrikaları ilk sıraları oluşturulmaktadır.

İlimiz kalkınmada öncelikli iller arasında yer aldığından, tüm abone gruplarında %10-12 arasında indirimli elektrik satışı yapılmaktadır. Ayrıca teşvik kredisi ya da KOBİ kredilerinden yararlanan tüm sanayi kuruluşlarına 1999 yılından itibaren başlamak üzere elektrik enerji bedellerinden, ilk yıl için %50, ikinci yıl için %40, üçüncü yıl için %25 indirim uygulaması yapılmış ve bu uygulama halen devam etmektedir.

İlimiz Atatürk Barajı ve Karakaya Barajı HES’larına çok yakın olduğundan sağlıklı bir biçimde elektrik enerjisi alabilmekte ve gerilim düşümü vb. gibi olumsuzluklar ilimizde yaşanmamaktadır.

Şehir şebekeleri, dağıtım hatları ve diğer elektrik tesisleri yönünden altyapı çalışmaları tümüyle tamamlanmış ve yenilenmiş olan ilimizde, tüm OG gerilimi 33 kV.dır.

Elektrik enerjisi yönünden İlimiz ve İlçelerinde önemli bir problem bulunmamaktadır.

İlimize 2000 yılı için 648.901.362 KWh elektrik enerjisi satın alınmış ve bunun 513.295.305 KWh’i satılmıştır.

son yılların gözde ili adıyaman artık büyük bir metropoldür

Adıyaman – Su Ürünleri
İlimiz Baraj Gölleri, Doğal Göller, Akarsular ve Kaynak Suları ile çok büyük bir su potansiyeline sahiptir. Bu suların pek çoğu Kültür Balıkçılığı yapmaya müsaittir. İlimiz sınırları içinde Yüzer Ağ Kafeslerde Alabalık Yetiştiriciliği yapılmaktadır. 2000 yılı toplam su ürünleri üretim miktarı ise 543.480kg.’dır.

Turistik yerler
Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin batısında yer alan, tarih sahnesindeki yeri ilk insanlara dek uzanan, pek çok değişik kültüre merkezlik etmiş olan gerçek bir kültür ve turizm kentidir. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Adıyaman toprakları üzerinde, insanlık tarihinin bütün dönemlerinde yaşanmışlığa dair bulgular elde edilmiştir.

Tarih boyunca çeşitli devletler arasında el değiştiren Adıyaman İli, M.Ö. 3000-1200 yıllarında Hititler, 1200-700 yılları arasında Asurlular, 750-600 arasında Frigler, 600-334 yılları arası Persler, 334-69 yılları arası Makedonlar, 69-M.S. 72 yılları arası Kommagene Krallığı, 72-395 yılları arası Roma İmparatorluğu, 395-670 Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu, 670-758 yılları arası Emeviler, 758-926 Abbasiler, 926-958 Hamdaniler, 958-1114 yılları arası yeniden Bizanslılar, 1117-1204 Eyyubiler, 1204-1298 yılları Anadolu Selçukluları, 1298-1516 Memluklular arasında el değiştirdikten sonra 1516 tarihinde Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir.

Tarih boyunca ev sahipliği ettiği sayısız medeniyetten gelen değerleriyle Adıyaman İli, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli turizm merkezlerinden biri olarak, dünyanın her yerinden gelen konuklarını ağırlamaktadır.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

| T-Forum | Forum |Toplist |RadyoDilan |Sohbet |Sohbet Odalar |


Sohbet
Sohbet toplist Toplist Domain